YANILMAK :

Biri, yanılmaktan bıkmıyor…

“Allahım beni affetsin.
Milletim beni affetsin.
Beni kandırmışlar, aldatmışlar.”

Barzani’nin aldanması,
Obama aldanması,
İsrail aldanması,
Avrupa aldanması,
Fethullah Gülen aldanması,
PKK aldanması,
Ergenekon aldanması,
……

Yanılma SAYISI :
1, 2, 3,…5,……10,……………….?

Bir kişi kaç defa kandırılır, aldatılır?
Üstelik bir devletin başı…
Maalesef, emperyalizmin bütün ödüllerini toplamış bir baş…
Saflık aldanması mı?
Zaruri aldanma mı?

Peki bu son mu?
Muhtemelen HAYIR!

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Temel sorun, anayasa mı?

Ülkemizde yaşanan sorunlar,

ANAYASA KAYNAKLI MI?
UYGULAMA KAYNAKLI MI?

Aşağıdaki Soruları
Evet –  İNANIYORUM
Hayır – İNANMIYORUM

  1. Ülkemizin Türk Milleti tarafından yönetildiğine, siyasilerin başka devletler, kişiler ve çevrelerin baskısı altında kalmadan Millet adına ülkeyi yönettiğine (*6),
  2. İşçi (Ya da İşsiz) Erdoğan’ın oğlu ile, Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlunun ülkemizde aynı ayrıcalıklara ve haklara sahip olduğuna (*10),
  3. Devlet makamlarının her ikisine de aynı şekilde ve eşit davrandığına (*10),
  4. Devletin, bütün vatan sathındaki insanlarımızı, vurguncu, tefeci, rantçı, üçkağıtçı ve eşkıyaya karşı yeterince koruduğuna (*19),
  5. İnsanlarımızın özel görüşmelerinin başkaları tarafından dinlenmediğine (*22),
  6. “Dindar Değilim” diyen bir vatandaşımızın, devlet veya hükumet yanlısı belediyede ihalesinde “Dindarım” diyen bir vatandaş kadar eşit şansa sahip olduğuna (*24),
  7. İnsanlarımızın düşüncelerini, ceza yemeden, mahkemeye düşmeden, Balyoz, Ergenekon gibi nedenlerle tutuklanmadan özgürce açıklayıp paylaşabildiğine (*25-26),
  8. Basının hür olarak ve sansür edilmeden çalışabildiğine, yazarlara baskı yapılmadığına (*28),
  9. Alın teri ile çalışan insanlarımızın, devletle iş birliği yapan TOBB, Ticaret Odaları kurumlarca/örgütlerce, devlet eli ile haraca bağlanmadığına (*33),
  10. İnsanlarımızın, önceden izin almadan ve devlet tarafından tartaklanmadan, su sıkılmadan, gaz püskürtülmeden, dövülmeden, yerlerde süründürülmeden fikir ve düşüncelerini açıklama hakkına sahip olduğuna (34),
  11. Suçluluğunuz kanıtlanmadan, aylarca veya yıllarca hapishanelerde tutulmayacağınıza (*38),
  12. Vatandaşların, özgürce ve dilediği kadar eğitim ve öğrenim hakkı olduğuna ve bunu özgürce kullanabildiğine (*42),
  13. Devletin, tarih, kültür ve tabiat varlıklarını koruduğuna ve korumak için tedbirler aldığına, (*63),
  14. Devletin, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı koruduğuna, desteklediğine ve sanat sevgisinin yayılması için gerekli tedbirleri aldığına (*64),
  15. Siyasilerin, ideolojilerini yaymak ve güç sağlamak için, gizli kaynaklardan para almadığına (*69),
  16. Vatan Hizmetinin her Türk’ün hakkı ve görevi olması için herkese eşit davranıldığına (*72 – *10),
  17. İnsanlarımızın vergilerini kendi mali gücüne göre ödediklerine (*73),
  18. Genel seçimlerde, yargı organlarının seçimlerini adil bir şekilde yönettiğine ve denetlediğine (*79),
  19. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, milletvekilleri ile onların yandaşları değil de bütünü ile Türk Milletini temsil ettiğine (*80),
  20. Hakimlerin ve savcıların tamamen bağımsız olduklarına (*138),
  21. Hakim ve savcıların görevlerini adaletle yerine getirmelerini engellemek için görevlerinden alınamadığına/alınmayacağına (*139),
  22. Cumhurbaşkanı’nın devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışması ile Anayasa’nın yazıldığı gibi uygulanmasını titizlikle gözettiğine (*104),
  23. Kanunların Anayasa’ya aykırı olamadığına/olmayacağına (*11),
  24. Diyanet İşleri Başkanlığının, Laiklik ilkesi doğrultusunda ve siyasi görüş ve düşüncelerden etkilenmeden, asıl görevi olan İnsanlarımızı KURANDAKİ İslam konusunda aydınlattığına (*5)

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Bir kimse başka bir kimseye neden teşekkür eder?
Kendisine sunduğu ve hoşnut olduğu kibar bir davranış için.

Bir kimse, başka bir kimseye neden ödül verir?
Kendisinin hoşuna giden ve olmasında büyük yararlar gördüğü  işlere büyük katkılar sağladığı için.

Bir devlet bir kişiye neden ödül verir?
Bu devletin yararına olan ÇOK BÜYÜK işlere ÇOK BÜYÜK katkılar sağladığı için…

Ödül veren Devlet,  iyi bir geçmişe sahipse, yapılan işlerin insanlık için de POZİTİF bir katkısı,
Emperyalist bir yapıya sahipse yapılan işlerin bu devlet açısından mutlaka POZİTİF ama
muhtemelen insanlık için ÇOK BÜYÜK bir NEGATİF katkısı vardır.

ÖDÜLLER :

2005 – TAYYİP ERDOĞAN – YAHUDİ CESARET ÖDÜLÜ

10 Haziran 2005 günü New York’taki ADL genel merkezinde gerçekleştirilen törende gerçekleşmişti.Başbakan Erdoğan: Yahudilerden “Üstün cesaret madalyası” (Amerikan Yahudi Kongresi – ‘Profiles in Courage’) aldı. Yahudi lobisi 104 yılda sadece 10 kişiye bu ödülü verdi.

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

“İhtiyacımız nedir?” diye sorulursa,
Yanıtı, “İyi ahlaklı (*1) olmaktır” olmalıdır.

*1 Ahlak, isim Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri
ve kuralları, 
Ahlaklı insan olmak iyi insan, kötü ahlaklı veya ahlaksız, insan kötü insan olmaktır.

Dünyadaki bütün dinleri ortak bir yönü, toplumun iyi bir ahlaka sahip olmasıdır.

İyi insan veya kötü kavramı insanların mesleklerinden, hobilerinden, çevrelerinden,
eğitim seviyelerinden, zenginliklerinden, siyasi görüşlerinden bağımsız bir kavramdır.

Aslında, dinlerin içeriğinin belki Yüzde doksanı,
Empati (*2) demektir.

*2 Empati veya eşduyum,
bir başkasının duygularını, içinde bulunduğu durum ya da davranışlarındaki
motivasyonu anlamak ve içselleştirmek demektir. Kendi duygularını başka
nesnelere yansıtmak anlamında da kullanılır.
*isim, ruh bilimi Duygudaşlık

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Türk Milleti ne Bekliyor?

 

Referandum değerlendirmesi:

AK Parti nasıl çalıştı? :
Sınırsız Para kaynağı, (Örtülü ödenekler ve nereden geldiği belli olmayan para)
Sınırsız Yandaş Gücü (Devletle iş yapan şirketler ve yandaş şirketler)
Sınırsız Devlet Yetkisi, (Devletin bütün kurumları, Kanun hükmünde kararnameler vs)
Sınırsız Belediye Kaynakla(parasız 1-2 televizyon ve gazete dışında bütün medya)
Sınırsız Yandaş veya Kiralanmış eleman ve
Sınırsız Kumanya ve erzak dağıtımı ile
DÖRT BAŞI MAMUR BİR ÇALIŞMA YAPTILAR.

Türk Milleti nasıl çalıştı?
Tamamen kendi ceplerinden harcama yaparak,
referandumun riskini Türk Milletine anlatmak için seferber oldu.

Sonuç:
Görünürde Yüzde 50- yüzde 50.
Ama gelişmelerden anlaşılıyor ki, REFERANDUMUN SONUCU,
çeşitli hileler ve yalnızca %1 farkla İktidar partisi lehinde çıkartıldı.

  

 

Hileli seçim:

Referandumun, hileli bir seçim olduğu gün gibi ortada.
Bu işin içerisinde bir taşla iki kuş vurmayı hedefleyen büyük bir tuzak var.

Birincisi;
AK Partiye referandumu kazandırmak ve yapılabilirse planlanan hedefe yani ülkeyi bölmeye doğru yola devam etmek.

İkincisi ise,
12 Eylül 1980 öncesi de gördüğümüz gibi, insanları sokaklara dökerek iç savaşa sebep olabilecek ortamlar yaratabilmek. Bilindiği gibi o dönemde, sonraki döneme geçişi kolaylaştırmak yani,12 Eylül darbesini hızlandırmak için yaratılmış bir sağ-sol çatışması, o da yetmezmiş gibi aynı grupların bir gece sağcıların kahvesini, ertesi gün de solcuların kahvesini kurşunlamaları gibi büyük çalışmalar yaptıkları bile görmüştük.

 

Bir zamanlar oldukça YÜKSEKLERDE olduğu için kimseniz erişemediği ve bu nedenle
bütünüyle BAĞIMSIZ olarak çalışan bu kurum özellikle son 15 yıldır AK Parti ve FETÖ
çalışmaları ile yükseklerden indirilerek alçaltılmış ve bağımsızlığını tamamen kaybetmiştir.
Yapılmış olan referandum sonrasında açıkça görülmektedir ki,
Yüksek Seçim Kurulunun adı da artık, aşağıdaki gibi değiştirilebilir.
GÜÇLÜ OLANIN RAHATÇA MÜDAHALE EDEBİLDİĞİ BİR KURUM…

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Hiçbir şey yoktan var, vardan yok olamaz.

Kazanım için üretim ve alın teri dökülmeyen bir ortamda,
Birileri çok kazanıyorsa, Birileri mutlaka kaybediyordur.
Bu durum zamanında bir gecede iki katına çıkarılan Dolar’da
Kaybedenler ve kazananlara çok benzer bir durumdur.
Hükumetten tüyoyu alıp, bütün paralarını o gece dolara çeviren hırsızlar ile
Belki o gün bir nedenle Dolar bozduran gariban kaybedenler gibi…

Şimdi Başkanlık yarışı var

Devletin başı çıkmış haykırıyor…
Bizim gibi icraatlar yapan bir hükumet var mı?
Bu soru bu kadar kısa zamanda yanıtlanacak bir soru değil?
Gördüğün, göründüğü gibi olmayabilir.
İnsanlarımız gün geçtikçe daha da cahilleştiriliyor.

Hükumet her kurum üzerinde baskı üzerine baskı yaratmış durumda.
Devletin denetleme mekanizmaları ve devlet kaynakları özel’e tahsis edilmiş.
Devletin gelirleri sınırsızca parti desteği için harcanıyor.
Devletin yayın kuruluşu dahil yüzlerce medya kuruluşu Hükumete çalışıyor.
Yargı devre dışı bırakılmış, adaletten haber yok

Biri bana söylesin şimdi.
Devletin herhangi üst düzey bürokratı:
Erdoğan ve ailesi ve yakınları ve kodamanlarından herhangi biri ile
çok değerli bir arsa probleminiz olduğunu ve
Yüzde yüz haklı olduğunuzu varsayın…
Adalet sizin adınıza çalışır mı?

AK Partili biri, üstelik okumuş olanı çıkmış:

Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Arı,
okuma oranı arttıkça kendisine afakanlar bastığını, cahil,okumamış
halka daha çok güvendiğini belirtiyor ayrıca
,
daha çok cahil ve okumamış tahsilsiz kesimin ferasetine
(anlayış-sezgi) güveniyorum bu ülkede
” 
diyor.

Bu şekilde düşünen birinin ülkeden bile kovulması gerekirken atanıyor. Nereye?
YÖK Yüksek Öğretim Kurulu’na…
Hangi Görevle?
Denetleme üyeliği…

Yani bu bizlere açıklamış olduğu engin bilgisi ve tecrübesiyle,
Bir de denetleyecek…
Kimi?

ALLAH KORUSUN…

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Recep Tayyip Erdoğan : “Yalan Söyleyenden Başbakan olmaz.”
(Mart 2013)

Kendisiyle çelişen;
Bir tarafı doğru söylerken,
Diğer tarafı doğru söyleyemeyen / söylettirilmeyen bir siyasetçi…

Düşünün babanızın oğlu olsa,
bu kadar çelişkili,
doğru ve yanlışı bir arada kullanan,
Yüz seksen derece gelgitleri olan bir kişiye; Kendisini çok sevseniz,
Çok oturaklı görseniz bile nasıl güvenebilirsiniz?

Bu iş küçük bir mahalle bakkalının ticareti değil,
Bu büyük bir Milletin geleceğidir.

Dikkatle İzleyin / İzletin…

Her zaman biri doğruyu, biri yanlışı söyleyen 

İKİ BAŞBAKAN…

PROBLEM : AYNI BEDENDE OLMASI…

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

2017-03-21_Hayırdiyenteröristtir

AK Parti’de kazanmak için her şey yapılır.
Sebepleri tartışılabilecek büyük bir hırs var.
Olayları saptırmak, saldırmak, kavga, öfke
Hatta açık yalan var.
Sanki şu anda düşman belledikleri ile
sarmak dolaş gezdikleri günleri
bir anda unutmak, unutturmak var.
Tüm bunları yaparken, adaleti, hakkı, hukuku
kolayca gözardı etmek;
Hatta tüm bunları yaparken,
Allah’an bile korkmamak var…
————————————
Bu bir seçimdir.
Hak ile batıl,
demokrasi ile oligarşi arasında.
Şimdi Türk Milletinin büyük bir kesimini
kendilerinin kanka oldukları hiçbir dönemde
onlarla ASLA dost olmamış, her fırsatta hükumetlere
olayın ciddiyetini anlatmış,
Onlarla bilfiil savaşmış insanları
PKK ve FETÖ ile aynı kefeye koymaya çalışmak;
büyük bir sorumsuzluk, insafsızlık, haksızlık ve
Allah’sızlıktır.

Tüm bunların özeti şudur:
Tamamı ile onların fikrinden bile olsan, yarın yine ve her an
düşman ilan edileceksin. “Ne istediler de yapmadık” dedikleri
ve her konuda onları destekleyerek devletin her kurumuna soktukları kişilerle düşman oldukları gibi…

Demokrasi bizlere Allah’ın bir lütfudur.
Toplum bireylerinin kanunlarla korunması,
Mala, paraya bakılmaksızın kanun önünde herkesin eşit olması demektir.
Kendinden olmayan bireyleri kolaylıkla karalayan bir yönetim kuşkusuz, FETÖ operasyonları ile,
yalnızca kendilerine karşı olduğu için bir çok masum insanın canını yakmaktan da asla çekinmeyecektir. 2 x 2 = 4
Unutmayalım ki, canı yanan masumlar yarın sen veya ben olacağız.
Bu nedenle;

Bu zihniyetlere AÇIKÇA HAYIR!

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Diyanetim Benim…

17.03.2017

Diyanet İşleri Başkanlığını tanıyalım…
Ama
“Kaç tane cami var?

Kaç tane personel var?
Bütçe ne kadar?
Kaç tane Bakanlığın bütçesine denk bir bütçe?
Ve paralar nerelere harcanıyor?”
gibi sorularının ötesinde,

Olayın özüne bakmaya çalışalım Çünkü,
Bu iş, hem Türkiye hem de
bütün Müslüman alemi için son derece kritik bir konudur.
Gerçekten Allah’ın izinde mi yoksa
Hükumetlerin peşlerine takılmış ve
Sallabaş olmuş bir kurum haline mi gelmiştir?

 

Diyanet İşleri Başkanlığı KİMDİR?

Kuruluş tarihi :
3 Mart 1924 tarihinde, Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle

429 sayılı kanunla Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı’na bağlı bir teşkilat olarak kurulmuştur.

Amacı : Cami mescit açılışı izinleri vermek, namaz vakitleri, usulüne uygun hac, tesis kurmak.
araştırmalar yapmak vs gibi şekilsel işler dışında
yalnızca 1 temel amacı vardır. O da 

Din konusunda toplumu aydınlatmaktır.

Hangi din konusunda?

Kuşkusuz İslam Dini, yani Kuran’da ne yazıyorsa o…

Nasıl bir aydınlatma?
İslam Dininin Kuran’da yazıldığı gibi uygulanması,
Hurafelerden, yanlış örf ve adetlerden temizlenmesi veya
bunları engellenmesi…

İşte bu…

——————————————————-

Kritik sorular şunlardır:

Tüm bu konularda Diyanet ne yapıyor?
Halkı toplumu nasıl aydınlatıyor veya aydınlatacak?
Aydınlatmada rol oynayacak kişiler, yeteri kadar aydın mıdır?

Şu an dünyamız büyük bir sınavın eşiğinde.
Orta Doğu ve dünyanın büyük bir bölümü kan içerisinde;
Üstelik bu ülkelerin neredeyse tamamı Müslüman…
Bu konularda toplumun aydınlatılması için
Diyanet İşleri Başkanlığı ne işler yapıyor?

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

DEMOKRATİK BİR ALTYAPI SAĞLANMADAN,
DEMOKRATİK BİR SEÇİMDEN SÖZ EDİLEMEZ…


Bir vatandaşımız diyor ki :
“Üniversitede öğrenciydim. Yıl 1977…
Üniversiteler çok sıcak ve endişeli günler yaşamakta. Sağ sol çaltışmaları ve bunun ötesinde sol içerisinde kendisi ile çatışmakta olan onlarca farklı grup / farklı ideolojiler var.

Ders yapmakta iken çoğu zaman dersanenin kapısı tıklanmadan açılır, birileri içeri dalar ve öğrencileri kendi istekleri dışında adeta sürerek miting yapmaya götürür. Öğrencilerin tamamı çember altındadır ve gruptan ayrılmalarına hatta tuvalete gitmelerine bile izin verilmez.

Sağ veya sol olmasına bakılmaksızın bu gençlerin çoğunda belki cüzdan yoktur ama ceket altında sizlere gösterdikleri bir silah mutlaka vardır. Mesaj ise oldukça açık : “Ya dediğimi yaparsın ya da dediğimi yaparsın.“… Ne özgürlük ama…

Yer ise Ankara, BAŞKENT…
Genelkurmay ve Meclisten yalnızca 5 kilometre uzakta bir üniversite.
İstemediğin
kadar asker, polis, vekil, nistepen eğitimli bir halk…
Sizin ise, yürüyüşlere katılmamak, başkası
tarafından belirlenen iş bitmeden, jandarmaya veya polis taşlamadan, son perdeden slogan atmadan gruptan ayrılma şansınız yok…”

Şimdi basit bir analoji ile karşılaştıralım :
Ya Doğu Anadolu, Güney Doğu Anadolu?
Ortalarda otomatik silahlarla dolaşan militanlar;
Hükümet desteği ile bir devlet kurmaya çalışanlar;
Emperyalizm tarafında yıllarca beslenmiş ve halen de beslenen çeteler;
İnsanların çocuklarını zoraki dağa kaldırıp, devlet ile savaştıranlar…
Tek amaçları ise burada kendileri lehine görünür sonuçlar almaya çalışmak…
Ve Devlet? HİÇ YOK !

Burada yapılacak seçimlerin yeterince demokratik olduğuna inanmak mümkün mü? Hayır !
“Silahlı” ne dilerse, oylar o şekilde çıkacak…

ADI “Demokrasi” olan sistem, gerçekten bir demokrasi mi?

DEMOKRASİ :
Demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını
şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir.

OLİGARŞİ :
Oligarşi, sadece belirli bir grubun bir ülkeyi yönetmesiyle ortaya çıkan bir
yönetim biçimidir.

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Kime oy verelim?

06.03.2014

Kime oy verelim?

2014-03-05_KaranlıkGüçBaşbakan’ının bile hırsızlığı ayyuka çıkmış bir partiden kurtulmayı mı hedeflemeliyiz yoksa, Muhalefet partilerinden birini iktidara / başarıya taşıyınca tüm işlerin düzeleceğini mi ümit etmeliyiz? Veya ilk olarak mahalli seçimlerde AKP kaybedecek olursa caddelere çıkıp, bayram yapıp göbek mi atmalıyız?

Şimdi yıllarca AK Parti’den desteklerini esirgemeyen yazar ve zengin birdenbire
neredeyse VATANSEVER oluverdiler ve başka hesaplar yapılmaya başlandı.
“Şu bölgede oyunuzu MHP’ye verin, Şu şehirde CHP’yi destekleyin. Oylarınızı bölmeyin. Yeter ki AK Parti kazanmasın.”… Oysa büyük belediyelerin çoğu AK Parti’den çok önce; neredeyse Selamet Partisi zamanından beri aynı adamlar ve aynı zihniyet tarafından yönetilmekte.

Soru şu :

CHP veya MHP kazandığında, sorunlar çözülecek mi, rantlar azalacak mı?
Bu iki meclisteki parti, TÜRK HALKI’nın sokaklarda olduğu o önemli zamanlarda
BU Halkın ne kadar arkasında oldular? Ülke açık açık bölünürken, anayasal haklar
açıkça gasp edilirken ne kadar sokağa inebilme cesaretine sahip oldular. Bu partiler
Bu Millete ne kadar yakışıyor?

Muhalefet partilerimizi tanıyalım (Makaleler için Tıklayınız) :
“Diyelim AKP Gitti…”

“Sonar Anket Yapmış(MIŞ)…”

“Muhalefet Olmayı Hatırlamak…”

“Türk Ulusu’na gereken, öncelikle “karakterli” bir MUHALEFET…”

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Forbes Türkiye’nin en zenginlerini açıkladı Forbes’ın “En zengin 100 Türk”sıralamasına göre, Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk 3 milyar 400 milyon dolarlık servetiyle ilk sırada yer aldı.

Ekonomik büyüme 2012’de ivme kaybetmesine rağmen milyarder sayımız artmaya devam ediyor. Son bir yılda Türkiye’de ilk 100’e giren zenginlerin toplam servetinde önemli artış yaşanırken dolar milyarderi sayısı ilk kez 44’e çıktı.

FORBES Türkiye dergisinin bu yıl sekizincisini hazırladığı “En Zengin 100 Türk” listesine göre, listeye giren zenginlerin toplam serveti 117,85 milyar dolara yükselirken milyarder sayısı 44 oldu. Geçen yıl açıklanan ilk 100’de 34 milyarder yer alıyordu, toplam servet de 95 milyar dolardı.

2013-12-26_DolarMilyarderleri

Oysa,
AKP İktidarı ile yalnızca belli çevrelerin zenginliğine zenginlik kattığı bu ÜLKE,
Her kötü uygulamadai Avrupa ve dünyada liderliği kimseye kaptırmıyor.

2013-12-31_DolarMilyarderleri_7sırada

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Diyelim ki yarın İktidar Partisi gitti,
Toz oldu veya birden bire buharlaştı.
Bir sonraki gün Ne olacak?

“B” veya “C” planın  hazır mı?
Yerine kim gelecek?
Sorun, Gelecek kişilerin kim olduklarında mı?
Yani, İktidar yaşlanmış ve iktidarını kaybetmişse,
Yerine aport için bekleyen,
Mevcut Muhalefet partilerinden birini mi seçmeli?
Veya Başka bir parti kurup onu mu desteklemeli?
Ya da Allah’tan bir mucize mi beklemeli?

2013-07-19_UğurMumcu_900x900

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Sonar Anket yapmış ve şu an seçim yapılsa seçim sonuçları
ne olurdu konusuna açıklık getirmiş.

Başlık şöyle : “AKP, Sonar anketinde de düşüşte!”

Sonar Araştırma Şirketi, Gezi olaylarından sonra
gerçekleştirdiği ilk seçim anketinin sonuçlarını açıkladı.
19.07.2013 20:57

Sonar’a göre, bugün seçim olsa AKP 6 puan kaybederek
yüzde 44.1 oranında oy alacak. Araştırma sonuçlarına göre
CHP yüzde 28.23, MHP yüzde 16.3 oy oranına sahip. BDP
yüzde 6.4 ile dördüncü sırada, Saadet Partisi ve İşçi Partisi
ise yüzde 2 bandında.

Kararsızlar ve görüş belirtmeyenler orantısal olarak dağıtılmadan
önce AKP yüzde 41.13, CHP yüzde 26.33 ve MHP yüzde 15.20
oranında gözüküyor. Sonar’ın son yıllarda yaptığı araştırmalardaki
karşılaştırmalara göre 2010 yılından sonra yüzde 52′lere ulaşan
AKP 6-7 puan kaybetmiş, CHP 2012 yılında bir miktar puan
kaybettikten sonra bu sene tekrar oylarını arttırmaya başlamış,
MHP ise 2010 yılından beri sürekli oylarını artırmış görünüyor.

BDP henüz yüzde 10 barajını aşamamış olsa da, yüzde 7 civarında
oylarını konsolide etmiş görünüyor.


Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Demokrasi yalnızca Sandık demek değildir.
Adı, Yalnızca “Sandık” olan, Demokrasi değil Tabuttur…

DEMOKRASİ :
Demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını
şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir.

OLİGARŞİ :
Oligarşi, sadece belirli bir grubun bir ülkeyi yönetmesiyle ortaya çıkan bir
yönetim biçimidir.

TABUT :
Ölüyü gömüleceği yere kadar taşımaya yarayan, Baş tarafı geniş, ayak ucu dar, çeşitli ağaçlardan
yapılan bir Sandıktır.

Demokrasi;
Sandığın Hilesiz olanıdır,
Basının Yalansız olanıdır,
Adaletin Bağımsız olanıdır,
Siyasetin Dürüst Olanıdır,
Ülkenin Tam bağımsız Olanıdır,
Toplumun Ahlaklı ve Sorgulayan Olanıdır.
Kaybedenin, Muhalefet olarak görev yapmaktan Mutlu olanıdır.
Kamu personelinin, Bakan peşinde koşanı değil, İş yapanıdır.
Bireylerin kurumlarında, Üstlerini seçme şansları olanıdır.

2013-07-08_AdiDemokrasi_900x900 2013-07-07_Demokrasi_900x900

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Önceki Makale için Tıklayınız : “AK Parti’nin faydaları…”

“İşte sana o Kitap! Kuşku, çelişme, tutarsızlık yok onda. Bir kılavuzdur o, korunup
sakınanlar için”
(Bakara Suresi 2)

DİNDARLIK – “Kuran’ın, özüne uygunluktur.” ve Bunun için de, Kuran’ı Anlamaktır.

Kendilerini “Dindar” olarak tanımlayan insanlarımızın çoğunun
Okuduğu Kuran-ı Kerim’in Dili Arapça.

Dindar, aşağıdaki ayetleri okur/dinler,
Belki de duygulanır ve ağlar.
Döktüğü Gözyaşında,
Ayetlerin anlamının
herhangi bir bir KATKISI kesinlikle yoktur.
Ama Okunan Kuran’ın
Makamının ETKİSİ çoktur.

2013-06-31_NisaSuresi_136-138_1600x768

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

“Dindarım” dediler,
Yıllarca mazlumu oynadılar.
Allah’ına tapan,
Dinine İnanan insanları temsilen; Güya…
Hep yakınırlardı zülümden…

Boyunları hep bükük gezerlerdi,
Söylemler öyleydi ki,
“İslam’ım” demek; Namaz kılmak,
Oruç tutmak, örtü bağlamak “sanki” suçtu ve
Hükümetler hep bunları ezerlerdi,

Sonra ne olduysa oldu;
Bu “Dindarım” diyenler,
Birden bire şahlanıverdiler,
Her nasıl oldu bilinmez ama,
İktidara geldiler.

Ama bir de gördük ki,
MAZLUM olarak düşünülenler,
ZALİM’lerin piri oluverdi aniden…
Sanki içlerinde büyük bir canavar vardı
Ve o canavar birdenbire uyandı.

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

31 Mayıs 2013 sonrası durumu

Eldeki veriler :

1. Tayyip Erdoğan, Emperyalizmin Türk Ve İslam Dünyasına karşı en büyük yatırımıdır.
Amerika’ya ve İsrail’e şimdiye kadar bu kadar iyi hizmet veren başka bir lider olmamıştır.
Aldıkları ödüller ve Emperyalizm lehi beyanatlar da zaten tüm bunları doğrulamaktadır.

Bakınız : “DİNDARIM” Demekle, Dindar Olunmuyor…”
http://diril.me/2012/05/29/dindarim-demekle-dindar-olunmuyor/

2. “Dindarım” demesine rağmen, İslam Dini ve Dindarlıkla kesinlikle alakası olmayan
işler yapılmaktadır.

3. Başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere Din konusunda otorite olabilecek
kişi ve kuruluşların halkı yeterince aydınlatmaması yüzünden, İnsanlarımızın bir
kısmı halen “Dindarım” diyen insanların dindar olduğunu düşünmektedir.

4. Emperyalizm Türkleri ve İslam Dünyasını yüzyıllardır tahrip etmeye çalışmaktadır.

5. Doğrudan İşgaller çok masraflıdır. Örneğin ABD’nin Irak işgalindeki faturası çok
ağır olup 4 trilyon doları bulmuştur.

6. Bu nedenle, işgal yerine ülkeleri çok daha az para ödeyerek içeriden çökertmeye
çalışmak çok önemli bir stratejidir.

Bakınız : Emperyalizm Türkiye İçin Ne Harcar?
http://diril.me/2013/06/02/emperyalizm-turkiye-icin-ne-harcar/

7. Tayyip Erdoğan, Hem Emperyalizme vermiş olduğu sözler ve hem de
kırılgan bir ekonomik yapı nedeniyle, “boğazına kadar” pisliğin içerisine batmıştır.
Ekonominin iyi olduğunu düşünen yalnızca, Erdoğan mitinglerine
Makarna karşılığı getirilen insanlar ve onlara öğretilen, Ülkenin toplam borçlarının
ne kadar arttığı değil; Türkiye’nin, Erdoğan sayesinde IMF’ye artık borç verecek
durumda olduğudur.

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Yüzlerce yıl içlerine sızdılar,
Sabırla çalıştılar…
İğne Oyası gibi ilmek ilmek işlediler,
Emperyalizm tam Türk’ü yıkmak üzereydi ki,
Bir anda bir güneş doğdu Anadolu’nun üzerinde.

Bu güneş “az önce” Çanakkale’yi onlara dar edendi.
Bu günes, onların hesaplarını bozan,
Mustafa Kemal’di.

Sınırsız gücün sahibi “bu güç”,
Pılısını, pırtısını toplayıp gitti Anadolu’dan.
Ama ektiği, bıraktığı tohumların hepsiyle değil.

Yalnızca 57 yıl gibi kısa bir yaşam,
Yalnızca 15 yıllık çalışma süresi,
Cumhuriyetten sonra.
1001 tane devrim,
Her biri diğerinden yüce…

2013-06-15_AKPveAtatürkZihniyetleri_1600x900

İşte AKP’nin neredeyse bir 11 yılı bitti.
Ne yaptılar diye düşünecek olursanız,
Sattılar satabilecekleri kadar, yetmedi,
Yıktılar yıkabilecekleri kadar,
Kendilerinden öncekilerin bıraktıkları yerden başlayarak.
Ama bitmedi

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

İmparator Neron

AK Parti denince akla gelen, Recep Tayyip Erdoğan;
Recep Tayyip Erdoğan denince de, Maalesef akla bir sürü YALAN geliyor.

İki Video ile, önceki Yalanlara bir Göz Atalım :

1. Bir Başbakan İki Erdoğan (1. Bölüm)

http://youtu.be/PHRIqVLgCS0&w=560&h=360

2. Bir Başbakan İki Erdoğan (2. Bölüm)

http://youtu.be/A2m-K-eXr8I&w=560&h=360

1 Haziran 2013 ile başlayan hareketler gösteriyor ki,
Türkiye’ye, Tayyip Erdoğan ve Ak Parti Yönetimi;
Amerika Birleşik Devletleri ve Haçlılar ile birlikte,
Aynen Orta Doğu’ya getirmiş oldukları

Kan,
Gözyaşı,
Zulüm,
Savaş,
Ve ölümden başka bir şey getiremez…

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments