Bir kimse başka bir kimseye neden teşekkür eder?
Kendisine sunduğu ve hoşnut olduğu kibar bir davranış için.

Bir kimse, başka bir kimseye neden ödül verir?
Kendisinin hoşuna giden ve olmasında büyük yararlar gördüğü  işlere büyük katkılar sağladığı için.

Bir devlet bir kişiye neden ödül verir?
Bu devletin yararına olan ÇOK BÜYÜK işlere ÇOK BÜYÜK katkılar sağladığı için…

Ödül veren Devlet,  iyi bir geçmişe sahipse, yapılan işlerin insanlık için de POZİTİF bir katkısı,
Emperyalist bir yapıya sahipse yapılan işlerin bu devlet açısından mutlaka POZİTİF ama
muhtemelen insanlık için ÇOK BÜYÜK bir NEGATİF katkısı vardır.

ÖDÜLLER :

2005 – TAYYİP ERDOĞAN – YAHUDİ CESARET ÖDÜLÜ

10 Haziran 2005 günü New York’taki ADL genel merkezinde gerçekleştirilen törende gerçekleşmişti.Başbakan Erdoğan: Yahudilerden “Üstün cesaret madalyası” (Amerikan Yahudi Kongresi – ‘Profiles in Courage’) aldı. Yahudi lobisi 104 yılda sadece 10 kişiye bu ödülü verdi.

2010 – Abdullah Gül “Chatham House – Yılın Devlet Adamı Ödülü”

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth tarafından
takdim edilen 2010 yılı “Chatham House Ödülü”nü almak ve bazı temaslarda
bulunmak üzere 6-9 Kasım tarihlerinde İngiltere’ye bir ziyaret gerçekleştirdi.

İngiliz düşünce kuruluşu Chatham House meşhur kristal cam ödülüne bu yıl
Cumhurbaşkanı Gül’ü lâyık bulmuş. Türkiye, Gül’ün liderliği altında sivil demokrasiyi
yerleştirmiş, siyasi ve hukuk reformlarını gerçekleştirmiş… (*2)

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü
Chatham House adlı düşünce kuruluşunun
”2010 Devlet Adamı” ödülünü
düzenlenen törenle İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’in elinden aldı

  

2011 – Abdullah Gül 2. ZİYARET

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 20–24 Kasım 2011 tarihleri arasında, Kraliçe II. Elizabeth’in
davetlisi olarak eşi Hayrünnisa Gül ile birlikte İngiltere’ye bir devlet ziyareti gerçekleştirdi.

Türkiye’den İngiltere’ye 23 yıl aradan sonra cumhurbaşkanı düzeyinde ilk resmî ziyareti gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Gül, yılda iki devlet başkanını ağırlayan Kraliçe 2. Elizabeth’in 2011 yılında ABD Başkanı Obama’dan sonraki ikinci konuğu oldu. 101 pare top atışıyla Kraliçe 2. Elizabeth tarafından görkemli bir törenle karşılanan ve 7 atlı arabadan oluşan konvoy ile İstiklal Marşı eşliğinde Buckingham Sarayı’na giren Cumhurbaşkanı Gül’e Türk ve İngiliz vatandaşları yol boyunca sevgi gösterisinde bulundu.

  

2012 – Abdullah Gül – Hollanda Aslanı Büyük Şövalye Nişanı

16Nisan 2012
İlişkilerin 400. yıl dönümünde Kraliçe Beatrix’in davetlisi olarak Hollanda’ya tarihî bir ziyaret gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Gül’e, ülkenin en yüksek nişanı olan “Hollanda Aslanı Büyük Şövalye Nişanı” takdim edildi. Cumhurbaşkanı Gül, Lahey ve ziyaret ettiği diğer şehirlerde Türk toplumu temsilcileri ile bir araya geldi. Ziyareti boyunca Hollandalıların da yoğun ilgi gösterdiği Cumhurbaşkanı Gül, siyasi ve kültürel temaslarının yanı sıra Türk ve Hollanda firmalarının CEO’larıyla da buluştu.
Kraliçe Beatrix, Kraliyet Sarayı’nda Hollanda’nın en yüksek nişanı olan “Hollanda Aslanı Büyük Şövalye Nişanı”nı Cumhurbaşkanı Gül’e, “Hollanda Kraliyet Büyük Nişanı”nı da Bayan Gül’e tevdi etti. Cumhurbaşkanı Gül de Kraliçe Beatrix’e “Devlet Nişanı” tevdi etti. Kraliçe Beatrix, Cumhurbaşkanı Gül ve Bayan Gül onuruna özel öğle yemeği verdi.

 

2010 – AHMET DAVUTOĞLU

Woodrow Wilson Ödülü
ABD’nin 28. Başkanı Woodrow Wilson’ın adını taşıyan ödüle “kamu hizmeti” dalında
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, “kurumsal sosyal sorumluluk” dalında ise Doğuş Holding
Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk layık görüldü

Davutoğlu'na Wilson Ödülü

Thomas Woodrow Wilson Biyografi – (Kısa Belgesel)

2012 – MEHDİ EKER

Tarım Şövalye Nişanı 129 yıl sonra Türkiye’ye verildi
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’e, Fransa Hükümeti tarafından
‘Tarım Alanında Şövalye Liyakat Nişanı’ (Chevalier dans l-Ordre du Merite Agricole.) verildi.
Bakan Mehdi Eker, Şövalye Liyakat Nişanı’nı Paris’te düzenlenen törenle Fransa Tarım Bakanı
Stephane Le Foll’un elinden aldı.

2010 – EGEMEN BAĞIŞ

EGEMEN BAĞIŞ “AYASOFYA’YA DA SIRA GELECEK” DİYEN BİRİNDEN ÖDÜL ALDI
Devlet Bakanı ve Başmüzekereci Egemen Bağış’a, Salı günü Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenecek bir törende “Dini Özgürlükler” ödülü takdim edilecek. Ödülü verecek olan, “Ekümenik Patrikhane”ye bağlı, New York’taki “Aziz Havari Andrew Tarikatı” ise, “Bakan Bağış’ı ödüllendirerek AK Parti’nin tüm azınlıkların dini ve insan hakları konusunda yaptığı hamleleri selamladıklarını” belirtti.

 

ÖDÜLLER KONUSUNDA ÇOK İYİ DÜŞÜNMEK GEREKİYOR.

 

 

KAYNAKLAR:

http://odatv.com/egemen-bagis–ayasofyaya-da-sira-gelecek-diyen-birinden-odul-aldi-1711101200.html
http://www.amerikaliturk.com/news/guncel/6321-Egemen-Baa-Dini-zgrlkler-dl/
http://odatv.com/erdogan-yahudi-cesaret-odulunu-iade-etti-mi-1702161200.html
http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/yahudi-cesaret-madalyasi-nerede-726953/
http://odatv.com/biz-erdogana-odul-vermedik-2205141200.html
https://tr.wikipedia.org/wiki/Recep_Tayyip_Erdo%C4%9Fan%27%C4%B1n_ald%C4%B1%C4%9F%C4%B1_%C3%B6d%C3%BCller
http://www.hurriyet.com.tr/tarim-sovalye-nisani-129-yil-sonra-turkiye-ye-verildi-22106769
http://www.radikal.com.tr/turkiye/davutogluna-wilson-odulu-1003245/
http://www.milliyet.com.tr/davutoglu-ve-sahenk-e-woodrow-wilson-odulu-gundem-1216501/
http://odatv.com/eksen-kime-kaydi-1806101200.html
http://odatv.com/eksen-kime-kaydi-1806101200.html
http://www.radikal.com.tr/turkiye/davutogluna-wilson-odulu-1003245/
http://www.sabah.com.tr/galeri/dunya/yilin_devlet_adami_odulu_kraliceden/12http://www.abdullahgul.gen.tr/sayfa/ziyaretler/ingiltere-ozel/chatham-house/

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

“İhtiyacımız nedir?” diye sorsanız,
“İyi ahlaklı (*1) olmaktır” diye cevap veririm.

*1 Ahlak, isim Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri
ve kuralları, 
Ahlaklı insan olmak iyi insan, kötü ahlaklı veya ahlaksız, insan kötü insan olmaktır.

Dünyadaki bütün dinleri ortak bir yönü, toplumun iyi bir ahlaka sahip olmasıdır.

İyi insan veya kötü kavramı insanların mesleklerinden, hobilerinden, çevrelerinden,
eğitim seviyelerinden, zenginliklerinden, siyasi görüşlerinden bağımsız bir kavramdır.

Aslında, dinlerin içeriğinin belki Yüzde doksanı,
Empati (*2) demektir.

*2 Empati veya eşduyum,
bir başkasının duygularını, içinde bulunduğu durum ya da davranışlarındaki
motivasyonu anlamak ve içselleştirmek demektir. Kendi duygularını başka
nesnelere yansıtmak anlamında da kullanılır.
*isim, ruh bilimi Duygudaşlık

Bunlar da genel olarak, dostluk, sevgi, paylaşım, barış, tasarruf yani,
“kendin için istediğini başkası için de yap veya istemediğini yapma” şeklindedir.
Geride kalan yüzde onu ise, o toplumun örf, adet ve sosyal yapısında düzenleme,
Yaratıcının bilgisi, yaratılış sebepleri, bugün ve yarın hakkında bilgiler, dünyanın fani oluşu,
Yaratıcıyı anma, görülen ve görülmeyen hakkında bilgilendirme, tüm canlıları sevme
ve koruma vs.

Kısaca Dinle alakalı ve Dindar (*3) olduğunu belirten kişilerin öncelik hangi dinden olursa
olsun, mutlaka ve mutlaka iyi bir ahlaka sahip olması beklenir.

*3 Dindar, sıfat, din b. Din inancı güçlü, din kurallarına bağlı (kimse), mütedeyyin
Dindarlık, o dinin kitabına uyum, uygunluk

Bu tanıma göre, iyi bir ahlaka sahip olmayan kişilerin “Dindar” olmakla da bir alakası olamaz
zira, dinin özü budur. Dinlerin, varsa kitaplarında yazdıkları her şeyin tamamı, insanların
öncelikle iyi bir ahlaka sahip olmasını sağlamak içindir.

“Eğer Rabbin dileseydi insanları elbette bir tek ümmet yapardı. Ama birbiriyle
tartışmaya devam edeceklerdir.” – Hud S. 118

“Yeryüzünde debelenen hiçbir canlı, iki kanadıyla uçan hiçbir kuş istisna olmamak
üzere hepsi sizin gibi ümmetlerdir. Biz bu Kitap’ta, herhangi bir şeyi ne eksik bıraktık
ne fazla yaptık. Onlar sonunda Rableri önünde toplanırlar” – En’am S. 38.

İyi ahlaka sahip olmamak ise, genel olarak Dinlerin içeriğine uymamak olarak nitelenebilir.
Hırsızlık, öfke, şiddet, kavga, öldürmek, savaş, düşmanlık, fitne (kargaşa yaratmak), yalan,
zina, uyuşturucu gibi kavramlar olarak sayılabilir.

Toplum içinde, iyi ahlaklı insanların olması, toplumların gelişmesi açısından son derece
önemlidir. İyi ahlaklı biri genel olarak saftır ve karşısındakinin doğru söylediğine inanma
eğilimindedir. Aslıda bu durum iyi ahlaklı birinin en zayıf bir noktasıdır ve kullanıma açıktır.

Yüzyıllar boyu iyi insanların bu zayıflıkları, onlar gibi düşünmeyen ama onlar gibi görünen
insanlar tarafından kullanılmıştır. İyi insan olmanın dindarlıkla ve o dinin kitabı ile
olan bağlantısı nedeni ile, özellikle bu güzel insanların kullanımı kitapla başlamıştır. Kitapta
yazanlar farklı şekillerde aktarılarak, kitabın yanlışları iyi insanlara doğrular olarak veya doğru
olanlar, yanlışlar olarak aktarılmıştır.

“İnsanlardan öylesi vardır ki, onun dünya hayatına ilişkin sözü senin hoşuna gider ve o,
kalbindekine Allah’ı tanık tutar. Oysa ki o, düşmanların en yamanıdır. Yanından ayrıldığında /
işbaşına geçtiğinde yeryüzünde fesat çıkarmak, ekini ve nesli yok etmek için işe koyulur.
Oysa ki Allah, fesadı sevmez.” – (Bakara suresi 204-205 Ayetler)

Bu şekilde, insanların alın terleri, emekleri, paraları çalınmış, dost olanlar ALLAH adı ile kavga
eder hale getirilmiş, evlerinin içine hatta yatak odalarına girilmiş, anlamsız ve mantıksız örf
ve adetler ile insanların beyinleri kirletilmiş, doğru insanlar yanlış yola saptırılmış hatta kendi
aralarında savaşlara sokulmuş, bunun ALLAH adı ile yapıldığı iddia edilmiş ve sonuçta,
Şeytan yolu Cennet yolu olarak gösterilmiştir.

ÇÖZÜM NEDİR?

Bu aldatmalardan kurtulmanın çok basit bir yolu vardır bu da, Allah’ın insanlara bahşetmiş
olduğu AKIL, MANTIK ve GÖZLEM yeteneği ile gelen Aydınlıktır (*4)

*4 Aydın, Kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse), münevver, entelektüel;
Diğer bir Tanım, Tam anlamı ile duyguları ile değil, Akıl ve Mantığını kullanıp gözlem yaparak
doğruyu yanlıştan 
ayırabilen, analitik yapıya sahip.

İnsanların söyledikleri, iyi ahlakla örtüşüyor mu?
Söylemlerinin ötesinde söylemi yapanın kendi uygulamaları veya yaptıkları iyi ahlakla örtüşüyor mu?
Şimdiye kadar yaptıkları yararlı işler nedir, zararlı işler nedir?
Bizlere yapılan beyanatları ve uygulamaları, Kitapla uyuşuyor mu?

İyi bir insanı keşfetmekle ilgili karşılaşılabilecek yalnızca 4 olasılık mevcuttur.
Kişi;

1- İyi şeyler söylüyor ve iyi işler yapıyor.
2- İyi şeyler söylüyor ve kötü işler yapıyor.
3- Kötü şeyler söylüyor ve iyi işler yapıyor.
4- Kötü şeyler söylüyor ve kötü işler yapıyor.

İyi işler, temelde dostluk, sevgi, paylaşım, barış, tasarruf, “kendin için istediğini başkası için de
yap
veya istemediğini yapma” ve toplum yararı alt yapısına tezat teşkil etmemelidir.
Kötü işler de bunun tam tersidir.

Toplam 4 olasılığın içinde gerçek anlamda değerlendirilmesi gereken yalnızca 1 numaralı olandır
zira,
4 numaralı olasılıkla hiç ilgilenmiyoruz.
3 numaralı olasılık mantıksız olması nedeni ile  hiç ilgilenmiyoruz.
1 numaralı olasılık ilgi seçilmesi gereken tek DOĞRU olasılıktır..

2 numaralı olasılık ise en tehlikeli olandır.
Burada, Akıl, mantık ve gözlem kullanmayanlar (Aydın olmayanlar) için çok büyük bir tuzak vardır.
Kötü, insanımızı eline geçirir ve ona “doğru” başlığı altında insan öldürme ve öldürtme dahil her türlü
kötülüğü yaptırabilir.

Aydın olan ise,
Söylemcinin söylediklerini ve yaptıklarını değerlendirir, araştırır,
Din söylemleri ise, Kitap ile uyumuna bakar.
İçinde bir tane bile “Kötü” varsa problem olduğu anlamına gelmektedir.

Şimdi, Kuran’ı Kerim’i (ihtiyacımız olacak) yanı başımıza alalım ve örneklere bakalım

 

ÖRNEKLER

Söylemci şayet Dindar olduğunu iddia eden bir Müslümansa, ve;

**1 – Toplumu yok etmek için doğrudan saldıran bir düşman olmaksızın, toplumu savaşa çağırıyorsa:

“Ey iman sahipleri! Hepiniz toptan barış içine girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, sizin
için
apaçık bir düşmandır” – Bakara S. 208

**2 – Sahip olduğu servetler, toplam geliri ile açıklanamayacak  (HARAM YEME) kadar büyükse veya
Devlet malını ve parasını kendi çıkarları için harcamaktan çekinmiyorsa

“Mallarınızı aranızda haksız ve uydurma yollara baş vurarak yemeyin; bilip durduğunuz halde
insanların
mallarından bir kısmını günaha saparak yemek için onları yargıçlara aktarmayın”
– Bakara S.188

“Şunda kuşkunuz olmasın ki, zulme başvurarak yetimlerin mallarını yiyenler karınlarına
doldurmak üzere
bir ateş yemekten başka bir şey yapmazlar. Ve onlar yakın bir zamanda,
korkunç acılar veren bir azaba
dalacaklardır.” – Nisa S.10

**3 – Toplum içinde insanların birbirlerine karşı düşman ( FİTNE) yapacak şekilde beyanatlar veriyor
ve çalışıyorsa

“Fitne kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla çarpışın. Eğer çarpışmaktan
vazgeçerlerse
artık zulme sapanlardan başkasına düşmanlık edilmez.” – Bakara S.193

” ….Fitne / baskı ve bozgunculuk, öldürmekten daha kötüdür…..” – Bakara S. 191

“Allah ve resulüyle savaşanların yeryüzünde bozgunculuk yapmaya çalışanların cezası şudur:
Öldürülürler
yahut asılırlar yahut elleriyle ayakları çaprazlamasına kesilir yahut bulundukları
yerden sürülürler. Bu onlar için
dünyada bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.”
– MaideS.33

“İnsanlardan öylesi vardır ki, onun dünya hayatına ilişkin sözü senin hoşuna gider ve o,
kalbindekine
Allah’ı tanık tutar. Oysa ki o, düşmanların en yamanıdır. Yanından ayrıldığında
/ işbaşına geçtiğinde yeryüzünde fesat çıkarmak, ekini ve nesli yok etmek için işe koyulur.
Oysa ki Allah, fesadı sevmez.”
– Bakara S.204-205

**4 – Adalet kavramı toplumda yalnızca bir zümre için geçerli oluyorsa veya Toplumda yaşayan herkese,
devlet güçlerini kullanarak büyük baskı yapıyorsa,

“Ey iman edenler! Öz benliğiniz, anne-babanız, yakınlarınız aleyhine de olsa, zengin veya
fakir de olsalar,
adaleti dimdik ayakta tutarak Allah için tanıklık edenler olun. Allah, ikisine de
sizden daha yakındır. O halde
nefsinizin arzusuna uyarak adaletten sapmayın. Eğer dilinizi eğip
büker yahut çekimser kalırsanız, Allah yapmakta
olduklarınızdan haberdardır.” – Nisa S.135

“Ey iman edenler! Adalet ve dürüstlüğün tanıkları olarak Allah için kollayıp gözetleyenler olun.
Bir topluluğa kininiz
sizi adaletsiz davranmaya asla itmesin. Adaletli olun. Bu, takvaya /
korunup sakınmaya daha uygundur. Allah’tan
korkun. Allah, yapmakta olduklarınızdan
haberdardır.” –  Maide S.8

**5 – Etrafında onu seven bir tek Müslüman topluluk kalmamışsa

“Şu bir gerçek ki, müminler sadece kardeştirler. O halde kardeşleriniz arasında barışı sağlayın
ve
Allah’tan korkun ki, size merhamet edilebilsin.” – Hucurat S.10

**6 – İslam düşmanları ile iş birliği yapmaktan çekinmiyorsa veya 1 koyup 3 alacağız diyerek
Müslümanlara karşı yapılan savaşta Müslüman düşmanlarını destekliyorsa

“İkiyüzlülere şunu muştula: Kendileri için korkunç bir azap öngörülmüştür. Öyle kişiler ki onlar,
müminleri
bırakıp da küfre sapanları dostlar ediniyorlar. Onların yanında onur ve yücelik mi
arıyorlar?
Onur ve yüceliğin tümü Allah’ındır.” – Nisa S.138-139

“Ey iman sahipleri! Müminleri bırakıp da küfre sapanları dostlar edinmeyin. Kendi aleyhinize
Allah’a açık bir
kanıt mı vermek istiyorsunuz? Şu da bir gerçek ki ikiyüzlüler, ateşin en alt
katındadırlar. Onlar için bir yardımcı
asla bulamayacaksın.” – Nisa S144-145.

“Müminler, müminleri bırakıp da küfre sapanları gönül dostu edinmesinler. Kim bunu yaparsa
Allah’la ilişiği kesilir.
Ancak bir sakınma ile onlardan korunmanız müstesna. Allah sizi
kendisinden sakınmaya çağırır. Ve dönüş yalnız
Allah’adır.” – Ali İmran S.28.

**7 – İslamda bir numaralı günahlardan biri olan tefecilik sistemini engellemek için bir şey yapmamışsa,

“O ribayı yiyenler, şeytanın bir dokunuşla çarptığı kişinin kalkışından başka türlü kalkamazlar.
Bu böyledir, çünkü onlar, “alış-veriş de riba gibidir” demişlerdir. Oysa ki Allah, alış-verişi helal,
ribayı haram kılmıştır. Kendisine Rabbinden bir öğüt gelip de yaptığından vazgeçenin geçmişi
kendisine,
işi Allah’a kalmıştır. Yeniden ribaya dönene gelince, böyleleri ateşin dostlarıdır.
Sürekli kalacaklardır
orada.” – Bakara S.275

**8 – İsraf konusunda hiç duyarlı değilse

“Akrabaya hakkını ver. Çaresize, yolda kalana da. Fakat saçıp savurma. Çünkü saçıp
savuranlar şeytanların kardeşleri olurlar. Ve şeytan kendi Rabbine nankörlük etmiştir.”
– İsra S.26-27

“Ey iman sahipleri, Allah’tan korkun. Ve eğer inanıyorsanız ribadan geri kalanı bırakın.
Eğer bunu yapmazsanız,
Allah ve resulünden bir harp ilanını duymuş olun. Tövbe ederseniz,
mallarınızın esasları / ana paralarınız sizindir;
ne zulmeden olursunuz ne de zulme uğratılan.”
–  Bakara S.278-279


Yukarıda anlatılan maddelere destek veren bir kimsenin,
Ne kadar “Ben Dindarım” dese de, Kuran hükümlerine göre
İslam Dini, 
İman ve DİNDARLIK olarak hiçbir alakası olmadığı görülmektedir.
KURAN, bu maddelerin herhangi birine destek vermiş 
insanlar hakkında bırakın DİNDAR olmayı,
Cehennem cezası alacaklarını ve çoğu için de, cezalarını “Cehennemin en derininde 
olacaklar”
şeklinde  açıklamıştır. Kuran bu insanlar için “Allah ve Meleklerin laneti onların üzerine olacaktır”
demektedir..

 

Dikkat edilirse buraya kadar, insanlarla alakalı, işler, meslekler, mezhepler, partiler, yönetim
şekilleri gibi değerlendirmeler yapılmadı.

Yalnız Dindarım deyip din konusunda konuşan biri olduğunda yapılması gereken

1- Yanında Kuranın

2- Onu okuyacak eğitimin, (en cahil bir toplumun anlayacağı bir lisanla yazıldı)

3- Onun Türkçe okuyarak anlayacak aklın olması gerekir.

Burada tuzaklardan en büyüğü de kendiliğinden ortaya çıkmış oluyor.
Dindar olduğunu iddia eden ve din konusunda söylemler yapan birine karşın
Kuranı anlamadan okumaya teşvik, yüzyıllardır süregelen bir tuzaktır ve mutlaka
sonlandırılmalıdır.

 

SONUÇ : OLMASI GEREKENLER,

1- Temel bir kural olarak, İyi bir Ahlaka sahip olmak,

2- Kandırılmaya karşı durmak için, Aydın olmak…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Türk Milleti ne Bekliyor?

 

Referandum değerlendirmesi:

AK Parti nasıl çalıştı? :
Sınırsız Para kaynağı, (Örtülü ödenekler ve nereden geldiği belli olmayan para)
Sınırsız Yandaş Gücü (Devletle iş yapan şirketler ve yandaş şirketler)
Sınırsız Devlet Yetkisi, (Devletin bütün kurumları, Kanun hükmünde kararnameler vs)
Sınırsız Belediye Kaynakla(parasız 1-2 televizyon ve gazete dışında bütün medya)
Sınırsız Yandaş veya Kiralanmış eleman ve
Sınırsız Kumanya ve erzak dağıtımı ile
DÖRT BAŞI MAMUR BİR ÇALIŞMA YAPTILAR.

Türk Milleti nasıl çalıştı?
Tamamen kendi ceplerinden harcama yaparak,
referandumun riskini Türk Milletine anlatmak için seferber oldu.

Sonuç:
Görünürde Yüzde 50- yüzde 50.
Ama gelişmelerden anlaşılıyor ki, REFERANDUMUN SONUCU,
çeşitli hileler ve yalnızca %1 farkla İktidar partisi lehinde çıkartıldı.

 

 

Hileli seçim:

Referandumun, hileli bir seçim olduğu gün gibi ortada.
Bu işin içerisinde bir taşla iki kuş vurmayı hedefleyen büyük bir tuzak var.

Birincisi;
AK Partiye referandumu kazandırmak ve yapılabilirse planlanan hedefe yani ülkeyi bölmeye doğru yola devam etmek.

İkincisi ise,
12 Eylül 1980 öncesi de gördüğümüz gibi, insanları sokaklara dökerek iç savaşa sebep olabilecek ortamlar yaratabilmek. Bilindiği gibi o dönemde, sonraki döneme geçişi kolaylaştırmak yani,12 Eylül darbesini hızlandırmak için yaratılmış bir sağ-sol çatışması, o da yetmezmiş gibi aynı grupların bir gece sağcıların kahvesini, ertesi gün de solcuların kahvesini kurşunlamaları gibi büyük çalışmalar yaptıkları bile görmüştük.

Bir zamanlar oldukça YÜKSEKLERDE olduğu için kimseniz erişemediği ve bu nedenle
bütünüyle BAĞIMSIZ olarak çalışan bu kurum özellikle son 15 yıldır AK Parti ve FETÖ
çalışmaları ile yükseklerden indirilerek alçaltılmış ve bağımsızlığını tamamen kaybetmiştir.
Yapılmış olan referandum sonrasında açıkça görülmektedir ki,
Yüksek Seçim Kurulunun adı da artık, aşağıdaki gibi değiştirilebilir.
GÜÇLÜ OLANIN RAHATÇA MÜDAHALE EDEBİLDİĞİ BİR KURUM…

Nasıl ve Neden bu duruma gelindi?

AK Parti 15 yıldır iktidarda.
Hukuk, Adalet ve Yargı yönetimlere bağımlı hale getirildi.
İnsanlarımızın büyük kısmını DİNDAR olduklarına bir şekilde ikna ettiler.
Her seçimde sınırsız para kaynağı ve güce sahip oldular.
Bütün medyayı kontrol eder hale geldiler.
Her kurumda, devlet bakısı ile kişileri kontrol eder hale geldiler.
Özel sektörde yoğun olarak her kurumu kontrol edebilmek i için devlerin denetleme mekanizmalarını silah olarak kullandılar
Yapılan tüm seçimlerde, AK Parti başarısızlıkları artmasına rağmen düşmesi gereken oy oranları sabit kaldı veya yükseldi.
Devletin liyakat anlayışı tamamen AK parti lehine değiştirildi.
Bu süreçte iki kanadı ilke uçan kuş hariç olmamak üzere kavga edilmedik ve küsülmedik hiçbir devlet, vatandaş ve canlı kalmadı
Ekonomi olarak Cumhuriyet tarihinin en büyük borç batağına saplanıldı
Devletin, atalarımızın ve bizlerin 100 yılda yaptıkları bütün kuruluşları satıldı.
2003 de 4 olan toplam DOLAR MİLYARDERİ sayısı 2013 de 44 adete çıktı (kaç Dolar Milyoneri olduğu olduğu bilinmiyor)
Ülkemizde, uygar bir toplum için öngörülen “eğitim düzeyi” gibi her olumlu değerlendirmeler dünya sonuncusu, Az gelişmişlik le ilgili “ölümlü iş kazaları” gibi bütün olumsuz değerlendirmelerde dünya lideri olundu.
İktidar tarafından her aşamada barış, birlik, beraberlik yerine ülkeye Fitne, kaos ve kargaşa tohumları ekildi.

VE bu süreçte, yaptıkları yanlış işler için kendilerine gerçek anlamda direnç gösteren bir MUHALEFET ne yazık ki olmadı. Güçlü bir muhalefet sisteminin mevcut düzenin iyileştirmesi için çalışması, İktidar çalışmalarından çok daha önemli olsa gerek.

 

Ne yapmalıyız?

Öncelikle duygular değil, Allah’ın insanlara en değerli bağışı olan AKIL ve MANTIĞI kullanmak,

Türk Milleti olarak hukuksal mücadele, toplantı ve gösteri yürüyüşleri gibi bütün anayasal hakları kullanmak,

Türk Milletine yapılan haksızlıkları yanlışları sabırla anlatmaya devam etmek,

Yüksek Seçim Kurulunun ve Yargının YÜZDE YÜZ bağımsız bir kurum olması için bütün güçle çaba harcamak,

HAZIR BEKLEYEN BİRİLERİ tarafından kolayca maniple edilebilecek toplumsal çatışmalar,  kavgalar gibi kargaşa ortamı yaratacak ortamlara karşı çok dikkatli olmak,.

İktidar insanlarının DİNDARLIK iddialarının, Kuran ile örtüşmediği gerçeği konusunda toplumumuz aydınlatılması için yoğun çaba harcanmaya devam etmektir.

İHTİYACIMIZ OLAN YEGANE GÜCÜMÜZ, BOL ÇALIŞMA VE SABIRDIR…

REFERANDUMUN SÖZELLERİ

TERCİH MÜHRÜ YERİNE EVET MÜHRÜ BASILANLAR

Birçok bölgede, Tercih mührü yerine ellerinde olan mührü kullanıldı.
YSK tarafından bu oyların geçerli olmasına karar verildi.
Sayılı olarak verilen Tercih mühürlerinin başkalarının elinde ve dışarılarda
oy pusulalarına EVET tercihi yapılırken görüntüler mevcut.

YSK MÜHRÜ OLMAYAN MİLYONLARCA OY PUSULASI

Yasal olarak iptal edilmesi gerekirken,
YSK tarafından tamamının geçerli olmasına karar verildi
Ayrıca, birçok mühürsüz oy pusuları sandıklar açıldıktan sonra arkaları
sonradan mühürlenmesi ve asıl ilginç olan, oylarının tamamının
EVET olarak mühürlü olması.

SANDIKLARA GÖNDERİLEN OY PUSULALARINDAKİ UYUMSUZLUKLAR

Sandıklara gönderilen pusulalar, seçmen sayısına göre gönderilmesi gerekiyorken
genel olarak eksik adette gönderildiği beyan edilmiş. YSK tarafından yapılan
açıklama : Pusulaları sayarak değil tartarak gönderilmesi ve bu nedenle
eksik olması şeklinde. Bu şekilde olduğunda sandık sağlaması yapmak ne yazık ki
mümkün olamıyor.
Pusulayı basit bir kağıt parçası olarak görmek değil, her bir oy pusulasını
200TL para olarak düşünüp aynen para gibi saydırarak göndermeleri daha
adaletli bir yol olurdu…

REFERANDUMDAN GÖRSELLERİ

FOTOĞRAF ÖRNEKLERİ

VİDEO GÖRÜNTÜ ÖRNEKLERİ

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Hiçbir şey yoktan var, vardan yok olamaz.

Kazanım için üretim ve alın teri dökülmeyen bir ortamda,
Birileri çok kazanıyorsa, Birileri mutlaka kaybediyordur.
Bu durum zamanında bir gecede iki katına çıkarılan Dolar’da
Kaybedenler ve kazananlara çok benzer bir durumdur.
Hükumetten tüyoyu alıp, bütün paralarını o gece dolara çeviren hırsızlar ile
Belki o gün bir nedenle Dolar bozduran gariban kaybedenler gibi…

Şimdi Başkanlık yarışı var

Devletin başı çıkmış haykırıyor…
Bizim gibi icraatlar yapan bir hükumet var mı?
Bu soru bu kadar kısa zamanda yanıtlanacak bir soru değil?
Gördüğün, göründüğü gibi olmayabilir.
İnsanlarımız gün geçtikçe daha da cahilleştiriliyor.

Hükumet her kurum üzerinde baskı üzerine baskı yaratmış durumda.
Devletin denetleme mekanizmaları ve devlet kaynakları özel’e tahsis edilmiş.
Devletin gelirleri sınırsızca parti desteği için harcanıyor.
Devletin yayın kuruluşu dahil yüzlerce medya kuruluşu Hükumete çalışıyor.
Yargı devre dışı bırakılmış, adaletten haber yok

Biri bana söylesin şimdi.
Devletin herhangi üst düzey bürokratı:
Erdoğan ve ailesi ve yakınları ve kodamanlarından herhangi biri ile
çok değerli bir arsa probleminiz olduğunu ve
Yüzde yüz haklı olduğunuzu varsayın…
Adalet sizin adınıza çalışır mı?

AK Partili biri, üstelik okumuş olanı çıkmış:

Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Arı,
okuma oranı arttıkça kendisine afakanlar bastığını, cahil,okumamış
halka daha çok güvendiğini belirtiyor ayrıca
,
daha çok cahil ve okumamış tahsilsiz kesimin ferasetine
(anlayış-sezgi) güveniyorum bu ülkede
” 
diyor.

Bu şekilde düşünen birinin ülkeden bile kovulması gerekirken atanıyor. Nereye?
YÖK Yüksek Öğretim Kurulu’na…
Hangi Görevle?
Denetleme üyeliği…

Yani bu bizlere açıklamış olduğu engin bilgisi ve tecrübesiyle,
Bir de denetleyecek…
Kimi?

ALLAH KORUSUN…

 

2017-03-20_AlırkendeSatarkendeKazananParti_900x900

TEKEL Özelleştirmesi
2004 : 292 milyon dolara (Nurol-Limak-Özaltın-Tütsab ortak girişim grubu) olan
MEY İçki Sanayi ve Ticaret AŞ’ye, satıldı 2006 : MEY İçki’de iki yıl sonra
2006 : 810 milyon dolara ABD’de kurulu bir ortak gruba (Texas Pacific Group), MEY İçki san tarafından satıldı.
2011 : 2 Milyar 100 Milyon Dolara, İngiliz DİAGEO Şirketine Texax Pasific Group tarafından satıldı.
Devletin Zararı : 1 Milyar 808 Milyon Dolar… Ve Özelleştirme idaresinin masrafları da ayrıca zarar

YAVUZ SULTAN SELİM KÖPRÜSÜ
1. Köprü (Boğaziçi Köprüsü – Demirel zamanında açıkdı) 21 Milyon Dolara malolurken
2. Köprü (Fatih Sultan Mehmet Köprüsü – Özal zamanında açıldı) neden 125 milyon dolara mal oluyor.
Özal zihniyeti ile başlamış bir yolsuzluk mu?
3. Köprü (Yavuz Sultan Selim köprüsü – Erdoğan Zamanında açıldı) neden 3 Milyar Dolara mal oluyor?

Eğer 3 Milyar dolar gerçek rakamsa, Bu rakamla 140 adet Boğaziçi köprüsü nasıl yapılabiliyor.

Bu rakamlar arasında ciddi bir çelişki var gibi görünüyor…

 

AK Parti Özelleştirme açıklaması:
“Özelleştirme gelirleri AK Parti iktidarında ciddi artış göstermiştir.
1986-2002 döneminde toplam 8 Milyar dolar özelleştirme geliri elde edilirken,
2003-2015 döneminde bu tutar 61,8 Milyar Dolar’a erişmiştir.
Cumhuriyet tarihi boyunca elde edilen özelleştirme gelirlerinin yüzde 90’ı AK Parti döneminde elde edilmiştir.”

Şimdi burada sormak zorundayız:
Atalarımızın alın terleri olarak Cumhuriyet döneminden beri yapılan her şey
üstelik belki çoğu şaibeli olarak satılan 61.8 Milyar Dolar gelir ne yapılmıştır?

Yalnızca 61.8 Milyar dolar para geliri ile AK Parti, bu rakamdan daha az “satılabilir yatırım” yapmışsa Hükumet yönetimlerinin
Asla konuşmaması gerekir. Internet’ten yapmış olduğumuz çalışmalarda ısrarla araştırma yapmış olmamıza rağmen
satılarak para getirebilecek 
yatırımların Yavuz Sulan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü, Avrasya Tüneli, Marmaray Projesi dahil 10-15 Milyar Dolar’ı aşan bir yatırım görülememiştir. 

AK Parti öncesi hiçbir hükumet bu kadar yatırım yapmamış da olabilir çünkü onların ellerinde doğal olarak
Havadan gelen bu kadar para da yoktu. Sanırım onları bire bir değerlendirmek için yapılan yatırımların ötesinde
ülkenin hükumetler tarafından yaratılan borçlarını da göz önünde bulundurarak değerlendirmek gerekir.
Bunu doğal olarak, bu işleri bilen ve takip eden fakat koşulsuz AKP yanlısı olmayan ekonomistlere danışmak uygun olacaktır..
YANİ,
AK PARTİ ZAMANINDA YAPILAN SATILABİLİR TÜM YATIRIMLAR,
ÖNCEKİ HÜKUMETLER TARAFINDA YAPILMIŞ OLAN VE ÖZELLEŞTİRME YOLU İLE SAĞLANAN KAYNAKLAR
(Mevcut Hükumetle hiçbir başarı/alakası olmayan para)
HÜKUMETLERİn BIRAKTIKLARI BORÇLAR la birlikte değerlendirilmelidir.

2017-03-16_Milyarder Sayısı_900x900

 

Milletin kaybı, muhtemelen birilerinin kazancı olan bu paraların son 15 yılda AK Parti tarafından yönetilen ekonomik çalışma içinde
yaratılmış olan belki yüzlerce milyoner ve fazladan 40 Milyarderin cebinde olabilir mi?

Bir tek TEKEL Örneği şurası kesin görünüyor ki,
AK Parti içerisinde çöreklenmiş, ne Devlet, ne Millet ne de Allah umurlarında olmayan ve yanlızca bu dünyadaki
nimetleri var güçleriyle haram olarak paylaşmaktan çekinmeyen YAMYAM grupların olduğunu gösteriyor.
Kısa yoldan para kazanmayı VATANSEVER OLMAYAN HERKES İSTEYEBİLİR yalnız, her kim olursa olsun bu yamyamlığın sorumlusu,
Millet onları seçip bu görevi verdiğine göre AK Parti’ nin kendisidir.

 

 

 

 

Referanslar :

http://www.birgun.net/haber-detay/cahil-kesime-guveniyorum-diyen-profesor-yok-denetleme-kurulu-uyeligine-atandi-139491.html

http://www.sozcu.com.tr/2016/egitim/olay-profesor-bulent-ariya-yeni-gorev-1566569/

http://odatv.com/okuma-orani-arttikca-beni-afakanlar-basiyor-cahil-kesime-guveniyorum-2103161200.html

https://www.haber61.net/gundem/16-milyara-yapildi-57-milyara-satildi-h133454.html

https://www.akparti.org.tr/site/icraat/13938/505-milyar-dolarlik-ozellestirme-geliri

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Recep Tayyip Erdoğan :
“Yalan Söyleyenden Başbakan olmaz.”
Mart 2013

Acaba Cumhurbaşkanı olur mu demek istedi?
Sosyal medyada alınan kayıtların karşılaştırma hikayesi

Evet kararı vermeden önce, aşağıdaki videoları inceleyiniz.
Kendisiyle çelişen, bir tarafı doğru söylerken
Diğer tarafı doğru söyleyemeyen / söylettirilmeyen bir siyasetçi.

Düşünün babanızın oğlu olsa,
bu kadar çelişkili,
doğru ve yanlışı bir arada kullanan,
Yüz seksen derece gelgitleri olan bir kişiye
Kendisini çok sevseniz,
Çok oturaklı görseniz,

bile nasıl güvenebilirsiniz?

Bu iş küçük bir mahalle bakkalının ticareti değil,
Bu büyük bir Milletin geleceğidir.

Dikkatle İzleyin / İzletin…

Her zaman biri doğruyu,
biri yanlışı söyleyen 2-BAŞBAKAN;

PROBLEM : AYNI BEDENDE OLMASI…

 

VİDEO1: İçeriği

00′ 00”    Ne Tek dil ne tek Din dedim.
01′ 00”    Bedelli Askerlik olmaz
02′ 14”    NATO’nun Libya’da Ne işi var?
02′ 35”    Füze Kalkanı yönerimi biz olmalıyız
02′ 56”    “Egemenlik Milletindir” koskoca bir yalan
03′ 18”    One Minute Siz öldürmeyi bilirsiniz
04′ 13”    BOP Eşbaşkanı olduğumuzu söylene alçaktır namussuzdur
05′ 00”     Kürt Sorunu, terör sorunu, Kürt açılımı çalışmayı başlattık.
05′ 30”    Avrupa Birliği bizi almayacak.
06′ 15”    AK Parti Hükumeti hiçbir terör örgütü ile masaya oturmaz.
06′ 50”   Terörist ile konuşamam. Bir tane şehir annesinin gözyaşının bunlara değişemem.

VİDEO2: İçeriği

00′ 00”    Başkanlık Sistemi gönlümde var
00′ 32”    Habur Sınır Kapısındali manzara karşısında umutlanmamak mümkün mü?
01′ 17”    Esat Kardeşimle oturduk. İki ülke arasındaki meseleleri konuştuk.
01′ 56”    Laiklik : Hem laik hem müslüman olunmaz.
02′ 25”    Kubbeler miğfer, Camiler kışlamız
02′ 43”    Milliyetçilik bir gelecek vizyonu altında kenetlenmektir.
03′ 25”    Tayyip erdoğan hiçbir zaman terör örgütü ile masaya oturmayacaktır.
03′ 53”    Milletvekilleri dağdaki terörü teşvik edebiliyorlar.
04′ 25”    Bizi sevsin sevmesin her bir vatandaşın endişesi bizim endişesidir.
05′ 07”    Komutan ayağa kalkmadı bedelini ödettik.
06′ 05”    Haçlı Seferlerinin yararları.
07′ 00”    Yalan Söyleyenden Başbakan Olmaz

 

 

VİDEO3: İçeriği

00′ 00”    Türkçeden taviz birliğimizi bozar.
00′ 45”    Anadilde Eğitim bizden beklemeyin
01′ 30”    İstikrar adına seçim barajına ihtiyacımız vardır.
02′ 12”    %10 Barajını indirmek veya indirmemek demokrasi ile ilgili değildir.
03′ 00”    Milletvekili oldun hakı silahlanmaya teşvik edersen Allah bisi affetmez.
04′ 00”    Yalan Söyleyenden Başbakan Olmaz.

 

 

VİDEO4: İçeriği

00′ 00”    Hükümet, Internete sansür getiriyor diye yaygara koparanlar var.
01′ 13”    Yargının kararlarına karşı çıkmıyoruz.
02′ 24”    Şu an Medya Özgürlüğünün 12 yıl önce hayali dahi kurulamıyordu.
02′ 54”    Yurt dışında Türk Okulları Fethullah Gülen okullarını gördüğümde iftihar ediyorum.
04′ 09”    Pensilvanya’da olup vatan özlemi çekenleri aramızda görmek istiyoruz.ı
05′ 05”    Peygamer efendimiz “ebter” yani soyu devam etmemiş diye hakaret ettiler.
06′ 11”    Kaset Üzerinden siyaset:” kendi eşi değil yahu buna nasıl özeli dersin”
07′ 26”    KPSS sorular çalınmadı gölge düşürmek için yapıldı.
08′ 23”    Yalancıdan Başbakan Olmaz.

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

2017-03-21_Hayırdiyenteröristtir

AK Parti’de kazanmak için her şey yapılır.
Sebepleri tartışılabilecek büyük bir hırs var.
Olayları saptırmak, saldırmak, kavga, öfke
Hatta açık yalan var.
Sanki şu anda düşman belledikleri ile
sarmak dolaş gezdikleri günleri
bir anda unutmak, unutturmak var.
Tüm bunları yaparken, adaleti, hakkı, hukuku
kolayca gözardı etmek;
Hatta tüm bunları yaparken,
Allah’an bile korkmamak var…
————————————
Bu bir seçimdir.
Hak ile batıl,
demokrasi ile oligarşi arasında.
Şimdi Türk Milletinin büyük bir kesimini
kendilerinin kanka oldukları hiçbir dönemde
onlarla ASLA dost olmamış, her fırsatta hükumetlere
olayın ciddiyetini anlatmış,
Onlarla bilfiil savaşmış insanları
PKK ve FETÖ ile aynı kefeye koymaya çalışmak;
büyük bir sorumsuzluk, insafsızlık, haksızlık ve
Allah’sızlıktır.

Tüm bunların özeti şudur:
Tamamı ile onların fikrinden bile olsan, yarın yine ve her an
düşman ilan edileceksin. “Ne istediler de yapmadık” dedikleri
ve her konuda onları destekleyerek devletin her kurumuna soktukları kişilerle düşman oldukları gibi…

Demokrasi bizlere Allah’ın bir lütfudur.
Toplum bireylerinin kanunlarla korunması,
Mala, paraya bakılmaksızın kanun önünde herkesin eşit olması demektir.
Kendinden olmayan bireyleri kolaylıkla karalayan bir yönetim kuşkusuz, FETÖ operasyonları ile,
yalnızca kendilerine karşı olduğu için bir çok masum insanın canını yakmaktan da asla çekinmeyecektir. 2 x 2 = 4
Unutmayalım ki, canı yanan masumlar yarın sen veya ben olacağız.
Bu nedenle;

Bu zihniyetlere AÇIKÇA HAYIR!

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Diyanetim Benim…

17.03.2017

DiyanetLogo

Diyanet İşleri Başkanlığını Tanıyalım…
Ama
“Kaç tane cami var?

Kaç tane personel var?
Bütçe ne kadar?
Kaç tane Bakanlığın bütçesine denk bir bütçe?
Ve paralar nerelere harcanıyor?”
gibi sorularının ötesinde,

Olayın özüne bakmaya çalışalım Çünkü,
Bu iş, hem Türkiye hem de
bütün Müslüman alemi için son derece kritik bir konudur.
Gerçekten Allah’ın izinde mi yoksa
Hükumetlerin peşlerine takılmış ve
Sallabaş olmuş bir kurum haline mi gelmiştir?

 

Diyanet İşleri Başkanlığı KİMDİR?

Kuruluş tarihi :
3 Mart 1924 tarihinde, Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle

429 sayılı kanunla Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı’na bağlı bir teşkilat olarak kurulmuştur.

Amacı : Cami mescit açılışı izinleri vermek, namaz vakitleri, usulüne uygun hac, tesis kurmak.
araştırmalar yapmak vs gibi şekilsel işler dışında
yalnızca 1 temel amacı vardır. O da 

Din konusunda toplumu aydınlatmaktır.

Hangi din konusunda?

Kuşkusuz İslam Dini, yani Kuran’da ne yazıyorsa o…

Nasıl bir aydınlatma?
İslam Dininin Kuran’da yazıldığı gibi uygulanması,
Hurafelerden, yanlış örf ve adetlerden temizlenmesi veya
bunları engellenmesi…

İşte bu…

——————————————————-

Kritik Sorular şunlardır:

Tüm bu konularda Diyanet ne yapıyor?
Halkı toplumu nasıl aydınlatıyor veya aydınlatacak?
Aydınlatmada rol oynayacak kişiler, yeteri kadar aydın mıdır?

Şu an dünyamız büyük bir sınavın eşiğinde.
Orta Doğu ve dünyanın büyük bir bölümü kan içerisinde;
Üstelik bu ülkelerin neredeyse tamamı Müslüman…
Bu konularda toplumun aydınlatılması için
Diyanet İşleri Başkanlığı ne işler yapıyor?

——————————————————-

Hiç GÜR bir ses duydunuz mu?

Emperyalist güç tarafından, savaşlarda öldürülen
Milyonlarca Müslüman/İnsan ile ilgili?
Tecavüz edilen kadınlar genç kızlar ile ilgili?
Bölünen dağılan aileleri ile ilgili?
Yetim bırakılan milyonlarca çocukla ilgili?
Eli ayağı kolu parmağı gözü kopan yaralanan milyonlarca insanla ilgili?
Kaçırılan organ mafyası eline düşen insanlar ve çocuklarla ilgili?
Savaşların kötü sonuçları ile ilgili?
Zalimlikte sınır tanımayan Emperyalist kafirlerle ilgili…

Daha kötüsü :
Bu savaşta, bütünü ile katliamları tezgahlayan, yapan İsrail,
Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve benzer ülkelerle ilgili?
Bu ülkeleri her adımda destekleyerek ölümlere destek olan siyasetçiler ile ilgili?
Allah yerine onların yanlarında onur ve yücelik arayanlarla ilgili?
Tüm bunları yaparken daha da kötüsü,
“ALLAH”, “DİN”, “PEYGAMBER” kelimelerini ağızlarından hiç düşürmeyenler ile ilgili…

Veya Tokatçı :
Aynı kişilerin, Müslüman halkı dolandırarak, ceplerine doldurduğu milyonlarla ilgili?
Haramı tıka basa yemekten hiç korkmayanlar ile ilgili?
Adaleti saptıranlar ve masum insanları hapishanelerde çürütenlerle ilgili?
Bu yetmezmiş gibi,
yine milyonlarca masum Müslümanın öleceği yaralanacağı,
ailelerin dağılacağı, çocukların mahvolacağı savaşları çıkartmaya çalışanlarla ilgili…

Ve Toplumun geride kalanları
Kan Davaları, Kardeş Kavgaları ile ilgili?
Dövülen, zulüm gören kadınlarla ilgili?
Rab’bin şaheseri hayvanlara yapılan işkenceler ile ilgili?
Anızların yakılması, ağaçların kesilmesi, havanın kirletilmesi ve
Rab’bin şaheseri olan doğanın tahrip edilmesi ile ilgili…

——————————————————-

İnsanımız,
Allah adına Müslümanları sömürenleri ve bu gerçekleri duyamazsa,
Kendilerine bunlar açıklanmazsa nasıl aydınlanacak?
Onlar, Müslümanım dindarım diyenlere inanabilir ama
Sizler yani Diyanet yöneticileri,
onların Kuran ayetlerine göre ne kadar dindar veya ikiyüzlü oldukların çok daha iyi bilirsiniz.
Sizler söylemezseniz insanlarımız bunları nasıl öğrenecek?

Siz söylemezseniz, toplum bu şekilde daha da kötüye gitmeyecek mi?
Sizler bunun bedelini nasıl ödemeyi planlıyorsunuz?
Milyonlarca insana bu zararlar verilirken sessiz kalıp sonra af dileyerek mi?

——————————————————-

Oysa,

Bu kesim, hala Kuran’ın Arapça okunmasının daha makbul olduğunu söyleyebiliyor,

“… Lafızlarıyla ibadet edilen bir kitap olması sebebiyle Kuran’ın Arapça metninin bütün
insanlara ulaştırılması. Böylece herkes, onu okuma, dinleme, ezberleme, ibadetlerinde
okuma, manasını anlamadığı halde onunla duygulanma imkanına sahip olur. Nitekim
asırlardan beri Müslümanlar, Kuran’ın Arapça aslını okumakta, hatta hafızlar onu baştan
sona ezberlemekte ve kıraâtıyla duygulanıp duygulandırmaktadırlar.”

Oysa ki Kuran’ı tamamı ile anlayarak okumak gerekmektedir.

 

Anlamazsın

Yeni bir soru şudur :

Diyanet Hiç Olmasaydı,
şu ana kadar daha kötü bir “Din” anlayışına mı sahip olacaktık?
Bu hali ile çalışan bir Diyanet yerine,
Yarından itibaren Diyanet diye bir kurum olmasa,
Bunu eksikliğini bu toplum hissedebilir mi?

Eğer hissetmezsek,
zaten temelde çok büyük bir yanlış var demektir.

Diyanet yöneticileri, çalışanları, okumuşlar, profesörler:

Lütfen artık gerçekleri açıklayın.
Yapmak zorunda olduğunuz ama saklı tuttuğunuz…

Şayet, gerçekleri açıkladığınızda görevinizde kalamayacağınızı düşünüyorsanız,
Gerçekleri haykırın ve hemen ayrılın veya ayrılmadan korkusuzca çalışın.
Ve sessiz kaldığınız günler için Allah’tan af dileyin.
Bu gün, yarın Allah’a hesap vereceğiniz günden daha iyidir.

Çağımızdaki Diyanet öyle bir kurum haline gelmiştir ki,
Bütün altyapısı ile birden bire buharlaşsa,
Ne yazık ki toplumda yok olduğu yıllarca kimse tarafından hissedilmez.
En büyük mutluluk ise daha ucuza hac ziyareti yapan hacılar olur.

——————————————————-

Sebepler ne olabilir?

Diyanet İşleri Başkanlığı yalnızca
“Neden” sorusu yerine, “Nasıl” soruları üzerinden gidiyor.
Örneğin,
“Namaz nedir? yerine
“Namaz Nasıl kılınır, hangi vakitlerde kılınır,
hangi dualar okunur” gibi şekil üzerinde duruyor
Oysa namazın ne olduğunu anladığımızda,
nasıl kılınması gerektiğini insanlarımız zaten kavramayacak mı?

“Kuran nedir?” sorusu üzerinden gidilmiyor,
Toplumda yaratılan Kuran kavramı neredeyse
dokunmanın bile yasak olan bir kitap olarak tanıtılıyor.

Ayrıca,
düşünülmesi ve tartışılması gereken diğer bir konu:

Dinden para kazanmak caiz midir?
İnsanlara namaz kıldırmak için vergilerden maaş almak?
Yok mu o kadar cemaatin içinde namaz kıldıracak bir kişi?
Veya Camileri gözetip koruyacak kadar, Allah sevgisi olan?
Mutlaka ödenecek maaş karşılığında, para ile birini mi tutmak gerek?
Bir işçi günde 10 saat bilfiil çalışırken,
Maaş destekli bir imam veya müezzin kaç dakika çalışıyor?…

Böyle din olur mu?
Böyle meslek olur mu?
Böyle İslam olur mu?
Yediğin ekmeğin enerjisini bu kadar israf etmek olur mu?

——————————————————-

Şimdi, tek yaptıkları ise nedir?

Sessiz kalmak…

Şekil üzerinde bolca konuşmak,
Amaç üzerinde sessiz kalmak.

Namaz nasıl kılınır bolca anlatmak,
Namaz nedir konusunda sessiz kalmak…

Eğer bu şekilde ölürseniz,
Her biriniz Cehennemin en dibinde yanacaksınız
Sessiz kaldığınız için…

Milyonlarca Müslümanın öldürülmesine,
Kadınlarına genç kızlarına tecavüz edilmesine,
Milyonlarca çocuğun yetim kalmasına,
İnsanlara yapılan işkencelere,
Kollarının, bacaklarının kopmasına,
Gözlerinin kör olmasına,
Dökülen göz yaşlarına,
Yakılan ağıtlara,
Yıkılan yuvalara
Sessiz Kaldığınız için…

İnsanların Cahil bırakılmasına,
“Dindarım diyen herkese inanmasına,
Allah’ın Kuran’ını hala Arapça okumasına ve
Allah’ın mesajlarını anlamamasına,
Cahil,yobaz,casus hocaların söylediklerine kanmasına
Sebep olduğunuz için…

İslam Dinini,
Karın doyurma pahasına az bir bedele sattığınız için,
Cehennemin en derinlerinde sizler olacaksınız…

İslam dinini bir şekle çevirdiniz,
Özünü ise öldürdünüz.
Günün bir kısmı kadar olan bu iğreti dünyayı yeğlediniz,
Ahireti Unuttunuz…

Yaptıklarınızdan ötürü Milyonlarca kere tövbe etmelisiniz,
Af dilemelisiniz,
Ve halka gerçekleri söylemelisiniz.
“Dindarım” demekle dindar olunamayacağını…
Kan döken vahşi katilleri destekleyenler ve
Onların yanında “Onur ve Yücelik” arayanları açıklamalısınız…

Bunun en büyük günahlardan biri olduğunu vurgulamalısınız…
Haykırmalısınız,
Sesiniz kısılana dek;
Yüz binlerce din adamından
Allah rızası için ses çıkaracak kaç taneniz var?

Şunu bilin ki SİZLER,
Aksi halde o ikiyüzlülerin daha altında olacaksınız,
Cehennemin en dibinde olan…
Gerçekleri sakladığınız için,
Gerçekleri açıklamadığınız için;

Halbuki susmak bizler kadar sizlere de haram edildi.
Bu bir savaş ve sizlerin susma hakkınız yok,
Arkaya dönme hakkınız yok,
Geride kalma hakkınız yok…

ALLAH RIZASI İÇİN ARTIK DOĞRULARI HAYKIRIN

ŞEREFİNİZLE YAŞAYIN…

ŞEREFİNİZLE ÖLÜN…

VE ŞU ANA KADAR YAPMADIKLARINIZ İÇİN

ALLAH’TAN AF DİLEYİN…

Toplumun size ihtiyacı var.
Sessizliği tercih eden değil,
Fısıldayan değil,
Kendi kendinize konuşan değil,
Allah’ın emirlerini korkusuzca haykıran bir Diyanete…

Lütfen görevinizi yapın ve Aydınlatın toplumu
Şeklen değil, özüyle Kuranı
Lütfen Görevinizi yapın, korkmayın ve HAYKIRIN !

YADA

ALLAHTAN SİZLERE BİR MESAJ VAR :
Az ve Öz…

Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya);
işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah onlarla
ne konuşacak, ne de onları arıtacaktır. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, Bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır.
Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!)
Bakara Suresi 174-175. Ayetler

 İmanlarından sonra küfre sapmış, sonra da küfürde daha da azıtmış olanların tövbeleri
asla kabul edilmeyecektir. Onlar, sapıkların ta kendileridir. Gerçeği örtüp de küfre sapmış
olarak ölenlere gelince, onların her biri kendini kurtarmak için dünya dolusu altın verse de
asla kabul edilmeyecektir. Korkunç bir azap vardır onlar için. Hiçbir yardımcıları olmayacaktır.
Ali İmran Suresi 90 – 91. Ayetler

———————————————————————————

Diyanet İşleri Başkanlığı
Atatürk tarafından yobaz düşüncelerden kurtulmak için kurulmasına rağmen

Görünüm odu ki, şimdi
Diyanetin kendisi yobazlığı destekler hale gelmiştir.

Üstelik,

On binlerce Cami,
Yüz binlerce çalışan,
ve Türkiye’nin en büyük bütçesi ile…

O zaman insanlarımızın en azından bir beklentisi olması suç değildir.
Bu kadar emeğe karşın en azından bir fark olsun
William Shakespeare’in Hamlet isimli eserinde belirttiği gibi

“Olmak yada Olmamak…” arasında

 

 

İlgili Makaleler :

Kuran’daki KURAN…: http://diril.me/2012/06/17/kurandaki-kuran/

Altın bir Anahtar, Namaz…: http://diril.me/2013/05/22/altin-bir-anahtar-namaz/

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

DEMOKRATİK BİR ALTYAPI SAĞLANMADAN,
DEMOKRATİK BİR SEÇİMDEN SÖZ EDİLEMEZ…


Bir vatandaşımız diyor ki :
“Üniversitede öğrenciydim. Yıl 1977…
Üniversiteler çok sıcak ve endişeli günler yaşamakta. Sağ sol çaltışmaları ve bunun ötesinde sol içerisinde kendisi ile çatışmakta olan onlarca farklı grup / farklı ideolojiler var.

Ders yapmakta iken çoğu zaman dersanenin kapısı tıklanmadan açılır, birileri içeri dalar ve öğrencileri kendi istekleri dışında adeta sürerek miting yapmaya götürür. Öğrencilerin tamamı çember altındadır ve gruptan ayrılmalarına hatta tuvalete gitmelerine bile izin verilmez.

Sağ veya sol olmasına bakılmaksızın bu gençlerin çoğunda belki cüzdan yoktur ama ceket altında sizlere gösterdikleri bir silah mutlaka vardır. Mesaj ise oldukça açık : “Ya dediğimi yaparsın ya da dediğimi yaparsın.“… Ne özgürlük ama…

Yer ise Ankara, BAŞKENT…
Genelkurmay ve Meclisten yalnızca 5 kilometre uzakta bir üniversite.
İstemediğin
kadar asker, polis, vekil, nistepen eğitimli bir halk…
Sizin ise, yürüyüşlere katılmamak, başkası
tarafından belirlenen iş bitmeden, jandarmaya veya polis taşlamadan, son perdeden slogan atmadan gruptan ayrılma şansınız yok…”

Şimdi basit bir analoji ile karşılaştıralım :
Ya Doğu Anadolu, Güney Doğu Anadolu?
Ortalarda otomatik silahlarla dolaşan militanlar;
Hükümet desteği ile bir devlet kurmaya çalışanlar;
Emperyalizm tarafında yıllarca beslenmiş ve halen de beslenen çeteler;
İnsanların çocuklarını zoraki dağa kaldırıp, devlet ile savaştıranlar…
Tek amaçları ise burada kendileri lehine görünür sonuçlar almaya çalışmak…
Ve Devlet? HİÇ YOK !

Burada yapılacak seçimlerin yeterince demokratik olduğuna inanmak mümkün mü? Hayır !
“Silahlı” ne dilerse, oylar o şekilde çıkacak…

ADI “Demokrasi” olan sistem, gerçekten bir demokrasi mi?

DEMOKRASİ :
Demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını
şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir.

OLİGARŞİ :
Oligarşi, sadece belirli bir grubun bir ülkeyi yönetmesiyle ortaya çıkan bir
yönetim biçimidir.

Gerçek bir demokraside EN İYİ seçilmeye çalışılır
Türkiye’deki şu andaki mevcut OLAN İSE
Başkaları tarafından belirlenen
Arsız,
Hırsız,
Uğursuz içinden
kötünün iyisini (ŞERİN EHVENİ) seçme işlemi kısaca;
bir KANDIRMACA DEMOKRASİSİ‘dir
En kötülerini en başa oturtan ise, iliklerine kadar işlemiş olan GÜÇ‘tür

Siyasetçi her söylediği ve her yaptığından sorumludur.
Ama Türkiye’de?
Ne yaparsan yap, mutlaka sonunda aklanırsın zira
her hırsızı aklayan bir uğursuz mutlaka sistemdedir.
Hem de ÇOK’ça

Bu nedenle,
Yıllarca Türk Milleti’ni uyuttular ve halen de uyutmaktalar.
Adı “Demokrasi” olan bir ninni ile…

Siyasetçi’nin ahlaksız ve yalancı olmasını siyasetin bir doğal bir sonucu olduğunu söylediler.
Halbuki, Siyasetin bütün yalanlardan arındırılmış olması, bir siyasetçinin ise bilgili ve dürüst
bir kimliğinin olması geremez mi?

Sözünü tutamayan veya ahlaksız yollarla çıkar sağlayan bir siyasetçi ise mutlaka büyük bir zarar
görmelidir.

Biraz daha fazla Demokrasi :

Yüksek Seçim Kurulu’nun bağımsızlığı…
Seçimlerde, hiçbir ahlaksızlık (üçkağıt ve dalavere) olmamalıdır. Sonuçlar %100 seçmen oylarını
yansıtmalı ve seçmen listeleri mutlaka doğru olmalıdır. Yüksek Seçim kurulu bütün baskı ve
yönlendirmelerden uzak tutulmalıdır.

Seçimler tamamen şefffaf olmalıdır…
Sandık sonuçları, bütün parti sandık temsilcilerine onaylı olarak dağıtılmalı, Internet üzerinden
kontrol sağlanmalıdır.  Bütün toplamlar ve sonuçlar istendiğinde indirilerek bağımsız toplamlar
Türk Milleti’nin her ferdi tarafından kontrol edilebilmelidir.

Seçim Özgürlüğü ve Güvenliği…
İnsanların vermiş oldukları oylar, %100 özgürlük içerisinde ve olmalı ve başkaları tarafından
herhangi bir zorlama kesinlikle olmamalıdır: Seçim güvenliği devlet tarafından sağlanmalı, baskı
en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.

Eşitlik ilkesi…
Parası ve gücü olan değil, Halka en iyi hizmet edececek ve Türk Milleti’nin çıkarlarını en iyi
gözetecek insanlara şans sağlayacak bir alt yapı olmalıdır. Bu nedenle basın, yayın, medya
tüm katılımcılara eşit hak sağlamalıdır. Teknoloji ile halka iletişim yeterli boyutta oduğu için
Parasal gücü olana avantaj sağlayacak Miting vb tanıtımlar yapılmamalıdır.
Mevcut alt yapıyı, olduğundan daha büyük göstermeye yönelik bütün aktiviteler (icraat yalanları)
engellenmelidir. Anket şirketleri, reklam ajansları gibi toplumu yönlendirmeye izin verilmemelidir.

Görüşlerin alınması…
Tüm katılımcılar, (katıldığı bölgede) birlikte ekran karşısında, kendilerine önceden duyurulan
konularda cevap ve çözümlerini karşılıklı olarak tartışmalıdır.

Milletvekili Adaylarının Belirlenmesi…
Adayların belirlenmesi işlemi için, bir avuç parti yönetimi değil milyonların söz hakkı olmalıdır.
Parti yönetimlerinin belirleyeceği aday miktarı çok ufak bir yüzde ile sınırlandırılmalıdır.

Hükümet atamaları…
Hükümetlerin bürokratik atamaları en aza indirilmeli veya tamamen kaldırılmalıdır. İçinde başkaları
tarafından belirlenen bir atama sistemi olan devlet ne kadar demokratik olabilir? Demokratik seçimler
yalnızca milletvekili seçimleri veya yerel seçimlerle sınırlandırılmamalı, yaşamımızda her aşamada
yaygınlaştırılmalı; Sistem içinde yer alan her unsura seçim konusunda hak “seçme” hakkı tanınmalıdır.
Toplum kendi yöneticilerini her zaman kendisi seçmelidir.

Parti Yardımları…
Parti veya siyasetçilere yapılacak bireysel yardımlar olmamalı veya olacaksa tamamen şeffaf olmalı
Ya da devlet, hepsine gerekirse aynı desteği sağlamalıdır.

Milletvekilleri ne kadar kanun yapabilir?
Kanun yapmak için seçilen milletvekillerinin karmaşık sistem çözümleme ve Altyapı ve deneyimleri
ne kadardır?

Kanun yapmada, işin ehli ve içinde yer alan unsurları da kapsayan çok geniş eğitimli kitlelerden
(Üniversiteler, toplum kuruluşları, Sosyal platformlar) büyük destek sağlanmalıdır. “Sallabaş” sistemi
ile birkaç kişi tarafından yeterli miktarda analiz edilemeden çıkartılan bir kanun genel olarak
sorunlara çözüm bulmaktan öte kendisi sorun yaratacaktır. Kanun yapılmadan önce her unsur
detaylı bir şekilde incelenmeli çıkartılmadan önce yeterli simülaston testleri yapılmalı ve eksiklikler
giderilmelidir.

2013-09-22_Problemlerin-Ana-Sebebi 2013-06-15_TürkMilletiNeİstiyor1_900x900

Demokratik bir Toplum için Diğer Faktörler :
Verimliliği artırmak,
Toplum bilgisi ve eğitimini artırmak,
Sorgulayan bir toplum oluşturmak,
Rüşvet ve Yolsuzlukları engellemek,
Dindarlığı değil, iyi ahlakı ön plana çıkartmak,
Toplumun her ferdinin gelir ve giderlerinin şeffat hale getirilmesi…

Son söz :
Hiçbir şey için GEÇ DEĞİLDİR…
Diğer bir makale için tıklayın : “Kime oy verelim?”

2014-03-12_DoğruOlanıYapmakİçinZaman

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Kime oy verelim?

06.03.2014

Kime oy verelim?

2014-03-05_KaranlıkGüçBaşbakan’ının bile hırsızlığı ayyuka çıkmış bir partiden kurtulmayı mı hedeflemeliyiz yoksa, Muhalefet partilerinden birini iktidara / başarıya taşıyınca tüm işlerin düzeleceğini mi ümit etmeliyiz? Veya ilk olarak mahalli seçimlerde AKP kaybedecek olursa caddelere çıkıp, bayram yapıp göbek mi atmalıyız?

Şimdi yıllarca AK Parti’den desteklerini esirgemeyen yazar ve zengin birdenbire
neredeyse VATANSEVER oluverdiler ve başka hesaplar yapılmaya başlandı.
“Şu bölgede oyunuzu MHP’ye verin, Şu şehirde CHP’yi destekleyin. Oylarınızı bölmeyin. Yeter ki AK Parti kazanmasın.”… Oysa büyük belediyelerin çoğu AK Parti’den çok önce; neredeyse Selamet Partisi zamanından beri aynı adamlar ve aynı zihniyet tarafından yönetilmekte.

Soru şu :

CHP veya MHP kazandığında, sorunlar çözülecek mi, rantlar azalacak mı?
Bu iki meclisteki parti, TÜRK HALKI’nın sokaklarda olduğu o önemli zamanlarda
BU Halkın ne kadar arkasında oldular? Ülke açık açık bölünürken, anayasal haklar
açıkça gasp edilirken ne kadar sokağa inebilme cesaretine sahip oldular. Bu partiler
Bu Millete ne kadar yakışıyor?

Muhalefet partilerimizi tanıyalım (Makaleler için Tıklayınız) :
“Diyelim AKP Gitti…”

“Sonar Anket Yapmış(MIŞ)…”

“Muhalefet Olmayı Hatırlamak…”

“Türk Ulusu’na gereken, öncelikle “karakterli” bir MUHALEFET…”

Öncelikle unutulmaması gereken önemli ayrıntılar var.
1- Düşmanınızın düşmanı, her zaman sizin dostunuz olacağı anlamını taşımaz;
Düşmanınızın düşmanı aynı zamanda sizin de düşmanınız olabilir:
Kıssadan hisse: Kanunsuz bir parti ile 180 derece zıt olan bir parti de
kanunsuz işler yapabilir hatta öncekini aratabilir…

2- AKP hakkında ses kayıtları yeni midir?
Ses kayıtları şu ana kadar neden ortaya çıkmamıştır ama daha da önemlisi,
ses kayıtlarını dinleyebilen, şu ana kadar elinde saklayan ve şimdi yayınlamaya kalkan güç kimdir?

3- Özal zamanı bürokratlarının aklanması
Özal zamanı ile başlayan rüşvetler, dolaplar, haraçlar ve kanunsuzluklarla
suçlanan ve yüce divanlara sevk edilen kaç önemli şahsiyet ceza almış, kaç kişi aklanmıştır?

4- Halkı kimler kontrol ediyor?
Türkiye ve bir sınıf altında yer alan ülkeler, çoğu zaman iktidarları devirdiğinde;
Sonra, yerine gelen diktatör devrildiğinde, elleri silahlı eğlenen havalara ateşler açan,
havai fişekler patlatan ülkeler bu kadar coşkuya rağmen neden hiç adam olamazlar?
Bu güçlerin arkasındaki güçler kimdir?

5- En önemlisi: Adı Demokrasi olan sistem, gerçek demokrasi mi?
Savaşlara trilyonlarca Dolar para harcanarak doğru dürüst bir sonuç alınamadığı bir ortamda;
Bizleri yöneten, kanunlar çıkartan milletvekillerini kimler seçmektedir?
Türk Milleti mi?
Yoksa 3-5 kuruşa satın alınabilecek,
rüşvetle, şantajla, yola getirilebilecek ve
gücün listesini ilk sırada milletvekili adayı
göstererek gücün kendi casuslarını
meclis içine sokacak PARTİ ELEMANLARI mı?

Unutmayın ki,
Emperyalizm elindeki sınırsız güçle (para – medya – teknoloji)
sizlerden her zaman bir adım daha öndedir.
Onların sahip olduğu kanallarla (Şu anda Türkiye’de aklınıza gelecek her şey) karar verecek veya
verdirilecek olduğunuz taktirde asla doğru yola ulaşamazsınız.

Karar için :
Etrafınıza dikkatlice bakın, sorgulayın.
Yapılan medya yayınlarının “sözde” anket sonuçlarının
sizleri yönlendirmesine asla izin vermeyin ve
KESİNLİKLE YÜREĞİNİZİN SESİNİ DİNLEYİN.

Bugünü düşünmeyin çünkü,
Bugünü BİRİLERİ sizin için zaten planlamış durumda.
Elinize tutuşturulan oyuncaklarla eğlenmeyi bırakın ve
Daha uzun süreli ama GERÇEK ÇÖZÜMLER üzerinde kafa yorun.

Bu karanlık güç, sahip olduğunuz her şeye hükmedebilir…
Bir insanı insan yapan sorgulayan BEYNİNİZE VE YÜREĞİNİSE ise ASLA !
Onları iyi kullanın…

Makale için tıklayın : Demokratik Bir Seçim…

UNUTMAYIN Kİ GERÇEK GÜÇ SİZLERSİNİZ.
BUNUN FARKINDA OLUN,
EMPERYALİZMİN BÜTÜN PLANLARINI ÇÖKERTİN…

Makale için tıklayın  : Türkiye’de seçim Sonuçlarının Analitik İncelemesi

 

 

 

 

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Forbes Türkiye’nin en zenginlerini açıkladı Forbes’ın “En zengin 100 Türk”sıralamasına göre, Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk 3 milyar 400 milyon dolarlık servetiyle ilk sırada yer aldı.

Ekonomik büyüme 2012’de ivme kaybetmesine rağmen milyarder sayımız artmaya devam ediyor. Son bir yılda Türkiye’de ilk 100’e giren zenginlerin toplam servetinde önemli artış yaşanırken dolar milyarderi sayısı ilk kez 44’e çıktı.

FORBES Türkiye dergisinin bu yıl sekizincisini hazırladığı “En Zengin 100 Türk” listesine göre, listeye giren zenginlerin toplam serveti 117,85 milyar dolara yükselirken milyarder sayısı 44 oldu. Geçen yıl açıklanan ilk 100’de 34 milyarder yer alıyordu, toplam servet de 95 milyar dolardı.

2013-12-26_DolarMilyarderleri

Oysa,
AKP İktidarı ile yalnızca belli çevrelerin zenginliğine zenginlik kattığı bu ÜLKE,
Her kötü uygulamadai Avrupa ve dünyada liderliği kimseye kaptırmıyor.

2013-12-31_DolarMilyarderleri_7sırada

Peki neden?

Nedeni şudur :
Para ve kişisel menfaatler her şeyin önündedir.
“Dindarım” diyenler için, Amerikan Doları üzerinde yer alan
Benjamin Franklin hatta,

Kendisinden nefret edenler için, Türk Parası üzerindeki
Mustafa Kemal Atatürk bile
Allah’tan daha yüce olarak görülmektedir…

2013-12-28_Kuran_HükümetlerinKutsalKitabı

Ve Şurası yeniden ispatlandı ki;
Yalnızca Türkiye değil bütün dünyada
Siyasetçi demek genel anlamı ile:

Ahlaksız,
Şerefsiz,
Allah’sız
Kitapsız,
Namert,
Acımasız,
Hırsız,
Zengiler, yobazlar ve kendileri için çalışan ve
Dünyada minicik biz azınlık tarafından yönetilen insanlardır

VE, Tamamından kurtulmadan dünya asla huzur bulamayacaktır…

İşsizlik artarken,
Yoksulluk hızla artarken,
Refah azalırken,
Milyarder sayısının hızla artmış olması;
Ve milyarların, küçücük bir azınlığın cebine giriyor olması
Devlet mallarının nasıl paylaşıldığının açık göstergesidir…

Bakınız :

Şeytana Tapanlar, Ülkemizi Satanlar…

Emperyalizm Türkiye İçin Ne Harcar?

Satmak Çözüm Değil; YÜREĞİMİZ YANIYOR…

 

İşte Türkiye’nin en zengin 100 kişisi
(İlk 44 kişi Dolar milyarderi olma şerefine ulaşmışlardır?)

SIRA İSİM ŞİRKETİ 2013 Milyar $ 2012 Milyar $
1 Ferit Şahenk Doğuş Holding 3.4 2.6
2 Semahat Arsel Koç Holding 3.2 2.6
3 Hüsnü Özyeğin Fiba Holding 3.1 3
4 Murat Ülker Yıldız Holding 3.1 2.8
5 Filiz Şahenk Doğuş Holding 3 2.4
6 Rahmi Koç Koç Holding 2.9 2.5
7 Şarık Tara Enka İnşaat 2.8 2.3
8 Ali Ağaoğlu Ağaoğlu İnşaat 2.7 2.1
9 Suna Kıraç Koç Holding 2.6 2.2
10 Erman Ilıcak Rönesans Holding 2.5 2
11 Kamil Yazıcı Yazıcılar Holding 2.4 1.8
12 Mehmet Emin Karamehmet Çukurova Holding 2.4 2.9
13 Ahmet Çalık Çalık Holding 1.7 1.3
14 Bülent Eczacıbaşı Eczacıbaşı Holding 1.7 1.2
15 Deniz Şahenk Doğuş Holding 1.7 1.3
16 Faruk Eczacıbaşı Eczacıbaşı Holding 1.7 1.1
17 Mustafa Latif Topbaş BİM 1.7 1.4
18 Tuncay Özilhan Anadolu End.Hold. 1.6 1.4
19 Ahmet Nazif Zorlu Zorlu Holding 1.4 1.4
20 Mehmet Nazif Günal MNG Holding 1.4 1
21 Sinan Tara Enka İnşaat 1.4 1.1
22 Ali Metin Kazancı Kazancı Holding 1.3 1.3
23 Aydın Doğan Doğan Holding 1.3 1.1
24 Mehmet Rüştü Başaran HABAŞ 1.3 1
25 Serra Sabancı Sabancı Holding 1.3 0.95
26 Suzan Dinçer Sabancı Sabancı Holding 1.3 1
27 Şevket Sabancı Esas Holding 1.3 1
28 Turgay Ciner Park Holding 1.3 1
29 Ahsen Özokur Yıldız Holding 1.2 1.3
30 Çiğdem Sabancı Bilen Sabancı Holding 1.2 0.95
31 Mehmet Hattat Hattat Holding 1.2 1
32 Mustafa Koç Koç Holding 1.2 1
33 Mübariz Gurbanoğlu Palmali Denizcilik 1.2 1
34 Nihat Özdemir Limak İnşaat 1.2 1.1
35 Sezai Bacaksız Limak İnşaat 1.2 1.1
36 Hamdi Ulukaya Chobani Yoghurt 1.1
37 Nezih Barut Abdi İbrahim İlaç 1.1 0.3
38 Ömer Koç Koç Holding 1.1 0.95
39 Suat Günsel Yakın Doğu Üniv. 1.1 1
40 Ali Koç Koç Holding 1 0.9
41 Cemil Kazancı Kazancı Holding 1
42 Dilek Sabancı Sabancı Holding 1 0.825
43 Murat Vargı MV Holding 1 1
44 Sevil Sabancı Sabancı Holding 1 0.825
45 Hasan Çolakoğlu Çolakoğlu Metalurji 0.95 0.82
46 Ahmet Afif Topbaş BİM 0.9 0.565
47 Demet Sabancı Çetindoğan Sabancı Holding 0.9 0.7
48 Fatma Tuba Yazıcı Diler Holding 0.9 0.85
49 Necati Kurmel Saray Halı 0.9 0.85
50 Ali İsmail Sabancı Esas Holding 0.85 0.66
51 Demir Sabancı Sabancı Holding 0.85 0.64
52 Emine Sabancı Kamışlı Esas Holding 0.85 0.66
53 Ömer Sabancı Sabancı Holding 0.85 0.71
54 Ünal Aysal Unit Investment 0.85 0.775
55 Mahmut Çevik CVK 0.8 0.5
56 Olgun Zorlu Zorlu Holding 0.8 0.725
57 Mustafa Küçük Tema Holding 0.75 0.45
58 Yalçın Sabancı Yasa Holding 0.75 0.75
59 Ali Rıza Yıldırım Yıldırım Holding 0.7 0.65
60 Hamdi Akın Akfen Holding 0.7 0.635
61 Mehmet Ali Aydınlar Acıbadem 0.7 0.65
62 Nesrin Esirtgen Abdi İbrahim İlaç 0.7
63 Yüksel Yıldırım Yıldırım Holding 0.7 0.65
64 Erdoğan Demirören Demirören 0.68 0.635
65 İpek Kıraç Koç Holding 0.68 0.5
66 Lucien Arkas Arkas Holding 0.68
67 Ahmet Keleşoğlu Selçuk Ecza Holding 0.66 0.65
68 Erkut Soyak Soyak Holding 0.65 0.675
69 Kağan Gürsel Kiska İnşaat 0.65 0.6
70 Mehmet Avni Kiğılı Hayat Holding 0.65 0.575
71 Mehmet Sepil Genel Enerji 0.65 0.45
72 Ahmet Cengiz Cengiz Holding 0.6 0.35
73 Ekrem Cengiz Cengiz Holding 0.6 0.35
74 Kazım Türker Türkerler Holding 0.6 0.65
75 Mehmet Cengiz Cengiz Holding 0.6 0.35
76 Şeref Cengiz Cengiz Holding 0.6 0.35
77 Yaşar Kaptan Çebi Kaptan Şirketler Grubu 0.6 0.475
78 Aziz Torun Torunlar Grubu 0.58 0.45
79 Erol Çarmıklı Nurol Holding 0.58 0.54
80 Mehmet Oğuz Çarmıklı Nurol Holding 0.58 0.54
81 Mehmet Torun Torunlar Grubu 0.58 0.45
82 Nurettin Çarmıklı Nurol Holding 0.58 0.54
83 Vildan Gülçelik Enka İnşaat 0.58 0.525
84 Bayram Yusuf Aslan İçdaş Demir Çelik 0.55 0.375
85 Erdal Aksoy Aksoy Holding 0.55 0.42
86 Erol Sabancı Sabancı Holding 0.55 0.5
87 Erol Tabanca Polimeks İnşaat 0.55
88 Erol Üçer Gama Holding 0.55 0.5
89 İbrahim Bodur İ.Bodur Holding 0.55 0.51
90 Necati Aslan İçdaş Demir Çelik 0.55 0.375
91 Tacettin Aslan İçdaş Demir Çelik 0.55 0.375
92 Adil Üstündağ Üstündağ Grup 0.525 0.45
93 Nuri Özaltın Özaltın Holding 0.525 0.5
94 Sevda Gülçelik Enka İnşaat 0.525 0.45
95 İbrahim Çeçen IC Holding 0.5 0.4
96 Mustafa Boydak Boydak Holding 0.5
97 Müşfik Yamantürk Güriş Holding 0.5 0.46
98 Ömer Dinçkök Akkök Sanayi Yatırım 0.5 0.45
99 Tevfik Yamantürk Güriş Holding 0.5 0.46
100 Ali Raif Dinçkök Akkök Sanayi Yatırım 0.45 0.375
100 Ayşe Verda Gülçelik Enka İnşaat 0.45 0.375
100 Bekir Boydak Boydak Holding 0.45
100 Hasan Ulusoy Ulkar Holding 0.45
100 İmam Çolakoğlu Çolakoğlu Metalurji 0.45 0.35
100 İnan Kıraç Kıraça Holding 0.45 0.35
100 İshak Alaton Alarko Holding 0.45 0.35
100 Mehmet Çolakoğlu Çolakoğlu Metalurji 0.45 0.35
100 Memduh Boydak Boydak Holding 0.45
100 Orhan Özokur Yıldız Özokur 0.45 0.425
100 Rezan Has Has Otomotiv 0.45 0.375
100 Selçuk Yaşar Yaşar Holding 0.45 0.43
100 Şefik Yılmaz Dizdar Tema Holding 0.45
100 Yüksel Erimtan Gama Holding 0.45 0.45

 

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Diyelim ki yarın İktidar Partisi gitti,
Toz oldu veya birden bire buharlaştı.
Bir sonraki gün Ne olacak?

“B” veya “C” planın  hazır mı?
Yerine kim gelecek?
Sorun, Gelecek kişilerin kim olduklarında mı?
Yani, İktidar yaşlanmış ve iktidarını kaybetmişse,
Yerine aport için bekleyen,
Mevcut Muhalefet partilerinden birini mi seçmeli?
Veya Başka bir parti kurup onu mu desteklemeli?
Ya da Allah’tan bir mucize mi beklemeli?

2013-07-19_UğurMumcu_900x900

Temel sorun;
Kim tarafından yönetildiğimiz midir?
Yoksa, Yönetildiğimiz sistem mi?

Örneğin,

Yozlaştırılmış bir Eğitim,
Yozlaştırılmış bir Siyaset,
Yozlaştırılmış bir Din
Ve tüm bunların karşılığında
Yozlaşmış bir toplum nedeniyle;

Milliyetçiyim diyen ve
Millet’e en büyük kötülüğü yapanlarla;
Atatürkçüyüm diyen ve
Atatürk’e en büyük kötülüğü yapanlarla;
Dindarım diyip,
İslam Dini’ne en büyük kötülüğü yapanlarla
Karşı karşıya olabilir miyiz?

Siyasal görüşler 180 derece farklı bile olsa,
Tek bir ortak paydada,
Kişisel çıkarlar paydasında kolaylıkla birleşenlerle,
Yaptıkları haksızlıkları karşılıklı olarak AK’layanlarla
Karşı karşıya olabilir miyiz?

Yediği sınırsızca HARAM‘la zenginleşenlerle,
Bunları Allah’ın bir Rızkı olarak görenlerle,
Orucunu 5 yıldızlı otellerde,
Dolar karşılığı yemeklerle açanlarla
Karşı karşıya olabilir miyiz?

Ağzından her ALLAH kelimesi çıkana
Deli divane olan,
Neredeysa Allah yerine onlara tapan,
Cahil bırakılmış bir toplumla
Karşı karşıya olabilir miyiz?

Onlarca Anayasal Hakkı doğrudan gasp edenlerle,
Suçlu bile bulunmayan binlerce insanı
Yıllarca Hapishanelere tıkanlarla
Ve bunun adına “Adalet” adını takanlarla
Karşı karşıya olabilir miyiz?

Milyonlarca seçmen,
“Oy verme” dolaplarına binerken,

Meclise giren vekilleri
Yalnızca “bir avuç” insan tarafından
seçtiren ve bunun adına da
Demokrasi denen bir sistemle

Karşı karşıya olabilir miyiz?

Karşı karşıya olduğumuz herşey
Koskoca bir YALAN’dan ibaret,

“Dindarım” yalanı,
“Milliyetçiyim” yalanı,
“Atatürkçüyüm” yalanı,
“Halkçıyım” yalanı;
Demokrasi yalanı,
Eşitlik yalanı,
Adalet yalanı…

Gerçekten demokrasi ile mi Yönetiliyoruz ?
Kesinlikle Hayır?
Bakınız : ” Adı yalnızca “Sandık” Olan; Demokrasi Değil Tabuttur.

 

2013-07-12_YemekTarifi12_900x900 2013-07-12_YemekTarifi11_900x900

 

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Sonar Anket yapmış ve şu an seçim yapılsa seçim sonuçları
ne olurdu konusuna açıklık getirmiş.

Başlık şöyle : “AKP, Sonar anketinde de düşüşte!”

Sonar Araştırma Şirketi, Gezi olaylarından sonra
gerçekleştirdiği ilk seçim anketinin sonuçlarını açıkladı.
19.07.2013 20:57

Sonar’a göre, bugün seçim olsa AKP 6 puan kaybederek
yüzde 44.1 oranında oy alacak. Araştırma sonuçlarına göre
CHP yüzde 28.23, MHP yüzde 16.3 oy oranına sahip. BDP
yüzde 6.4 ile dördüncü sırada, Saadet Partisi ve İşçi Partisi
ise yüzde 2 bandında.

Kararsızlar ve görüş belirtmeyenler orantısal olarak dağıtılmadan
önce AKP yüzde 41.13, CHP yüzde 26.33 ve MHP yüzde 15.20
oranında gözüküyor. Sonar’ın son yıllarda yaptığı araştırmalardaki
karşılaştırmalara göre 2010 yılından sonra yüzde 52′lere ulaşan
AKP 6-7 puan kaybetmiş, CHP 2012 yılında bir miktar puan
kaybettikten sonra bu sene tekrar oylarını arttırmaya başlamış,
MHP ise 2010 yılından beri sürekli oylarını artırmış görünüyor.

BDP henüz yüzde 10 barajını aşamamış olsa da, yüzde 7 civarında
oylarını konsolide etmiş görünüyor.


ŞİMDİ DİKKAT :
Haberi yayımlayan Sözcü Gazetesi ise görünürde AKP aleyhtarı
bir MEDYA Kurumu…
Bakınız : http://sozcu.com.tr/2013/gundem/akp-sonar-anketinde-de-dususte.html

Haberler, “AKP oy kaybediyor” gibi verilmesine rağmen,
Aslında verilen mesaj aynen şudur :
“AKP son seçimlerde %49 oy almıştır ve bu doğrudur.”

HİÇ KİMSE, AK partinin ilk seçimlere göre bu kadar prestij kaybetmesine
rağmen OY ORANLARININ, nasıl ve ne şekilde arttığından bahsetmiyor.

Her söylemi YALAN’larla dolu bir partinin, bütün devlet kademelerine
Nüfuz ederek, seçimlerde HİLE yaptığından bahsetmiyor.

2002 seçimlerinde bir UMUT olarak kurulan bir partinin,
vermiş oldukları seçim sözlerini tutmadıkları halde,
Oy oranlarının nasıl artmakta olduğundan bahsetmiyor.

Kullanılan yazılımın, dünyada neden hiçbir ülke tarafından
kullanılmadığından bahsedilmiyor.
Bakınız : “Türkiye’de Seçim Sonuçlarının Analitik İncelemesi”

Nüfusla ilgili oynanan oyunlardan bahsetmiyor.
Bakınız : “AKP gerçek nüfusu saklıyor mu?”

Başbakan’ın Suriye, Paralı Askerlik vb. gibi konularda aslında
başlangıçta doğruları söylüyor olmasına rağmen, sonunda neden,
ve kimlerin direktifleri ile bu söylemlerin tam tersi istikamette kararlar
almak zorunda olduğundan kimse bahsetmiyor.
Bakınız : “Türkiyem Sana Nasıl Güvensin?”

Başbakan’ın Doğrudan Türk Milleti’nin gözünün TAM İÇİNE
bakarak söylediği yalanlardan kimse bahsetmiyor.
Bakınız : “Tayyip Nereye Koşuyor?”

AKP’ni Başbakanından, Bakanına ve her türlü yöneticisine kadar
her elemanı, doğaçlama girdikleri bütün toplantılarda, spor
salonlarında, stadyumlarda olabildiğine YUHALANIYOR ve
hiç kimse bunun nasıl bir YÜZDE 50 olduğundan bahsetmiyor.

Türk Milleti’nin Siyasi tarihinde, değil %50, oy almak, yalnızca %10
oy alan partilerin bile stadyumlarda bu kadar yuhalandığına şahit
olan var mı?
Bakınız : “AKP Protestoları ve Halktan Öcü Gibi Korkmak…”

Millet olarak bunlardan çıkartacağımız sonuç çok açıktır.
“PARASI SINIRSIZ OLAN”, aslında oyununu büyük oynuyor.
Kendilerince, oluşabilecek her alternatifi kontrol eleme çabasındalar.
Örneğin, iktidarı yönetmenin dışında, İktidar’ın her türlü yanlış
icraatlarına tamamen suskun bir muhalefeti ve tüm bunların yanında,
iktidara meydan okuma görüntüsündeki muhalif basını da yönetmekmeye
çabalamaktadırlar

“PARASI SINIRSIZ OLAN”, Tüm bunlara ne harcamıştır sorusu için:
Bakınız : “Emperyalizm Türkiye İçin Ne Harcar?”

2013-06-11_ŞimdikiSistemleSeçim1_900x900

Özet olarak, olan şudur.
AK parti, bütün basının ve devletin gücü ve kendilerini destekleyen
“PARASI SINIRSIZ OLAN EMPERYALİZMİN”  gücü ile; YOKU, VAR olarak
göstermeye çalışmaktadır. Bu amaçla şimdilik tam güç ile desteklenen
AK partidir. Bu kadar aşikar donelerden sonra artık AK Partinin, “ben %50
Oy potansiyeline sahibim” yalanları da sökmeyecektir.
Bakınız : ” Adı yalnızca “Sandık” Olan; Demokrasi Değil Tabuttur.”

Bu nedenle oynanacak oyun,
AK partiyi değiştirip,
OLİGARŞİK SİSTEMİ yerinde tutarak

CHP hatta MHP veya yeni oluşturulacak bir parti denemesi yapacaklardır.

Kendinize Soracağınız soru şudur:
Türk Milleti’ni Yöneten İktidarlara ve Bürokratlara, “Bir Türk” veya
“Bir insan olarak”

Canınızı,
Malınızı
Namusunuzu

emanet edebilir misiniz ?

Şayet edemiyorsanız,
SORUNUN TAM ÜZERİNDESİNİZ VE

İŞTE ÇÖZÜLMESİ GEREKEN SORUN DA BUDUR…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Demokrasi yalnızca Sandık demek değildir.
Adı, Yalnızca “Sandık” olan, Demokrasi değil Tabuttur…

DEMOKRASİ :
Demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını
şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir.

OLİGARŞİ :
Oligarşi, sadece belirli bir grubun bir ülkeyi yönetmesiyle ortaya çıkan bir
yönetim biçimidir.

TABUT :
Ölüyü gömüleceği yere kadar taşımaya yarayan, Baş tarafı geniş, ayak ucu dar, çeşitli ağaçlardan
yapılan bir Sandıktır.

Demokrasi;
Sandığın Hilesiz olanıdır,
Basının Yalansız olanıdır,
Adaletin Bağımsız olanıdır,
Siyasetin Dürüst Olanıdır,
Ülkenin Tam bağımsız Olanıdır,
Toplumun Ahlaklı ve Sorgulayan Olanıdır.
Kaybedenin, Muhalefet olarak görev yapmaktan Mutlu olanıdır.
Kamu personelinin, Bakan peşinde koşanı değil, İş yapanıdır.
Bireylerin kurumlarında, Üstlerini seçme şansları olanıdır.

2013-07-08_AdiDemokrasi_900x900 2013-07-07_Demokrasi_900x900

Şimdi düşünün:

Soru : Fırsatını bulan Mevcut Herhangi bir Siyasi Partinin, seçimlerde hile yapacağına
inanıyor musunuz?
Dirilme: Evet, kesinlikle inanıyorum.

Soru : Seçmenler ve seçimler Yüzde Yüz adaletli olarak belirlense bile,
Oy verdiğiniz milletvekilerini kim belirliyor?
Dirilme: Partiler içerisinde 3-5-10-100 kişi?

Soru : Bu kişilerin birileri tarafından kontrol edilme Şansı Var mıdır?
Dirilme : Elbette vardır. Zaman içerisinde kolaylıkla rüşvetle veya şantajla
Türk Milleti aleyhinde çalışacak insanlar, partilere direktifle meclise sokulabilir.

Soru : Eğer aday belirleme işi birkaç kişinin elinden alınarak, milyonların oyladığı
bir seçme sistemine gidilse sonuç aynı olur mu?
Dirilme : 3-5 kişiyi satın almak ve kontrol etmek, milyonları kontrol etmekten çok
Kolaydır. Bu nedenle her “SEÇME” işi olabildiğince geniş tabana yayılmalıdır.

Soru : Gerçekler halka olduğu gibi duyuruluyor mu?
Dirilme : Kesinlikle hayır. Medya, gerçekler yerine halka tamamı ile, kendi söylemek
istediklerini (veya birilerinin söylemek istediklerini) duyurmaktadır.

Soru : Medya kontrol edilebilir mi?
Dirilme : Devlet, denetleme mekanizmasını kullanarak, mecvut sistemde, (bir de
Yüzde yüz şeffaf olmayan – hata bulunabilecek) Medya dahil, istediği her kurumu rahatlıkla
kontrol edebilir, baskı yapabilir. Uzan şirketi, AKP tarafında olsaydı halen hayatta olabilirdi.
Ya da ahlaksız işler yapan yalnızca Uzan şirketleri ve gerisi sütten çıkmış ak kaşık değil elbette…

Soru : Seçimlere katılan Partilerin Tamamı, Tüm Türkiye’de ve eşit miktarlarda Medya veya
miting yolu ile kendilerini ve ekiplerini tanıtma şansına sahip oldu mu?
Dirilme : Hayır. Yalnızca şu an mecliste olan partiler ağırlıklı olarak meydanlarda ve ekranlardaydı.
Diğer partilerin neredeyse hiçbiri doğru dürüst ne medya ve ne de meydanlarda kendileri ve
ekiplerini tanıtma fırsatı bulamadılar.

Soru : Partilerin tamamı hiç yanyana gelerek ortak sorulara karşılıklı olarak yanıt verdiler mi?
Dirilme : Hayır. Partiler yalnızca kendi açıklamalarını yaptıkları yayın ve mitinglere katıldı.
Oy veren insanlar, Partilerin eş zamanlı ve “konu bazlı” olarak verdikleri mesajı asla duyamadı.

Soru : Siyasi Partiler, Medya ve meydanlarda söylediklerinden sorumlu oldular mı?
Dirilme : Hayır. Aksine Siyaset herkesin özgürce yalan söyleyebildiği bir ortam olarak
tanıtıldı. Bunun ötesinde, bir ülkenin Başbakan’ı üstelik iktidarken, her türlü yalanı kolaylıkla
söyleyabilecek duruma geldi veya getirildi. “Böyle yapan şerefsizdir” dediği birçok konuda
kendisinin “böyle” yaptığının ortaya çıktığına şahit olduk.

Soru : Söylelenin yalan olduğu anlaşılan bir durumda, yalan söyleyenden hesap soracak
kimse var veya Kurum var mıdır; Olmalı mıdır?
Dirilme : Yoktur ve “cevap sandıkta verilecektir” denmektedir ama sandığın ne olduğu bile
belli değildir. Siyasetçilerin ağızlarından çıkan her kelime bağlayıcı ve hesap sorulabilen
cinsten olmalıdır.

Soru : Sınırsız parası olan biri, belli bir periyotta (10-20-50 yıl) istediği herkesi
Başbakan yapabilir mi?
Dirilme : Adayların halk değil belli bir zümre tarafından belirlendiği her sistemde
Kolaylıkla yapılabilir.

Soru : Bir ülkeyi, savaşsız yönetmenin yaklaşık maliyeti ne olabilir.
Dirilme : içinTıklayınız : “Emperyalizm Türkiye İçin Ne Harcar?”

Tüm sorular ve cevaplarda ortak payda şudur.

Yalanı, Parası ve gücü bol olan Malı götürür,
Yalan herkeste var olduğuna göre, parayı bulan, gücü bulur ve Malı götürür.
Bunun adına da “Demokrasi” denir.

İşte “İşleri iyi Gitmeyen” ‘in sürekli bahsetmiş olduğu “Demokrasi Sandığı” budur.

Ama işin özeti, uygulanan sistem Demokrasi görünümlü Oligarşik bir yapıdır.
Halkın, yönetim kadrolarının organizasyonunda ve şekillenmesinde hiçbir rolü yoktur
ama varmış gibi gösterilmektedir. Yalnızca Türkiye’de mi?

Ayrıca Tıklayınız : ” Demokrasi Dediğin…”

2013-06-11_ŞimdikiSistemleSeçim_900x9002013-06-14_BazılarıYalanSever_900x900

 

 

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Önceki Makale için Tıklayınız : “AK Parti’nin faydaları…”

“İşte sana o Kitap! Kuşku, çelişme, tutarsızlık yok onda. Bir kılavuzdur o, korunup
sakınanlar için”
(Bakara Suresi 2)

DİNDARLIK – “Kuran’ın, özüne uygunluktur.” ve Bunun için de, Kuran’ı Anlamaktır.

Kendilerini “Dindar” olarak tanımlayan insanlarımızın çoğunun
Okuduğu Kuran-ı Kerim’in Dili Arapça.

Dindar, aşağıdaki ayetleri okur/dinler,
Belki de duygulanır ve ağlar.
Döktüğü Gözyaşında,
Ayetlerin anlamının
herhangi bir bir KATKISI kesinlikle yoktur.
Ama Okunan Kuran’ın
Makamının ETKİSİ çoktur.

2013-06-31_NisaSuresi_136-138_1600x768

Sonra bu Dindar,
Kuran’ı Dinledikten ve
Yeterince gözyaşı döktükten
hemen sonra gider ve
“Kan Kokusu”, ruhunun derinliklerine kadar işlemiş olanları,
Dünyayı, Kana, Acıya ve Gözyaşına bulayanlara DESTEK olanları;
Bunların karşılığında,
Büyük bir arzu ile BÜTÜN “Kafir” ödüllerini toplayanları,
DESTEKLER…
Çünkü onlar;

ALLAH adını,
CAMİ yapımını,
DİNİ ve İMANI
dillerinden hiç düşürmezler…

Ama Dindar,
Dindar olmayı ve İslam kalmayı,
Ağızlardan çıkan laflar olarak bilir.
Tüm Yapılanların,
Kuran ile örtüşüp örtüşmediğinin
Farkında bile değildir.
Çünkü bu Dindar
Başbakan’ının, Yabancı diplomatlara
örnek verdiği Fransızdır…

 

Oysa ki Dindar’ın,
Okurken anlamasa da
Yukarıda gözyaşı döktüğü ayetler,
Aynen şunları söylemektedir…

2013-06-31_NisaSuresi-1_136-138_1600x768

Bu durumda yapılan EN BÜYÜK hata şudur :

Dindar, 
Allah’ın vermiş olduğu KESİN EMRİ ANLAMADIĞI İÇİN,
“Cehennemin en alt katı” olarak cezalandırılacak bir
zihniyete doğrudan destek olmaktadır.

Eğer sen okuyarak anlamazsan  Kuran’ı
Nasıl ayırt edeceksin doğrudan, yalanı.
İçine kadar sinişmiş yılanı ve Sinsi şeytanı?

OYSA Bakınız Kuran Nedir?  (Ayrıca Makale için Tıklayın : ” Kuran’daki Kuran “ )

2013-07-03_AllahSana_1600x768

Dindar,
Bilerek veya bilmeyerek işlediği büyük günah karşısında,
O büyük yargılamada
ÇOK BÜYÜK hayal kırıklığına uğrayacak,
Belki hesap ederken Cenneti,
Karşısında Cehennemi bulacaktır.

PEKİ SORUMLU KİMDİR?
Sorumlu kuşkusuz Kendisi,
Allah’ın vermiş olduğu,
en değerlik varlık olan AKLI
Es geçmesi.
Birinci elden öğreneceklerini,
Kendince bir bilene sorması…
O bilen de,
Başka bir bilenden öğrendiği için gerçeği;
Gerçek, döner dolaşır kulaktan kulağa,
Ortaya çıkan sonuç, gerçekle ne alaka?

Oysa, “gerçek”, Kuran’da;
Kuran ise yanıbaşında.

Böylece,
Yalnızca bir adım ötende duran,
ANLAMADIĞIN DİN,

Seni Cehennem’e götüren YOL olur,
Camilerin altlarına SÜPERMARKET olur,
Yeşil alanlarının ağaçları sökülür, AVM olur,
Devlet malın, birilerinin yalnızca midelerine olsa iyi,
İsviçre’deki bankalarına gider HARAM olur,
İktidarda kalabilmek için herşey YALAN Olur,
Müslümanın canını alan SİLAH olur,
Cani kafirle iş birliği yapmak artık MÜBAH olur,
Adaletten sapmak, ALIŞKANLIK olur
Yetim malını yemek, ADET olur,
Adam kayırmak, bir STANDART olur,
Topluma fitne yaymak, GELENEK olur,
Kin-Nefret-Öfke ve Kavga, GÜNLÜK HAYAT olur.

VE SENİN İÇİN ÖLDÜKTEN SONRA HERŞEY,
BÜYÜK BİR HAYAL KIRIKLIĞI OLUR…

 “(Görevli meleğe şöyle seslenirler:) “Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin.” O da,
“Siz hep böyle kalacaksınız” der.” – ZÜHRUF SURESİ 77

“Allah’ın saptırdığına, O’ndan başka dost yoktur. Zalimlerin, azapla yüzyüze geldiklerinde,
“geri dönüşe bir yol yok mu” diye söylendiklerini göreceksin. Ve göreceksin onları, zilletten
ezilip büzülmüş halde ürkek bakışlarla bakarken, ateşe sunulurlar…..” – ŞURA SURESİ 44-45

“Eğer yerdekilerin tamamı ve beraberinde bir o kadarı zulmedenlerin olsa, kıyamet
günü azabın kötülüğünden kurtulmak için tümünü mutlaka fidye verirlerdi. Çünkü
hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılmıştır.”
– ZÜMER SURESİ 47

“İnkar edenlere de cehennem ateşi var. Ne haklarında hüküm verilir ki ölsünler
ne de azapları hafifletilir. İşte böyle cezalandırırız tüm nankörleri biz.
Feryat edip dururlar orada: “Rabbimiz, çıkar bizi de önceden yaptığımızdan
başka şey yapalım. Barışa yönelik iyi bir iş yapalım.” Sizi biz, öğüt alanın öğüt
alacağı bir süre ömürlendirmedik mi? Uyarıcı da geldi size. Hadi tadın bakalım
azabı! Zalimler için hiçbir yardımcı yok artık.” – FATIR SURESİ 36-37

Sonraki Makale için Tıklayınız :
“Adı yalnızca “Sandık” Olan; Demokrasi Değil Tabuttur.”

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

“Dindarım” dediler,
Yıllarca mazlumu oynadılar.
Allah’ına tapan,
Dinine İnanan insanları temsilen; Güya…
Hep yakınırlardı zülümden…

Boyunları hep bükük gezerlerdi,
Söylemler öyleydi ki,
“İslam’ım” demek; Namaz kılmak,
Oruç tutmak, örtü bağlamak “sanki” suçtu ve
Hükümetler hep bunları ezerlerdi,

Sonra ne olduysa oldu;
Bu “Dindarım” diyenler,
Birden bire şahlanıverdiler,
Her nasıl oldu bilinmez ama,
İktidara geldiler.

Ama bir de gördük ki,
MAZLUM olarak düşünülenler,
ZALİM’lerin piri oluverdi aniden…
Sanki içlerinde büyük bir canavar vardı
Ve o canavar birdenbire uyandı.

YALAN’ı Gördü bu Millet,
“Dindarım” diyen BaşBakanın’dan,
düzinelerce.
Hem de öyle yalan ki
Bir ucu yerde,
Diğer ucu ise
Yedi kat göklerde
Sayısızca, Allahsızca,
İmansızca ve Vicdansızca…

KAVGA’yı gördü bu Millet,
“Dindarım” diyenlerde,
KİNDARLIK ve ÖFKE’yi.
Mide bulantısına ilave olarak,
Nefretle kusmayı gördü.

Dünyayı kendisinin yarattığına inanan,
Dışarıdan pompalanan güçle,
Kendini bir Dev sanan
Dindarlıkla övünen,
Bu bağnaz insanları gördü..

SESSİZ KALMALARINI gördü bu Millet,
“Dindarım” diyenlerin.
Milyonlarca Müslümanın,
Hunharca katledilmesine, açı çekmesine,
Genç kızlara tecavüz edilmesine,
Ebu Garip hapishanesinden yükselen
NUR BACI’nın acı çığlıklarına…

Irak savaşında,
“1 koyup 3 alacağız” diyerek,
O azgın emperyalist kafire destek verenleri,
Ve ondan sonra, “Dindarım” diyip,
verdikleri destekte Çok daha ileriye gidenleri gördü…
Amerika’ya mükemmel bir uşak olan,
İsrail’e her daim yol açanları…

Siyasilerin,
Nasıl KUL ve KÖLE olduklarını gördü bu Millet.
“Dindarım” diyen Başbakanların,
Kafirin beyzbol sopası ile
Ekranlardan Hizaya sokulmalarını gördü.
Onay almadan efendilerinden
Tuvalete bile gidemediklerini…

“Dindarım” diyip,
Önce AVAZ AVAZ bağırarak
karşı durmalarını ama sonra,
Avrupa Birliği’nin TAM KUCAĞINA oturmalarını gördü.
Yüzbinlerce şehit verilen Vatan’ı
Parça parça SATMALARINI,
RÜŞVET almalarını,
Deveyi bile hamuduyla YUTMALARINI gördü bu Millet…
Hem “Dindarım” diyip,
hem de BOP EŞBAŞKANI olarak
Orta Doğu’da sebep oldukları CEHENNEM’i,
“CENNNET” olarak sunmalarını…

“Dindarım” diyip, Partililerine nasıl RANT sağladıklarını gördü.
“Dindarım” diyip, ADALETİ kendi çıkarları için nasıl kullandıklarını gördü,
“Dindarım” diyip,Nasıl BÖLÜCÜLÜK yaptıklarını gördü.
“Dindarım” diyip,Topluma FİTNE’nin nasıl ekildiğini gördü.
“Dindarım” diyip, Allah’tan nasıl korkmadıklarını gördü.

“Dindarım” diyip,
Ağızlarından köpükler saçarak,
Belki milyonlarca müslümanın öleceği
SAVAŞ naraları atmalarını,
İKİYÜZLÜ’lük yapmalarını,
Toplumda sürekli BOZGUN çıkartmalarını…
Ve bu kadar olay olurken,
MEDYALARINI nasıl bu kadar SESSİZ tutabildiklerini gördü.

DÜŞMAN’larını gördü bu Milllet,
Türk Milletinin…
Yüzyıllardır sessizce ve sinsice bekleyen;
Ama bu sefer,
Saklandıkları yerlerden çıkıp;
Paylaşılırken Vatan,
Erkenden yer tutmaya çalışmalarını gördü…
Yüzyıllardır yapılan hain planlarını gördü.
Ve bunların; “Dindarım” diyenlerle
Ne kadar büyük “DOST” olduklarını gördü.

Sonra;
Sağa baktı bu Millet;  “sessizlik”,
Sola baktı bu Millet;  “çaresizlik” gördü.
Derken, sordu kendi kendine :
Bu nasıl bir Devlet?
Nasıl bir Yönetim?
Ortada bir tek kurum yok mu?,
Tüm bunlara bir “DUR !” çekecek.
Ve de bir muhalefet;
Yaptıklarını onlara dar edecek…
Sonra, bu SESSİZ ve ÇARESİZ’lerin
MUHALEFET olduklarını gördü…

Ardından, önce Allah’ın bunlara tuzağını
sonra da çözümü gördü…

Kuran'ı Anlamak

Kuran’ı Anlamak

Tuzak :
Tuzaklarını kurmuşlardı ama Allah katında da onlar için tuzak var.
Zaten onların tuzakları dağları yerinden oynatacak türden olsa neye yarar!
(İbrahim Suresi 46)

Çözüm :
Dindarlık tanımı yeniden yapılacak.
Türk ve Müslüman Milleti, sahte dindarlardan ve
Kafalarını yüzyıllar sonra toprak altından çıkartan bütün
Hainler ve düşmanlardan temizlenecek…

Sonraki makale için Tıklayın :
“En Basit Anlamı ile “Dindarlık”…”

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

31 Mayıs 2013 sonrası durumu

Eldeki veriler :

1. Tayyip Erdoğan, Emperyalizmin Türk Ve İslam Dünyasına karşı en büyük yatırımıdır.
Amerika’ya ve İsrail’e şimdiye kadar bu kadar iyi hizmet veren başka bir lider olmamıştır.
Aldıkları ödüller ve Emperyalizm lehi beyanatlar da zaten tüm bunları doğrulamaktadır.

Bakınız : “DİNDARIM” Demekle, Dindar Olunmuyor…”
http://diril.me/2012/05/29/dindarim-demekle-dindar-olunmuyor/

2. “Dindarım” demesine rağmen, İslam Dini ve Dindarlıkla kesinlikle alakası olmayan
işler yapılmaktadır.

3. Başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere Din konusunda otorite olabilecek
kişi ve kuruluşların halkı yeterince aydınlatmaması yüzünden, İnsanlarımızın bir
kısmı halen “Dindarım” diyen insanların dindar olduğunu düşünmektedir.

4. Emperyalizm Türkleri ve İslam Dünyasını yüzyıllardır tahrip etmeye çalışmaktadır.

5. Doğrudan İşgaller çok masraflıdır. Örneğin ABD’nin Irak işgalindeki faturası çok
ağır olup 4 trilyon doları bulmuştur.

6. Bu nedenle, işgal yerine ülkeleri çok daha az para ödeyerek içeriden çökertmeye
çalışmak çok önemli bir stratejidir.

Bakınız : Emperyalizm Türkiye İçin Ne Harcar?
http://diril.me/2013/06/02/emperyalizm-turkiye-icin-ne-harcar/

7. Tayyip Erdoğan, Hem Emperyalizme vermiş olduğu sözler ve hem de
kırılgan bir ekonomik yapı nedeniyle, “boğazına kadar” pisliğin içerisine batmıştır.
Ekonominin iyi olduğunu düşünen yalnızca, Erdoğan mitinglerine
Makarna karşılığı getirilen insanlar ve onlara öğretilen, Ülkenin toplam borçlarının
ne kadar arttığı değil; Türkiye’nin, Erdoğan sayesinde IMF’ye artık borç verecek
durumda olduğudur.

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Yüzlerce yıl içlerine sızdılar,
Sabırla çalıştılar…
İğne Oyası gibi ilmek ilmek işlediler,
Emperyalizm tam Türk’ü yıkmak üzereydi ki,
Bir anda bir güneş doğdu Anadolu’nun üzerinde.

Bu güneş “az önce” Çanakkale’yi onlara dar edendi.
Bu günes, onların hesaplarını bozan,
Mustafa Kemal’di.

Sınırsız gücün sahibi “bu güç”,
Pılısını, pırtısını toplayıp gitti Anadolu’dan.
Ama ektiği, bıraktığı tohumların hepsiyle değil.

Yalnızca 57 yıl gibi kısa bir yaşam,
Yalnızca 15 yıllık çalışma süresi,
Cumhuriyetten sonra.
1001 tane devrim,
Her biri diğerinden yüce…

2013-06-15_AKPveAtatürkZihniyetleri_1600x900

İşte AKP’nin neredeyse bir 11 yılı bitti.
Ne yaptılar diye düşünecek olursanız,
Sattılar satabilecekleri kadar, yetmedi,
Yıktılar yıkabilecekleri kadar,
Kendilerinden öncekilerin bıraktıkları yerden başlayarak.
Ama bitmedi

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

İmparator Neron

AK Parti denince akla gelen, Recep Tayyip Erdoğan;
Recep Tayyip Erdoğan denince de, Maalesef akla bir sürü YALAN geliyor.

İki Video ile, önceki Yalanlara bir Göz Atalım :

1. Bir Başbakan İki Erdoğan (1. Bölüm)

2. Bir Başbakan İki Erdoğan (2. Bölüm)

1 Haziran 2013 ile başlayan hareketler gösteriyor ki,
Türkiye’ye, Tayyip Erdoğan ve Ak Parti Yönetimi;
Amerika Birleşik Devletleri ve Haçlılar ile birlikte,
Aynen Orta Doğu’ya getirmiş oldukları

Kan,
Gözyaşı,
Zulüm,
Savaş,
Ve ölümden başka bir şey getiremez…

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Neden ayaklandı bu millet?
Neden Sokaklara döküldü?
Çok şey mi istiyor?

TürkMilletiNeİstiyor

BAKALIM TÜRK MİLLETİ NE İSTİYORMUŞ

Bu güzel vatanda özgürce yaşamak istiyor,

Adalet istiyor,

Sevgi, kardeşlik ve kanun önünde eşitlik istiyor.
Başbakan Recep ile İşçi Recep’in çocukları arasında olsa bile,

Bütün anayasal haklarını özgürce kullanmak istiyor.

Halkının gözünün içine baka baka
yalan söylemeyen,
Söylediklerinin sürekli arkasında olan,
Tutarlı, istikrarlı,
Savaş naraları atan değil;
Savaşları durdurmaya çalışan
Emperyalizme karşı duran,
Başbakanlar istiyor.

Verdiği  vergilerin, banka faizlerine değil.
yine kendine dönmesini isiyor.

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

2013-06-04_TürkMilletiDevralır1_1600x900

“Adaletli” bir Adalet Sistemi olsa

Yalan söylemeyi alışkanlık haline getiren biri,
Türk Milletine sürekli yalan söylemekten
Sabıkalı olacak…

Onun Adı, Recep Tayyip Erdoğan:
Kısaca Tayyip RTE.
..

Ve;

Cumhuriyetin bütün kurumlarını yabancılara peşkeş çeken,
İnsanlarımıza kendi  milli bayramlarını  bile  yasaklayan,
Türk Milletine hiçbir Anayasal  hakkını  kullandırmayan,
Masum  insanları  hapishanelerde  yıllarca süründüren,
Her  saniye  yalan  kıvırmayı  alışkanlık  haline  getiren,
Bütün Devlet kademelerine kendi adamları ile dolduran,
İslam dinini her nefeslerinde bile istismar edebilen,
Basın özgürlüğünü, Devlet gücü ile tamamen ortadan kaldıran,
Deniz Fenerleri ile Müslüman insanları  dolandıran,
Adaleti arayan savcıları, hakimleri tutuklayan,
Oligarşik seçme sistemini Demokrasi adı altında yutturan,
Seçimlerde kendi partisi adına her türlü dalavereyi yapan
Bir Parti…

Onun adı Adalet ve Kalkınma Partisi
Kısaca AKP…

Ve;

Bir iktidarın hatalarını,
Eksiklerini, noksanlıklarını; adaletsizliklerini
Takip etmesi gereken partiler;

Onların adı, CHP ve MHP;
Kısaca Muhalefet Partileri…

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments