DEMOKRATİK BİR ALTYAPI SAĞLANMADAN,
DEMOKRATİK BİR SEÇİMDEN SÖZ EDİLEMEZ…

2014-03-05_KaranlıkGüç2Bir vatandaşımız diyor ki :
“Üniversitede öğrenciydim. Yıl 1977…
Üniversiteler çok sıcak ve endişeli günler yaşamakta. Sağ sol çaltışmaları ve bunun ötesinde sol içerisinde kendisi ile çatışmakta olan onlarca farklı grup / farklı ideolojiler var.

Ders yapmakta iken çoğu zaman dersanenin kapısı tıklanmadan açılır, birileri içeri dalar ve öğrencileri kendi istekleri dışında adeta sürerek miting yapmaya götürür. Öğrencilerin tamamı çember altındadır ve gruptan ayrılmalarına hatta tuvalete gitmelerine bile izin verilmez.

Sağ veya sol olmasına bakılmaksızın bu gençlerin çoğunda belki cüzdan yoktur ama ceket altında sizlere gösterdikleri bir silah mutlaka vardır. Mesaj ise oldukça açık : “Ya dediğimi yaparsın ya da dediğimi yaparsın.“… Ne özgürlük ama…

Yer ise Ankara, BAŞKENT…
Genelkurmay ve Meclisten yalnızca 5 kilometre uzakta bir üniversite.
İstemediğin
kadar asker, polis, vekil, nistepen eğitimli bir halk…
Sizin ise, yürüyüşlere katılmamak, başkası
tarafından belirlenen iş bitmeden, jandarmaya veya polis taşlamadan, son perdeden slogan atmadan gruptan ayrılma şansınız yok…”

Şimdi basit bir analoji ile karşılaştıralım :
Ya Doğu Anadolu, Güney Doğu Anadolu?
Ortalarda otomatik silahlarla dolaşan militanlar;
Hükümet desteği ile bir devlet kurmaya çalışanlar;
Emperyalizm tarafında yıllarca beslenmiş ve halen de beslenen çeteler;
İnsanların çocuklarını zoraki dağa kaldırıp, devlet ile savaştıranlar…
Tek amaçları ise burada kendileri lehine görünür sonuçlar almaya çalışmak…
Ve Devlet? HİÇ YOK !

Burada yapılacak seçimlerin yeterince demokratik olduğuna inanmak mümkün mü? Hayır !
“Silahlı” ne dilerse, oylar o şekilde çıkacak…

ADI “Demokrasi” olan sistem, gerçekten bir demokrasi mi?

DEMOKRASİ :
Demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını
şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir.

OLİGARŞİ :
Oligarşi, sadece belirli bir grubun bir ülkeyi yönetmesiyle ortaya çıkan bir
yönetim biçimidir.

Gerçek bir demokraside EN İYİ seçilmeye çalışılır
Türkiye’deki şu andaki mevcut OLAN İSE
Başkaları tarafından belirlenen
Arsız,
Hırsız,
Uğursuz içinden
kötünün iyisini (ŞERİN EHVENİ) seçme işlemi kısaca;
bir KANDIRMACA DEMOKRASİSİ‘dir
En kötülerini en başa oturtan ise, iliklerine kadar işlemiş olan GÜÇ‘tür

Siyasetçi her söylediği ve her yaptığından sorumludur.
Ama Türkiye’de?
Ne yaparsan yap, mutlaka sonunda aklanırsın zira
her hırsızı aklayan bir uğursuz mutlaka sistemdedir.
Hem de ÇOK’ça

Bu nedenle,
Yıllarca Türk Milleti’ni uyuttular ve halen de uyutmaktalar.
Adı “Demokrasi” olan bir ninni ile…

Siyasetçi’nin ahlaksız ve yalancı olmasını siyasetin bir doğal bir sonucu olduğunu söylediler.
Halbuki, Siyasetin bütün yalanlardan arındırılmış olması, bir siyasetçinin ise bilgili ve dürüst
bir kimliğinin olması geremez mi?

Sözünü tutamayan veya ahlaksız yollarla çıkar sağlayan bir siyasetçi ise mutlaka büyük bir zarar
görmelidir.

Biraz daha fazla Demokrasi :

Yüksek Seçim Kurulu’nun bağımsızlığı…
Seçimlerde, hiçbir ahlaksızlık (üçkağıt ve dalavere) olmamalıdır. Sonuçlar %100 seçmen oylarını
yansıtmalı ve seçmen listeleri mutlaka doğru olmalıdır. Yüksek Seçim kurulu bütün baskı ve
yönlendirmelerden uzak tutulmalıdır.

Seçimler tamamen şefffaf olmalıdır…
Sandık sonuçları, bütün parti sandık temsilcilerine onaylı olarak dağıtılmalı, Internet üzerinden
kontrol sağlanmalıdır.  Bütün toplamlar ve sonuçlar istendiğinde indirilerek bağımsız toplamlar
Türk Milleti’nin her ferdi tarafından kontrol edilebilmelidir.

Seçim Özgürlüğü ve Güvenliği…
İnsanların vermiş oldukları oylar, %100 özgürlük içerisinde ve olmalı ve başkaları tarafından
herhangi bir zorlama kesinlikle olmamalıdır: Seçim güvenliği devlet tarafından sağlanmalı, baskı
en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.

Eşitlik ilkesi…
Parası ve gücü olan değil, Halka en iyi hizmet edececek ve Türk Milleti’nin çıkarlarını en iyi
gözetecek insanlara şans sağlayacak bir alt yapı olmalıdır. Bu nedenle basın, yayın, medya
tüm katılımcılara eşit hak sağlamalıdır. Teknoloji ile halka iletişim yeterli boyutta oduğu için
Parasal gücü olana avantaj sağlayacak Miting vb tanıtımlar yapılmamalıdır.
Mevcut alt yapıyı, olduğundan daha büyük göstermeye yönelik bütün aktiviteler (icraat yalanları)
engellenmelidir. Anket şirketleri, reklam ajansları gibi toplumu yönlendirmeye izin verilmemelidir.

Görüşlerin alınması…
Tüm katılımcılar, (katıldığı bölgede) birlikte ekran karşısında, kendilerine önceden duyurulan
konularda cevap ve çözümlerini karşılıklı olarak tartışmalıdır.

Milletvekili Adaylarının Belirlenmesi…
Adayların belirlenmesi işlemi için, bir avuç parti yönetimi değil milyonların söz hakkı olmalıdır.
Parti yönetimlerinin belirleyeceği aday miktarı çok ufak bir yüzde ile sınırlandırılmalıdır.

Hükümet atamaları…
Hükümetlerin bürokratik atamaları en aza indirilmeli veya tamamen kaldırılmalıdır. İçinde başkaları
tarafından belirlenen bir atama sistemi olan devlet ne kadar demokratik olabilir? Demokratik seçimler
yalnızca milletvekili seçimleri veya yerel seçimlerle sınırlandırılmamalı, yaşamımızda her aşamada
yaygınlaştırılmalı; Sistem içinde yer alan her unsura seçim konusunda hak “seçme” hakkı tanınmalıdır.
Toplum kendi yöneticilerini her zaman kendisi seçmelidir.

Parti Yardımları…
Parti veya siyasetçilere yapılacak bireysel yardımlar olmamalı veya olacaksa tamamen şeffaf olmalı
Ya da devlet, hepsine gerekirse aynı desteği sağlamalıdır.

Milletvekilleri ne kadar kanun yapabilir?
Kanun yapmak için seçilen milletvekillerinin karmaşık sistem çözümleme ve Altyapı ve deneyimleri
ne kadardır?

Kanun yapmada, işin ehli ve içinde yer alan unsurları da kapsayan çok geniş eğitimli kitlelerden
(Üniversiteler, toplum kuruluşları, Sosyal platformlar) büyük destek sağlanmalıdır. “Sallabaş” sistemi
ile birkaç kişi tarafından yeterli miktarda analiz edilemeden çıkartılan bir kanun genel olarak
sorunlara çözüm bulmaktan öte kendisi sorun yaratacaktır. Kanun yapılmadan önce her unsur
detaylı bir şekilde incelenmeli çıkartılmadan önce yeterli simülaston testleri yapılmalı ve eksiklikler
giderilmelidir.

2013-09-22_Problemlerin-Ana-Sebebi 2013-06-15_TürkMilletiNeİstiyor1_900x900

Demokratik bir Toplum için Diğer Faktörler :
Verimliliği artırmak,
Toplum bilgisi ve eğitimini artırmak,
Sorgulayan bir toplum oluşturmak,
Rüşvet ve Yolsuzlukları engellemek,
Dindarlığı değil, iyi ahlakı ön plana çıkartmak,
Toplumun her ferdinin gelir ve giderlerinin şeffat hale getirilmesi…

Son söz :
Hiçbir şey için GEÇ DEĞİLDİR…
Diğer bir makale için tıklayın : “Kime oy verelim?”

2014-03-12_DoğruOlanıYapmakİçinZaman

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Kime oy verelim?

06.03.2014

Kime oy verelim?

2014-03-05_KaranlıkGüçBaşbakan’ının bile hırsızlığı ayyuka çıkmış bir partiden kurtulmayı mı hedeflemeliyiz yoksa, Muhalefet partilerinden birini iktidara / başarıya taşıyınca tüm işlerin düzeleceğini mi ümit etmeliyiz? Veya ilk olarak mahalli seçimlerde AKP kaybedecek olursa caddelere çıkıp, bayram yapıp göbek mi atmalıyız?

Şimdi yıllarca AK Parti’den desteklerini esirgemeyen yazar ve zengin birdenbire
neredeyse VATANSEVER oluverdiler ve başka hesaplar yapılmaya başlandı.
“Şu bölgede oyunuzu MHP’ye verin, Şu şehirde CHP’yi destekleyin. Oylarınızı bölmeyin. Yeter ki AK Parti kazanmasın.”… Oysa büyük belediyelerin çoğu AK Parti’den çok önce; neredeyse Selamet Partisi zamanından beri aynı adamlar ve aynı zihniyet tarafından yönetilmekte.

Soru şu :

CHP veya MHP kazandığında, sorunlar çözülecek mi, rantlar azalacak mı?
Bu iki meclisteki parti, TÜRK HALKI’nın sokaklarda olduğu o önemli zamanlarda
BU Halkın ne kadar arkasında oldular? Ülke açık açık bölünürken, anayasal haklar
açıkça gasp edilirken ne kadar sokağa inebilme cesaretine sahip oldular. Bu partiler
Bu Millete ne kadar yakışıyor?

Muhalefet partilerimizi tanıyalım (Makaleler için Tıklayınız) :
“Diyelim AKP Gitti…”

“Sonar Anket Yapmış(MIŞ)…”

“Muhalefet Olmayı Hatırlamak…”

“Türk Ulusu’na gereken, öncelikle “karakterli” bir MUHALEFET…”

Öncelikle unutulmaması gereken önemli ayrıntılar var.
1- Düşmanınızın düşmanı, her zaman sizin dostunuz olacağı anlamını taşımaz;
Düşmanınızın düşmanı aynı zamanda sizin de düşmanınız olabilir:
Kıssadan hisse: Kanunsuz bir parti ile 180 derece zıt olan bir parti de
kanunsuz işler yapabilir hatta öncekini aratabilir…

2- AKP hakkında ses kayıtları yeni midir?
Ses kayıtları şu ana kadar neden ortaya çıkmamıştır ama daha da önemlisi,
ses kayıtlarını dinleyebilen, şu ana kadar elinde saklayan ve şimdi yayınlamaya kalkan güç kimdir?

3- Özal zamanı bürokratlarının aklanması
Özal zamanı ile başlayan rüşvetler, dolaplar, haraçlar ve kanunsuzluklarla
suçlanan ve yüce divanlara sevk edilen kaç önemli şahsiyet ceza almış, kaç kişi aklanmıştır?

4- Halkı kimler kontrol ediyor?
Türkiye ve bir sınıf altında yer alan ülkeler, çoğu zaman iktidarları devirdiğinde;
Sonra, yerine gelen diktatör devrildiğinde, elleri silahlı eğlenen havalara ateşler açan,
havai fişekler patlatan ülkeler bu kadar coşkuya rağmen neden hiç adam olamazlar?
Bu güçlerin arkasındaki güçler kimdir?

5- En önemlisi: Adı Demokrasi olan sistem, gerçek demokrasi mi?
Savaşlara trilyonlarca Dolar para harcanarak doğru dürüst bir sonuç alınamadığı bir ortamda;
Bizleri yöneten, kanunlar çıkartan milletvekillerini kimler seçmektedir?
Türk Milleti mi?
Yoksa 3-5 kuruşa satın alınabilecek,
rüşvetle, şantajla, yola getirilebilecek ve
gücün listesini ilk sırada milletvekili adayı
göstererek gücün kendi casuslarını
meclis içine sokacak PARTİ ELEMANLARI mı?

Unutmayın ki,
Emperyalizm elindeki sınırsız güçle (para – medya – teknoloji)
sizlerden her zaman bir adım daha öndedir.
Onların sahip olduğu kanallarla (Şu anda Türkiye’de aklınıza gelecek her şey) karar verecek veya
verdirilecek olduğunuz taktirde asla doğru yola ulaşamazsınız.

Karar için :
Etrafınıza dikkatlice bakın, sorgulayın.
Yapılan medya yayınlarının “sözde” anket sonuçlarının
sizleri yönlendirmesine asla izin vermeyin ve
KESİNLİKLE YÜREĞİNİZİN SESİNİ DİNLEYİN.

Bugünü düşünmeyin çünkü,
Bugünü BİRİLERİ sizin için zaten planlamış durumda.
Elinize tutuşturulan oyuncaklarla eğlenmeyi bırakın ve
Daha uzun süreli ama GERÇEK ÇÖZÜMLER üzerinde kafa yorun.

Bu karanlık güç, sahip olduğunuz her şeye hükmedebilir…
Bir insanı insan yapan sorgulayan BEYNİNİZE VE YÜREĞİNİSE ise ASLA !
Onları iyi kullanın…

Makale için tıklayın : Demokratik Bir Seçim…

UNUTMAYIN Kİ GERÇEK GÜÇ SİZLERSİNİZ.
BUNUN FARKINDA OLUN,
EMPERYALİZMİN BÜTÜN PLANLARINI ÇÖKERTİN…

Makale için tıklayın  : Türkiye’de seçim Sonuçlarının Analitik İncelemesi

 

 

 

 

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Forbes Türkiye’nin en zenginlerini açıkladı Forbes’ın “En zengin 100 Türk”sıralamasına göre, Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk 3 milyar 400 milyon dolarlık servetiyle ilk sırada yer aldı.

Ekonomik büyüme 2012’de ivme kaybetmesine rağmen milyarder sayımız artmaya devam ediyor. Son bir yılda Türkiye’de ilk 100’e giren zenginlerin toplam servetinde önemli artış yaşanırken dolar milyarderi sayısı ilk kez 44’e çıktı.

FORBES Türkiye dergisinin bu yıl sekizincisini hazırladığı “En Zengin 100 Türk” listesine göre, listeye giren zenginlerin toplam serveti 117,85 milyar dolara yükselirken milyarder sayısı 44 oldu. Geçen yıl açıklanan ilk 100’de 34 milyarder yer alıyordu, toplam servet de 95 milyar dolardı.

2013-12-26_DolarMilyarderleri

Oysa,
AKP İktidarı ile yalnızca belli çevrelerin zenginliğine zenginlik kattığı bu ÜLKE,
Her kötü uygulamadai Avrupa ve dünyada liderliği kimseye kaptırmıyor.

2013-12-31_DolarMilyarderleri_7sırada

Peki neden?

Nedeni şudur :
Para ve kişisel menfaatler her şeyin önündedir.
“Dindarım” diyenler için, Amerikan Doları üzerinde yer alan
Benjamin Franklin hatta,

Kendisinden nefret edenler için, Türk Parası üzerindeki
Mustafa Kemal Atatürk bile
Allah’tan daha yüce olarak görülmektedir…

2013-12-28_Kuran_HükümetlerinKutsalKitabı

Ve Şurası yeniden ispatlandı ki;
Yalnızca Türkiye değil bütün dünyada
Siyasetçi demek genel anlamı ile:

Ahlaksız,
Şerefsiz,
Allah’sız
Kitapsız,
Namert,
Acımasız,
Hırsız,
Zengiler, yobazlar ve kendileri için çalışan ve
Dünyada minicik biz azınlık tarafından yönetilen insanlardır

VE, Tamamından kurtulmadan dünya asla huzur bulamayacaktır…

İşsizlik artarken,
Yoksulluk hızla artarken,
Refah azalırken,
Milyarder sayısının hızla artmış olması;
Ve milyarların, küçücük bir azınlığın cebine giriyor olması
Devlet mallarının nasıl paylaşıldığının açık göstergesidir…

Bakınız :

Şeytana Tapanlar, Ülkemizi Satanlar…

Emperyalizm Türkiye İçin Ne Harcar?

Satmak Çözüm Değil; YÜREĞİMİZ YANIYOR…

 

İşte Türkiye’nin en zengin 100 kişisi
(İlk 44 kişi Dolar milyarderi olma şerefine ulaşmışlardır?)

SIRA İSİM ŞİRKETİ 2013 Milyar $ 2012 Milyar $
1 Ferit Şahenk Doğuş Holding 3.4 2.6
2 Semahat Arsel Koç Holding 3.2 2.6
3 Hüsnü Özyeğin Fiba Holding 3.1 3
4 Murat Ülker Yıldız Holding 3.1 2.8
5 Filiz Şahenk Doğuş Holding 3 2.4
6 Rahmi Koç Koç Holding 2.9 2.5
7 Şarık Tara Enka İnşaat 2.8 2.3
8 Ali Ağaoğlu Ağaoğlu İnşaat 2.7 2.1
9 Suna Kıraç Koç Holding 2.6 2.2
10 Erman Ilıcak Rönesans Holding 2.5 2
11 Kamil Yazıcı Yazıcılar Holding 2.4 1.8
12 Mehmet Emin Karamehmet Çukurova Holding 2.4 2.9
13 Ahmet Çalık Çalık Holding 1.7 1.3
14 Bülent Eczacıbaşı Eczacıbaşı Holding 1.7 1.2
15 Deniz Şahenk Doğuş Holding 1.7 1.3
16 Faruk Eczacıbaşı Eczacıbaşı Holding 1.7 1.1
17 Mustafa Latif Topbaş BİM 1.7 1.4
18 Tuncay Özilhan Anadolu End.Hold. 1.6 1.4
19 Ahmet Nazif Zorlu Zorlu Holding 1.4 1.4
20 Mehmet Nazif Günal MNG Holding 1.4 1
21 Sinan Tara Enka İnşaat 1.4 1.1
22 Ali Metin Kazancı Kazancı Holding 1.3 1.3
23 Aydın Doğan Doğan Holding 1.3 1.1
24 Mehmet Rüştü Başaran HABAŞ 1.3 1
25 Serra Sabancı Sabancı Holding 1.3 0.95
26 Suzan Dinçer Sabancı Sabancı Holding 1.3 1
27 Şevket Sabancı Esas Holding 1.3 1
28 Turgay Ciner Park Holding 1.3 1
29 Ahsen Özokur Yıldız Holding 1.2 1.3
30 Çiğdem Sabancı Bilen Sabancı Holding 1.2 0.95
31 Mehmet Hattat Hattat Holding 1.2 1
32 Mustafa Koç Koç Holding 1.2 1
33 Mübariz Gurbanoğlu Palmali Denizcilik 1.2 1
34 Nihat Özdemir Limak İnşaat 1.2 1.1
35 Sezai Bacaksız Limak İnşaat 1.2 1.1
36 Hamdi Ulukaya Chobani Yoghurt 1.1 -
37 Nezih Barut Abdi İbrahim İlaç 1.1 0.3
38 Ömer Koç Koç Holding 1.1 0.95
39 Suat Günsel Yakın Doğu Üniv. 1.1 1
40 Ali Koç Koç Holding 1 0.9
41 Cemil Kazancı Kazancı Holding 1 -
42 Dilek Sabancı Sabancı Holding 1 0.825
43 Murat Vargı MV Holding 1 1
44 Sevil Sabancı Sabancı Holding 1 0.825
45 Hasan Çolakoğlu Çolakoğlu Metalurji 0.95 0.82
46 Ahmet Afif Topbaş BİM 0.9 0.565
47 Demet Sabancı Çetindoğan Sabancı Holding 0.9 0.7
48 Fatma Tuba Yazıcı Diler Holding 0.9 0.85
49 Necati Kurmel Saray Halı 0.9 0.85
50 Ali İsmail Sabancı Esas Holding 0.85 0.66
51 Demir Sabancı Sabancı Holding 0.85 0.64
52 Emine Sabancı Kamışlı Esas Holding 0.85 0.66
53 Ömer Sabancı Sabancı Holding 0.85 0.71
54 Ünal Aysal Unit Investment 0.85 0.775
55 Mahmut Çevik CVK 0.8 0.5
56 Olgun Zorlu Zorlu Holding 0.8 0.725
57 Mustafa Küçük Tema Holding 0.75 0.45
58 Yalçın Sabancı Yasa Holding 0.75 0.75
59 Ali Rıza Yıldırım Yıldırım Holding 0.7 0.65
60 Hamdi Akın Akfen Holding 0.7 0.635
61 Mehmet Ali Aydınlar Acıbadem 0.7 0.65
62 Nesrin Esirtgen Abdi İbrahim İlaç 0.7 -
63 Yüksel Yıldırım Yıldırım Holding 0.7 0.65
64 Erdoğan Demirören Demirören 0.68 0.635
65 İpek Kıraç Koç Holding 0.68 0.5
66 Lucien Arkas Arkas Holding 0.68 -
67 Ahmet Keleşoğlu Selçuk Ecza Holding 0.66 0.65
68 Erkut Soyak Soyak Holding 0.65 0.675
69 Kağan Gürsel Kiska İnşaat 0.65 0.6
70 Mehmet Avni Kiğılı Hayat Holding 0.65 0.575
71 Mehmet Sepil Genel Enerji 0.65 0.45
72 Ahmet Cengiz Cengiz Holding 0.6 0.35
73 Ekrem Cengiz Cengiz Holding 0.6 0.35
74 Kazım Türker Türkerler Holding 0.6 0.65
75 Mehmet Cengiz Cengiz Holding 0.6 0.35
76 Şeref Cengiz Cengiz Holding 0.6 0.35
77 Yaşar Kaptan Çebi Kaptan Şirketler Grubu 0.6 0.475
78 Aziz Torun Torunlar Grubu 0.58 0.45
79 Erol Çarmıklı Nurol Holding 0.58 0.54
80 Mehmet Oğuz Çarmıklı Nurol Holding 0.58 0.54
81 Mehmet Torun Torunlar Grubu 0.58 0.45
82 Nurettin Çarmıklı Nurol Holding 0.58 0.54
83 Vildan Gülçelik Enka İnşaat 0.58 0.525
84 Bayram Yusuf Aslan İçdaş Demir Çelik 0.55 0.375
85 Erdal Aksoy Aksoy Holding 0.55 0.42
86 Erol Sabancı Sabancı Holding 0.55 0.5
87 Erol Tabanca Polimeks İnşaat 0.55 -
88 Erol Üçer Gama Holding 0.55 0.5
89 İbrahim Bodur İ.Bodur Holding 0.55 0.51
90 Necati Aslan İçdaş Demir Çelik 0.55 0.375
91 Tacettin Aslan İçdaş Demir Çelik 0.55 0.375
92 Adil Üstündağ Üstündağ Grup 0.525 0.45
93 Nuri Özaltın Özaltın Holding 0.525 0.5
94 Sevda Gülçelik Enka İnşaat 0.525 0.45
95 İbrahim Çeçen IC Holding 0.5 0.4
96 Mustafa Boydak Boydak Holding 0.5 -
97 Müşfik Yamantürk Güriş Holding 0.5 0.46
98 Ömer Dinçkök Akkök Sanayi Yatırım 0.5 0.45
99 Tevfik Yamantürk Güriş Holding 0.5 0.46
100 Ali Raif Dinçkök Akkök Sanayi Yatırım 0.45 0.375
100 Ayşe Verda Gülçelik Enka İnşaat 0.45 0.375
100 Bekir Boydak Boydak Holding 0.45 -
100 Hasan Ulusoy Ulkar Holding 0.45 -
100 İmam Çolakoğlu Çolakoğlu Metalurji 0.45 0.35
100 İnan Kıraç Kıraça Holding 0.45 0.35
100 İshak Alaton Alarko Holding 0.45 0.35
100 Mehmet Çolakoğlu Çolakoğlu Metalurji 0.45 0.35
100 Memduh Boydak Boydak Holding 0.45 -
100 Orhan Özokur Yıldız Özokur 0.45 0.425
100 Rezan Has Has Otomotiv 0.45 0.375
100 Selçuk Yaşar Yaşar Holding 0.45 0.43
100 Şefik Yılmaz Dizdar Tema Holding 0.45 -
100 Yüksel Erimtan Gama Holding 0.45 0.45

 

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Diyelim ki yarın İktidar Partisi gitti,
Toz oldu veya birden bire buharlaştı.
Bir sonraki gün Ne olacak?

“B” veya “C” planın  hazır mı?
Yerine kim gelecek?
Sorun, Gelecek kişilerin kim olduklarında mı?
Yani, İktidar yaşlanmış ve iktidarını kaybetmişse,
Yerine aport için bekleyen,
Mevcut Muhalefet partilerinden birini mi seçmeli?
Veya Başka bir parti kurup onu mu desteklemeli?
Ya da Allah’tan bir mucize mi beklemeli?

2013-07-19_UğurMumcu_900x900

Temel sorun;
Kim tarafından yönetildiğimiz midir?
Yoksa, Yönetildiğimiz sistem mi?

Örneğin,

Yozlaştırılmış bir Eğitim,
Yozlaştırılmış bir Siyaset,
Yozlaştırılmış bir Din
Ve tüm bunların karşılığında
Yozlaşmış bir toplum nedeniyle;

Milliyetçiyim diyen ve
Millet’e en büyük kötülüğü yapanlarla;
Atatürkçüyüm diyen ve
Atatürk’e en büyük kötülüğü yapanlarla;
Dindarım diyip,
İslam Dini’ne en büyük kötülüğü yapanlarla
Karşı karşıya olabilir miyiz?

Siyasal görüşler 180 derece farklı bile olsa,
Tek bir ortak paydada,
Kişisel çıkarlar paydasında kolaylıkla birleşenlerle,
Yaptıkları haksızlıkları karşılıklı olarak AK’layanlarla
Karşı karşıya olabilir miyiz?

Yediği sınırsızca HARAM‘la zenginleşenlerle,
Bunları Allah’ın bir Rızkı olarak görenlerle,
Orucunu 5 yıldızlı otellerde,
Dolar karşılığı yemeklerle açanlarla
Karşı karşıya olabilir miyiz?

Ağzından her ALLAH kelimesi çıkana
Deli divane olan,
Neredeysa Allah yerine onlara tapan,
Cahil bırakılmış bir toplumla
Karşı karşıya olabilir miyiz?

Onlarca Anayasal Hakkı doğrudan gasp edenlerle,
Suçlu bile bulunmayan binlerce insanı
Yıllarca Hapishanelere tıkanlarla
Ve bunun adına “Adalet” adını takanlarla
Karşı karşıya olabilir miyiz?

Milyonlarca seçmen,
“Oy verme” dolaplarına binerken,

Meclise giren vekilleri
Yalnızca “bir avuç” insan tarafından
seçtiren ve bunun adına da
Demokrasi denen bir sistemle

Karşı karşıya olabilir miyiz?

Karşı karşıya olduğumuz herşey
Koskoca bir YALAN’dan ibaret,

“Dindarım” yalanı,
“Milliyetçiyim” yalanı,
“Atatürkçüyüm” yalanı,
“Halkçıyım” yalanı;
Demokrasi yalanı,
Eşitlik yalanı,
Adalet yalanı…

Gerçekten demokrasi ile mi Yönetiliyoruz ?
Kesinlikle Hayır?
Bakınız : ” Adı yalnızca “Sandık” Olan; Demokrasi Değil Tabuttur.

 

2013-07-12_YemekTarifi12_900x900 2013-07-12_YemekTarifi11_900x900

 

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Sonar Anket yapmış ve şu an seçim yapılsa seçim sonuçları
ne olurdu konusuna açıklık getirmiş.

Başlık şöyle : “AKP, Sonar anketinde de düşüşte!”

Sonar Araştırma Şirketi, Gezi olaylarından sonra
gerçekleştirdiği ilk seçim anketinin sonuçlarını açıkladı.
19.07.2013 20:57

Sonar’a göre, bugün seçim olsa AKP 6 puan kaybederek
yüzde 44.1 oranında oy alacak. Araştırma sonuçlarına göre
CHP yüzde 28.23, MHP yüzde 16.3 oy oranına sahip. BDP
yüzde 6.4 ile dördüncü sırada, Saadet Partisi ve İşçi Partisi
ise yüzde 2 bandında.

Kararsızlar ve görüş belirtmeyenler orantısal olarak dağıtılmadan
önce AKP yüzde 41.13, CHP yüzde 26.33 ve MHP yüzde 15.20
oranında gözüküyor. Sonar’ın son yıllarda yaptığı araştırmalardaki
karşılaştırmalara göre 2010 yılından sonra yüzde 52′lere ulaşan
AKP 6-7 puan kaybetmiş, CHP 2012 yılında bir miktar puan
kaybettikten sonra bu sene tekrar oylarını arttırmaya başlamış,
MHP ise 2010 yılından beri sürekli oylarını artırmış görünüyor.

BDP henüz yüzde 10 barajını aşamamış olsa da, yüzde 7 civarında
oylarını konsolide etmiş görünüyor.


ŞİMDİ DİKKAT :
Haberi yayımlayan Sözcü Gazetesi ise görünürde AKP aleyhtarı
bir MEDYA Kurumu…
Bakınız : http://sozcu.com.tr/2013/gundem/akp-sonar-anketinde-de-dususte.html

Haberler, “AKP oy kaybediyor” gibi verilmesine rağmen,
Aslında verilen mesaj aynen şudur :
“AKP son seçimlerde %49 oy almıştır ve bu doğrudur.”

HİÇ KİMSE, AK partinin ilk seçimlere göre bu kadar prestij kaybetmesine
rağmen OY ORANLARININ, nasıl ve ne şekilde arttığından bahsetmiyor.

Her söylemi YALAN’larla dolu bir partinin, bütün devlet kademelerine
Nüfuz ederek, seçimlerde HİLE yaptığından bahsetmiyor.

2002 seçimlerinde bir UMUT olarak kurulan bir partinin,
vermiş oldukları seçim sözlerini tutmadıkları halde,
Oy oranlarının nasıl artmakta olduğundan bahsetmiyor.

Kullanılan yazılımın, dünyada neden hiçbir ülke tarafından
kullanılmadığından bahsedilmiyor.
Bakınız : “Türkiye’de Seçim Sonuçlarının Analitik İncelemesi”

Nüfusla ilgili oynanan oyunlardan bahsetmiyor.
Bakınız : “AKP gerçek nüfusu saklıyor mu?”

Başbakan’ın Suriye, Paralı Askerlik vb. gibi konularda aslında
başlangıçta doğruları söylüyor olmasına rağmen, sonunda neden,
ve kimlerin direktifleri ile bu söylemlerin tam tersi istikamette kararlar
almak zorunda olduğundan kimse bahsetmiyor.
Bakınız : “Türkiyem Sana Nasıl Güvensin?”

Başbakan’ın Doğrudan Türk Milleti’nin gözünün TAM İÇİNE
bakarak söylediği yalanlardan kimse bahsetmiyor.
Bakınız : “Tayyip Nereye Koşuyor?”

AKP’ni Başbakanından, Bakanına ve her türlü yöneticisine kadar
her elemanı, doğaçlama girdikleri bütün toplantılarda, spor
salonlarında, stadyumlarda olabildiğine YUHALANIYOR ve
hiç kimse bunun nasıl bir YÜZDE 50 olduğundan bahsetmiyor.

Türk Milleti’nin Siyasi tarihinde, değil %50, oy almak, yalnızca %10
oy alan partilerin bile stadyumlarda bu kadar yuhalandığına şahit
olan var mı?
Bakınız : “AKP Protestoları ve Halktan Öcü Gibi Korkmak…”

Millet olarak bunlardan çıkartacağımız sonuç çok açıktır.
“PARASI SINIRSIZ OLAN”, aslında oyununu büyük oynuyor.
Kendilerince, oluşabilecek her alternatifi kontrol eleme çabasındalar.
Örneğin, iktidarı yönetmenin dışında, İktidar’ın her türlü yanlış
icraatlarına tamamen suskun bir muhalefeti ve tüm bunların yanında,
iktidara meydan okuma görüntüsündeki muhalif basını da yönetmekmeye
çabalamaktadırlar

“PARASI SINIRSIZ OLAN”, Tüm bunlara ne harcamıştır sorusu için:
Bakınız : “Emperyalizm Türkiye İçin Ne Harcar?”

2013-06-11_ŞimdikiSistemleSeçim1_900x900

Özet olarak, olan şudur.
AK parti, bütün basının ve devletin gücü ve kendilerini destekleyen
“PARASI SINIRSIZ OLAN EMPERYALİZMİN”  gücü ile; YOKU, VAR olarak
göstermeye çalışmaktadır. Bu amaçla şimdilik tam güç ile desteklenen
AK partidir. Bu kadar aşikar donelerden sonra artık AK Partinin, “ben %50
Oy potansiyeline sahibim” yalanları da sökmeyecektir.
Bakınız : ” Adı yalnızca “Sandık” Olan; Demokrasi Değil Tabuttur.”

Bu nedenle oynanacak oyun,
AK partiyi değiştirip,
OLİGARŞİK SİSTEMİ yerinde tutarak

CHP hatta MHP veya yeni oluşturulacak bir parti denemesi yapacaklardır.

Kendinize Soracağınız soru şudur:
Türk Milleti’ni Yöneten İktidarlara ve Bürokratlara, “Bir Türk” veya
“Bir insan olarak”

Canınızı,
Malınızı
Namusunuzu

emanet edebilir misiniz ?

Şayet edemiyorsanız,
SORUNUN TAM ÜZERİNDESİNİZ VE

İŞTE ÇÖZÜLMESİ GEREKEN SORUN DA BUDUR…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Demokrasi yalnızca Sandık demek değildir.
Adı, Yalnızca “Sandık” olan, Demokrasi değil Tabuttur…

DEMOKRASİ :
Demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını
şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir.

OLİGARŞİ :
Oligarşi, sadece belirli bir grubun bir ülkeyi yönetmesiyle ortaya çıkan bir
yönetim biçimidir.

TABUT :
Ölüyü gömüleceği yere kadar taşımaya yarayan, Baş tarafı geniş, ayak ucu dar, çeşitli ağaçlardan
yapılan bir Sandıktır.

Demokrasi;
Sandığın Hilesiz olanıdır,
Basının Yalansız olanıdır,
Adaletin Bağımsız olanıdır,
Siyasetin Dürüst Olanıdır,
Ülkenin Tam bağımsız Olanıdır,
Toplumun Ahlaklı ve Sorgulayan Olanıdır.
Kaybedenin, Muhalefet olarak görev yapmaktan Mutlu olanıdır.
Kamu personelinin, Bakan peşinde koşanı değil, İş yapanıdır.
Bireylerin kurumlarında, Üstlerini seçme şansları olanıdır.

2013-07-08_AdiDemokrasi_900x900 2013-07-07_Demokrasi_900x900

Şimdi düşünün:

Soru : Fırsatını bulan Mevcut Herhangi bir Siyasi Partinin, seçimlerde hile yapacağına
inanıyor musunuz?
Dirilme: Evet, kesinlikle inanıyorum.

Soru : Seçmenler ve seçimler Yüzde Yüz adaletli olarak belirlense bile,
Oy verdiğiniz milletvekilerini kim belirliyor?
Dirilme: Partiler içerisinde 3-5-10-100 kişi?

Soru : Bu kişilerin birileri tarafından kontrol edilme Şansı Var mıdır?
Dirilme : Elbette vardır. Zaman içerisinde kolaylıkla rüşvetle veya şantajla
Türk Milleti aleyhinde çalışacak insanlar, partilere direktifle meclise sokulabilir.

Soru : Eğer aday belirleme işi birkaç kişinin elinden alınarak, milyonların oyladığı
bir seçme sistemine gidilse sonuç aynı olur mu?
Dirilme : 3-5 kişiyi satın almak ve kontrol etmek, milyonları kontrol etmekten çok
Kolaydır. Bu nedenle her “SEÇME” işi olabildiğince geniş tabana yayılmalıdır.

Soru : Gerçekler halka olduğu gibi duyuruluyor mu?
Dirilme : Kesinlikle hayır. Medya, gerçekler yerine halka tamamı ile, kendi söylemek
istediklerini (veya birilerinin söylemek istediklerini) duyurmaktadır.

Soru : Medya kontrol edilebilir mi?
Dirilme : Devlet, denetleme mekanizmasını kullanarak, mecvut sistemde, (bir de
Yüzde yüz şeffaf olmayan – hata bulunabilecek) Medya dahil, istediği her kurumu rahatlıkla
kontrol edebilir, baskı yapabilir. Uzan şirketi, AKP tarafında olsaydı halen hayatta olabilirdi.
Ya da ahlaksız işler yapan yalnızca Uzan şirketleri ve gerisi sütten çıkmış ak kaşık değil elbette…

Soru : Seçimlere katılan Partilerin Tamamı, Tüm Türkiye’de ve eşit miktarlarda Medya veya
miting yolu ile kendilerini ve ekiplerini tanıtma şansına sahip oldu mu?
Dirilme : Hayır. Yalnızca şu an mecliste olan partiler ağırlıklı olarak meydanlarda ve ekranlardaydı.
Diğer partilerin neredeyse hiçbiri doğru dürüst ne medya ve ne de meydanlarda kendileri ve
ekiplerini tanıtma fırsatı bulamadılar.

Soru : Partilerin tamamı hiç yanyana gelerek ortak sorulara karşılıklı olarak yanıt verdiler mi?
Dirilme : Hayır. Partiler yalnızca kendi açıklamalarını yaptıkları yayın ve mitinglere katıldı.
Oy veren insanlar, Partilerin eş zamanlı ve “konu bazlı” olarak verdikleri mesajı asla duyamadı.

Soru : Siyasi Partiler, Medya ve meydanlarda söylediklerinden sorumlu oldular mı?
Dirilme : Hayır. Aksine Siyaset herkesin özgürce yalan söyleyebildiği bir ortam olarak
tanıtıldı. Bunun ötesinde, bir ülkenin Başbakan’ı üstelik iktidarken, her türlü yalanı kolaylıkla
söyleyabilecek duruma geldi veya getirildi. “Böyle yapan şerefsizdir” dediği birçok konuda
kendisinin “böyle” yaptığının ortaya çıktığına şahit olduk.

Soru : Söylelenin yalan olduğu anlaşılan bir durumda, yalan söyleyenden hesap soracak
kimse var veya Kurum var mıdır; Olmalı mıdır?
Dirilme : Yoktur ve “cevap sandıkta verilecektir” denmektedir ama sandığın ne olduğu bile
belli değildir. Siyasetçilerin ağızlarından çıkan her kelime bağlayıcı ve hesap sorulabilen
cinsten olmalıdır.

Soru : Sınırsız parası olan biri, belli bir periyotta (10-20-50 yıl) istediği herkesi
Başbakan yapabilir mi?
Dirilme : Adayların halk değil belli bir zümre tarafından belirlendiği her sistemde
Kolaylıkla yapılabilir.

Soru : Bir ülkeyi, savaşsız yönetmenin yaklaşık maliyeti ne olabilir.
Dirilme : içinTıklayınız : “Emperyalizm Türkiye İçin Ne Harcar?”

Tüm sorular ve cevaplarda ortak payda şudur.

Yalanı, Parası ve gücü bol olan Malı götürür,
Yalan herkeste var olduğuna göre, parayı bulan, gücü bulur ve Malı götürür.
Bunun adına da “Demokrasi” denir.

İşte “İşleri iyi Gitmeyen” ‘in sürekli bahsetmiş olduğu “Demokrasi Sandığı” budur.

Ama işin özeti, uygulanan sistem Demokrasi görünümlü Oligarşik bir yapıdır.
Halkın, yönetim kadrolarının organizasyonunda ve şekillenmesinde hiçbir rolü yoktur
ama varmış gibi gösterilmektedir. Yalnızca Türkiye’de mi?

Ayrıca Tıklayınız : ” Demokrasi Dediğin…”

2013-06-11_ŞimdikiSistemleSeçim_900x9002013-06-14_BazılarıYalanSever_900x900

 

 

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Önceki Makale için Tıklayınız : “AK Parti’nin faydaları…”

“İşte sana o Kitap! Kuşku, çelişme, tutarsızlık yok onda. Bir kılavuzdur o, korunup
sakınanlar için”
(Bakara Suresi 2)

DİNDARLIK – “Kuran’ın, özüne uygunluktur.” ve Bunun için de, Kuran’ı Anlamaktır.

Kendilerini “Dindar” olarak tanımlayan insanlarımızın çoğunun
Okuduğu Kuran-ı Kerim’in Dili Arapça.

Dindar, aşağıdaki ayetleri okur/dinler,
Belki de duygulanır ve ağlar.
Döktüğü Gözyaşında,
Ayetlerin anlamının
herhangi bir bir KATKISI kesinlikle yoktur.
Ama Okunan Kuran’ın
Makamının ETKİSİ çoktur.

2013-06-31_NisaSuresi_136-138_1600x768

Sonra bu Dindar,
Kuran’ı Dinledikten ve
Yeterince gözyaşı döktükten
hemen sonra gider ve
“Kan Kokusu”, ruhunun derinliklerine kadar işlemiş olanları,
Dünyayı, Kana, Acıya ve Gözyaşına bulayanlara DESTEK olanları;
Bunların karşılığında,
Büyük bir arzu ile BÜTÜN “Kafir” ödüllerini toplayanları,
DESTEKLER…

2013-06-31_Sefiller_900x900Çünkü onlar;

ALLAH adını,
CAMİ yapımını,
DİNİ ve İMANI
dillerinden hiç düşürmezler…

Ama Dindar,
Dindar olmayı ve İslam kalmayı,
Ağızlardan çıkan laflar olarak bilir.
Tüm Yapılanların,
Kuran ile örtüşüp örtüşmediğinin
Farkında bile değildir.
Çünkü bu Dindar
Başbakan’ının, Yabancı diplomatlara
örnek verdiği Fransızdır…

 

Oysa ki Dindar’ın,
Okurken anlamasa da
Yukarıda gözyaşı döktüğü ayetler,
Aynen şunları söylemektedir…

2013-06-31_NisaSuresi-1_136-138_1600x768

Bu durumda yapılan EN BÜYÜK hata şudur :

Dindar, 
Allah’ın vermiş olduğu KESİN EMRİ ANLAMADIĞI İÇİN,
“Cehennemin en alt katı” olarak cezalandırılacak bir
zihniyete doğrudan destek olmaktadır.

Eğer sen okuyarak anlamazsan  Kuran’ı
Nasıl ayırt edeceksin doğrudan, yalanı.
İçine kadar sinişmiş yılanı ve Sinsi şeytanı?

OYSA Bakınız Kuran Nedir?  (Ayrıca Makale için Tıklayın : ” Kuran’daki Kuran “ )

2013-07-03_AllahSana_1600x768

Dindar,
Bilerek veya bilmeyerek işlediği büyük günah karşısında,
O büyük yargılamada
ÇOK BÜYÜK hayal kırıklığına uğrayacak,
Belki hesap ederken Cenneti,
Karşısında Cehennemi bulacaktır.

PEKİ SORUMLU KİMDİR?
Sorumlu kuşkusuz Kendisi,
Allah’ın vermiş olduğu,
en değerlik varlık olan AKLI
Es geçmesi.
Birinci elden öğreneceklerini,
Kendince bir bilene sorması…
O bilen de,
Başka bir bilenden öğrendiği için gerçeği;
Gerçek, döner dolaşır kulaktan kulağa,
Ortaya çıkan sonuç, gerçekle ne alaka?

Oysa, “gerçek”, Kuran’da;
Kuran ise yanıbaşında.

Böylece,
Yalnızca bir adım ötende duran,
ANLAMADIĞIN DİN,

Seni Cehennem’e götüren YOL olur,
Camilerin altlarına SÜPERMARKET olur,
Yeşil alanlarının ağaçları sökülür, AVM olur,
Devlet malın, birilerinin yalnızca midelerine olsa iyi,
İsviçre’deki bankalarına gider HARAM olur,
İktidarda kalabilmek için herşey YALAN Olur,
Müslümanın canını alan SİLAH olur,
Cani kafirle iş birliği yapmak artık MÜBAH olur,
Adaletten sapmak, ALIŞKANLIK olur
Yetim malını yemek, ADET olur,
Adam kayırmak, bir STANDART olur,
Topluma fitne yaymak, GELENEK olur,
Kin-Nefret-Öfke ve Kavga, GÜNLÜK HAYAT olur.

VE SENİN İÇİN ÖLDÜKTEN SONRA HERŞEY,
BÜYÜK BİR HAYAL KIRIKLIĞI OLUR…

 ”(Görevli meleğe şöyle seslenirler:) “Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin.” O da,
“Siz hep böyle kalacaksınız” der.” – ZÜHRUF SURESİ 77

“Allah’ın saptırdığına, O’ndan başka dost yoktur. Zalimlerin, azapla yüzyüze geldiklerinde,
“geri dönüşe bir yol yok mu” diye söylendiklerini göreceksin. Ve göreceksin onları, zilletten
ezilip büzülmüş halde ürkek bakışlarla bakarken, ateşe sunulurlar…..” – ŞURA SURESİ 44-45

“Eğer yerdekilerin tamamı ve beraberinde bir o kadarı zulmedenlerin olsa, kıyamet
günü azabın kötülüğünden kurtulmak için tümünü mutlaka fidye verirlerdi. Çünkü
hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılmıştır.”
- ZÜMER SURESİ 47

“İnkar edenlere de cehennem ateşi var. Ne haklarında hüküm verilir ki ölsünler
ne de azapları hafifletilir. İşte böyle cezalandırırız tüm nankörleri biz.
Feryat edip dururlar orada: “Rabbimiz, çıkar bizi de önceden yaptığımızdan
başka şey yapalım. Barışa yönelik iyi bir iş yapalım.” Sizi biz, öğüt alanın öğüt
alacağı bir süre ömürlendirmedik mi? Uyarıcı da geldi size. Hadi tadın bakalım
azabı! Zalimler için hiçbir yardımcı yok artık.” – FATIR SURESİ 36-37

Sonraki Makale için Tıklayınız :
“Adı yalnızca “Sandık” Olan; Demokrasi Değil Tabuttur.”

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

“Dindarım” dediler,
Yıllarca mazlumu oynadılar.
Allah’ına tapan,
Dinine İnanan insanları temsilen; Güya…
Hep yakınırlardı zülümden…

Boyunları hep bükük gezerlerdi,
Söylemler öyleydi ki,
“İslam’ım” demek; Namaz kılmak,
Oruç tutmak, örtü bağlamak “sanki” suçtu ve
Hükümetler hep bunları ezerlerdi,

Sonra ne olduysa oldu;
Bu “Dindarım” diyenler,
Birden bire şahlanıverdiler,
Her nasıl oldu bilinmez ama,
İktidara geldiler.

Ama bir de gördük ki,
MAZLUM olarak düşünülenler,
ZALİM’lerin piri oluverdi aniden…
Sanki içlerinde büyük bir canavar vardı
Ve o canavar birdenbire uyandı.

YALAN’ı Gördü bu Millet,
“Dindarım” diyen BaşBakanın’dan,
düzinelerce.
Hem de öyle yalan ki
Bir ucu yerde,
Diğer ucu ise
Yedi kat göklerde
Sayısızca, Allahsızca,
İmansızca ve Vicdansızca…

KAVGA’yı gördü bu Millet,
“Dindarım” diyenlerde,
KİNDARLIK ve ÖFKE’yi.
Mide bulantısına ilave olarak,
Nefretle kusmayı gördü.

Dünyayı kendisinin yarattığına inanan,
Dışarıdan pompalanan güçle,
Kendini bir Dev sanan
Dindarlıkla övünen,
Bu bağnaz insanları gördü..

SESSİZ KALMALARINI gördü bu Millet,
“Dindarım” diyenlerin.
Milyonlarca Müslümanın,
Hunharca katledilmesine, açı çekmesine,
Genç kızlara tecavüz edilmesine,
Ebu Garip hapishanesinden yükselen
NUR BACI’nın acı çığlıklarına…

Irak savaşında,
“1 koyup 3 alacağız” diyerek,
O azgın emperyalist kafire destek verenleri,
Ve ondan sonra, “Dindarım” diyip,
verdikleri destekte Çok daha ileriye gidenleri gördü…
Amerika’ya mükemmel bir uşak olan,
İsrail’e her daim yol açanları…

Siyasilerin,
Nasıl KUL ve KÖLE olduklarını gördü bu Millet.
“Dindarım” diyen Başbakanların,
Kafirin beyzbol sopası ile
Ekranlardan Hizaya sokulmalarını gördü.
Onay almadan efendilerinden
Tuvalete bile gidemediklerini…

“Dindarım” diyip,
Önce AVAZ AVAZ bağırarak
karşı durmalarını ama sonra,
Avrupa Birliği’nin TAM KUCAĞINA oturmalarını gördü.
Yüzbinlerce şehit verilen Vatan’ı
Parça parça SATMALARINI,
RÜŞVET almalarını,
Deveyi bile hamuduyla YUTMALARINI gördü bu Millet…
Hem “Dindarım” diyip,
hem de BOP EŞBAŞKANI olarak
Orta Doğu’da sebep oldukları CEHENNEM’i,
“CENNNET” olarak sunmalarını…

“Dindarım” diyip, Partililerine nasıl RANT sağladıklarını gördü.
“Dindarım” diyip, ADALETİ kendi çıkarları için nasıl kullandıklarını gördü,
“Dindarım” diyip,Nasıl BÖLÜCÜLÜK yaptıklarını gördü.
“Dindarım” diyip,Topluma FİTNE’nin nasıl ekildiğini gördü.
“Dindarım” diyip, Allah’tan nasıl korkmadıklarını gördü.

“Dindarım” diyip,
Ağızlarından köpükler saçarak,
Belki milyonlarca müslümanın öleceği
SAVAŞ naraları atmalarını,
İKİYÜZLÜ’lük yapmalarını,
Toplumda sürekli BOZGUN çıkartmalarını…
Ve bu kadar olay olurken,
MEDYALARINI nasıl bu kadar SESSİZ tutabildiklerini gördü.

DÜŞMAN’larını gördü bu Milllet,
Türk Milletinin…
Yüzyıllardır sessizce ve sinsice bekleyen;
Ama bu sefer,
Saklandıkları yerlerden çıkıp;
Paylaşılırken Vatan,
Erkenden yer tutmaya çalışmalarını gördü…
Yüzyıllardır yapılan hain planlarını gördü.
Ve bunların; “Dindarım” diyenlerle
Ne kadar büyük “DOST” olduklarını gördü.

Sonra;
Sağa baktı bu Millet;  “sessizlik”,
Sola baktı bu Millet;  “çaresizlik” gördü.
Derken, sordu kendi kendine :
Bu nasıl bir Devlet?
Nasıl bir Yönetim?
Ortada bir tek kurum yok mu?,
Tüm bunlara bir “DUR !” çekecek.
Ve de bir muhalefet;
Yaptıklarını onlara dar edecek…
Sonra, bu SESSİZ ve ÇARESİZ’lerin
MUHALEFET olduklarını gördü…

Ardından, önce Allah’ın bunlara tuzağını
sonra da çözümü gördü…

Kuran'ı Anlamak

Kuran’ı Anlamak

Tuzak :
Tuzaklarını kurmuşlardı ama Allah katında da onlar için tuzak var.
Zaten onların tuzakları dağları yerinden oynatacak türden olsa neye yarar!
(İbrahim Suresi 46)

Çözüm :
Dindarlık tanımı yeniden yapılacak.
Türk ve Müslüman Milleti, sahte dindarlardan ve
Kafalarını yüzyıllar sonra toprak altından çıkartan bütün
Hainler ve düşmanlardan temizlenecek…

Sonraki makale için Tıklayın :
“En Basit Anlamı ile “Dindarlık”…”

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

31 Mayıs 2013 sonrası durumu

Eldeki veriler :

1. Tayyip Erdoğan, Emperyalizmin Türk Ve İslam Dünyasına karşı en büyük yatırımıdır.
Amerika’ya ve İsrail’e şimdiye kadar bu kadar iyi hizmet veren başka bir lider olmamıştır.
Aldıkları ödüller ve Emperyalizm lehi beyanatlar da zaten tüm bunları doğrulamaktadır.

Bakınız : “DİNDARIM” Demekle, Dindar Olunmuyor…”
http://diril.me/2012/05/29/dindarim-demekle-dindar-olunmuyor/

2. “Dindarım” demesine rağmen, İslam Dini ve Dindarlıkla kesinlikle alakası olmayan
işler yapılmaktadır.

3. Başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere Din konusunda otorite olabilecek
kişi ve kuruluşların halkı yeterince aydınlatmaması yüzünden, İnsanlarımızın bir
kısmı halen “Dindarım” diyen insanların dindar olduğunu düşünmektedir.

4. Emperyalizm Türkleri ve İslam Dünyasını yüzyıllardır tahrip etmeye çalışmaktadır.

5. Doğrudan İşgaller çok masraflıdır. Örneğin ABD’nin Irak işgalindeki faturası çok
ağır olup 4 trilyon doları bulmuştur.

6. Bu nedenle, işgal yerine ülkeleri çok daha az para ödeyerek içeriden çökertmeye
çalışmak çok önemli bir stratejidir.

Bakınız : Emperyalizm Türkiye İçin Ne Harcar?
http://diril.me/2013/06/02/emperyalizm-turkiye-icin-ne-harcar/

7. Tayyip Erdoğan, Hem Emperyalizme vermiş olduğu sözler ve hem de
kırılgan bir ekonomik yapı nedeniyle, “boğazına kadar” pisliğin içerisine batmıştır.
Ekonominin iyi olduğunu düşünen yalnızca, Erdoğan mitinglerine
Makarna karşılığı getirilen insanlar ve onlara öğretilen, Ülkenin toplam borçlarının
ne kadar arttığı değil; Türkiye’nin, Erdoğan sayesinde IMF’ye artık borç verecek
durumda olduğudur.

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Yüzlerce yıl içlerine sızdılar,
Sabırla çalıştılar…
İğne Oyası gibi ilmek ilmek işlediler,
Emperyalizm tam Türk’ü yıkmak üzereydi ki,
Bir anda bir güneş doğdu Anadolu’nun üzerinde.

Bu güneş “az önce” Çanakkale’yi onlara dar edendi.
Bu günes, onların hesaplarını bozan,
Mustafa Kemal’di.

Sınırsız gücün sahibi “bu güç”,
Pılısını, pırtısını toplayıp gitti Anadolu’dan.
Ama ektiği, bıraktığı tohumların hepsiyle değil.

Yalnızca 57 yıl gibi kısa bir yaşam,
Yalnızca 15 yıllık çalışma süresi,
Cumhuriyetten sonra.
1001 tane devrim,
Her biri diğerinden yüce…

2013-06-15_AKPveAtatürkZihniyetleri_1600x900

İşte AKP’nin neredeyse bir 11 yılı bitti.
Ne yaptılar diye düşünecek olursanız,
Sattılar satabilecekleri kadar, yetmedi,
Yıktılar yıkabilecekleri kadar,
Kendilerinden öncekilerin bıraktıkları yerden başlayarak.
Ama bitmedi

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

İmparator Neron

AK Parti denince akla gelen, Recep Tayyip Erdoğan;
Recep Tayyip Erdoğan denince de, Maalesef akla bir sürü YALAN geliyor.

İki Video ile, önceki Yalanlara bir Göz Atalım :

1. Bir Başbakan İki Erdoğan (1. Bölüm)

2. Bir Başbakan İki Erdoğan (2. Bölüm)

1 Haziran 2013 ile başlayan hareketler gösteriyor ki,
Türkiye’ye, Tayyip Erdoğan ve Ak Parti Yönetimi;
Amerika Birleşik Devletleri ve Haçlılar ile birlikte,
Aynen Orta Doğu’ya getirmiş oldukları

Kan,
Gözyaşı,
Zulüm,
Savaş,
Ve ölümden başka bir şey getiremez…

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Neden ayaklandı bu millet?
Neden Sokaklara döküldü?
Çok şey mi istiyor?

TürkMilletiNeİstiyor

BAKALIM TÜRK MİLLETİ NE İSTİYORMUŞ

Bu güzel vatanda özgürce yaşamak istiyor,

Adalet istiyor,

Sevgi, kardeşlik ve kanun önünde eşitlik istiyor.
Başbakan Recep ile İşçi Recep’in çocukları arasında olsa bile,

Bütün anayasal haklarını özgürce kullanmak istiyor.

Halkının gözünün içine baka baka
yalan söylemeyen,
Söylediklerinin sürekli arkasında olan,
Tutarlı, istikrarlı,
Savaş naraları atan değil;
Savaşları durdurmaya çalışan
Emperyalizme karşı duran,
Başbakanlar istiyor.

Verdiği  vergilerin, banka faizlerine değil.
yine kendine dönmesini isiyor.

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

2013-06-04_TürkMilletiDevralır1_1600x900

“Adaletli” bir Adalet Sistemi olsa

Yalan söylemeyi alışkanlık haline getiren biri,
Türk Milletine sürekli yalan söylemekten
Sabıkalı olacak…

Onun Adı, Recep Tayyip Erdoğan:
Kısaca Tayyip RTE.
..

Ve;

Cumhuriyetin bütün kurumlarını yabancılara peşkeş çeken,
İnsanlarımıza kendi  milli bayramlarını  bile  yasaklayan,
Türk Milletine hiçbir Anayasal  hakkını  kullandırmayan,
Masum  insanları  hapishanelerde  yıllarca süründüren,
Her  saniye  yalan  kıvırmayı  alışkanlık  haline  getiren,
Bütün Devlet kademelerine kendi adamları ile dolduran,
İslam dinini her nefeslerinde bile istismar edebilen,
Basın özgürlüğünü, Devlet gücü ile tamamen ortadan kaldıran,
Deniz Fenerleri ile Müslüman insanları  dolandıran,
Adaleti arayan savcıları, hakimleri tutuklayan,
Oligarşik seçme sistemini Demokrasi adı altında yutturan,
Seçimlerde kendi partisi adına her türlü dalavereyi yapan
Bir Parti…

Onun adı Adalet ve Kalkınma Partisi
Kısaca AKP…

Ve;

Bir iktidarın hatalarını,
Eksiklerini, noksanlıklarını; adaletsizliklerini
Takip etmesi gereken partiler;

Onların adı, CHP ve MHP;
Kısaca Muhalefet Partileri…

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Emperyalist ülkeler,
Türkiye’nin kaynaklarını elde etmek için veya
İdealleri olan “Türk’leri Anadoludan sürmek” için
NE KADAR harcama yaparlar?

1 Milyar Dolar,
10 Milyar Dolar veya
100 Milyar Dolar?

NE KADAR?

Zamanında savaştılar BAŞARILI OLAMADILAR.
Çanakkale’yi GEÇEMEDİLER,
Anadolu’ya girdiler, KALAMADILAR,
Belki şu anın parasına göre yüzmilyarlarca Dolar HARCADILAR;
Üstelik, yüzbinlerce de ölğlerini BIRAKTILAR

Savaş, bizim için ne kadar  kötüyse, onlar için de kötü.
Şimdi ise kuşkusuz, daha ekonomik açıdan bakıyorlar.
Atılan 1 bombanın maliyeti yerine,
Kendilerine çalışacak kaç tane insan satın alabilirim diye…

Bizim siyasetçiler ise çok ucuzcu çıktı.
Eminim, ne verdiklerinin farkında bile değillerdir.
Kimisi hayatı boyunca;
Yalnızca 1 tek madde değiştirmekle görevlidir;
Milli Eğitim yasasından…
Kimisi ise Özelleştimede adam kayırmak için…

Onlar yalnızca ilk kısım rantı ile ilgilidir.
Buzulun en üstteki 1 metresi;
Örneğin Tekel’in satışı gibi…

Sonrasını ve ASIL KAYMAĞI ise başkaları bölüşür; kendi aralarında.

2013-05-26_RakınınPaylaşımı

Bilseler;
Belki kendileri adına daha iyi pazarlıklar yapabilirler.
Onlar;  yalnızca krom alanı için vermiş olduklar ruhsatın rüşvetini alırken,
Oradan belki ne kadar Uranyum çıktığının bile farkında değiller..

Son olarak 1 haziran 2013 tarihi akşamı,
“Petrol Peşkeş Yasası” Meclis tarafından onaylandı…

Özeti İzleyiniz…

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

2013-05-30_İçki-ve-Atatürk2_900x900Demiştik ya daha önceleri;
Ne zaman ağzını açsa “Dindarım” diyen biri
Ve içkiyi konuşsa,
Sonu Mustafa Kemal’e dayanır.
Bir fotoğraf ve elinde bir kadeh içki…

Onlar, yalnızca Din’i eğip bükerler;
İslam Dinini…
Oysa bilmezler ki,
İçki hiçbirşeydir…

Belki de O,
Zemzem gibi saf ve kutsal kalır,

Bu İkiyüzlü Vatan ve Din Düşmanlarının
yaptıklarını yanında… 

Kuran’ın “İçki” Konusundaki ayetler nelerdir?
İçki ne kadar günahtır?
İçki neden ön plana çıkartılmaya çalışılıyor?
İçki içenin cenaze namazı bile kılınmaz mı?
İçki düşmanlığının arkasındaki asıl güç kim?
“Yasaklananmaya çalışılan İçki mi, Atatürk mü?”

Önceki Makale için Lütfen Tıklayınız :
“Yasaklananmaya çalışılan İçki mi, Atatürk mü?” 
http://diril.me/2013/05/24/yasaklananmaya-calisilan-icki-mi-ataturk-mu/

Şimdi bir de; Yine kendini “dindar” olarak tanımlayan bir başka
kesimin Atatürk’le ilgili bir başka görüşünü izleyelim…

Haydar Baş’ın Mustafa Kemal Görüşü

Şimdi de, İçki içmenin neredeyse “en büyük günah” olduğunan inanan
Hatta, içki yasağını “İslam dini” ‘nin temeli olarak gören, İslam Dini’ne özdeşleyen
Veya İslam Dini’ni, yozlaştırmak için yoğun çaba harcayan, CASUS veya
Cahil kesim düşüncelerini bir de Kuran’ın ÖZ tarafından değerlendirelim…

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Hüseyin Vodinalı Yazdı:

Önümüz seçim ve biz yine kaç kişiyiz, bilmiyoruz.

2012 itibarıyla, hükümet, yani TÜİK 75.8 milyonuz diyor. Birleşmiş Milletler’e göre 2012’de 74.5 milyonuz. Kulağı delik ve de iyi haber alan CIA’ya göre ise 2013’te 80.7 milyon kişiyiz. IMF, 2013’te 75.8 milyon rakamını veriyor. Dünya Bankası da 2011’de 73.6 milyondunuz diyor.

Yani bu rakamlara bakacak olursak; BM ile CIA arasında (tamam biri 2012, biri 2013 ama yine de çok) tam 6.2 milyon fark var. Bu, İrlanda, Hırvatistan veya Yeni Zelanda’nın nüfuslarını geçen bir fark. 2013’ü baz alalım. IMF ile CIA arasında 5 milyona yakın bir fark görünüyor.

Bu fark sizce nereden ileri geliyor?

A)   Yanlış hesap
B)   Seçim taktikleri
C)   Suriyeli, Afgan, Ermeni vs. gibi kaçaklar.

Bizce cevap D. Yani hepbiri.

2013-05-27_HüseyinVodinalıYazdı

A)  Yanlış Hesap: Nüfus artış hızları birbirini tutmuyor. TÜİK ile Dünya Bankası nüfus artış hızımızı yüzde 1.2 olarak veriyor. BM yüzde 1.1. Kurtulduk diye sevindiğimiz IMF ise en yüksek oranı, yüzde 1.24’ü ileri sürüyor. Türkiye’nin nabzını en iyi tutan! CIA ise yüzde 1.2 diyor. Yani ortada bir yanlış hesaplama var ama kiminki yanlış onu da bilemiyoruz.

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Gerçekten Yasaklanan İçki mi yoksa (Şekilde)
Yasaklanmaya çalışılan Atatürk mü? (Özde – Arka Planda)

Demiştik ya daha önceleri;
Ne zaman ağzını açsa “Dindarım” diyen biri
Ve içkiyi konuşsa,
Sonu Mustafa Kemal’e dayanır.
Bir fotoğraf ve elinde bir kadeh içki…

Onlar, yalnızca Din’i eğip bükerler;
İslam Dinini…
Oysa bilmezler ki,
İçki hiçbirşeydir…

Belki de O,
Zemzem gibi saf ve kutsal kalır,

Bu İkiyüzlü Vatan ve Din Düşmanlarının
yaptıklarını yanında… 

Kuran’ın “İçki” Konusundaki ayetler nelerdir?
İçki ne kadar günahtır?
İçki neden ön plana çıkartılmaya çalışılıyor?
İçki içenin cenaze namazı bile kılınmaz mı?
İçki düşmanlığının arkasındaki asıl güç kim?
“Yasaklananmaya çalışılan İçki mi, Atatürk mü?”

2013-05-30_İçki-ve-Atatürk_900x900

Bazı Kesimleri Atatürk’ten hoşlanmıyor.
Artık bunu açıkça dile getiriyorlar.
Hatta daha da ileri götürüp,
Hakaretlere bile başladılar…

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

“Namaz, Allah’ın insanlar için sunduğu Altın bir Anahtardır; Yalnız,
hem Namaz kılıyor, hem de günah işlemeye devam ediyorsanız,
Ya “Namaz” olarak anladığınızda, Ya da sizde bir sorun var demektir…”

2013-05-22_Namaz1_900x900

NAMAZ NEDİR?

Namaz, Bir Şekil değildir,
Namaz “Öz”dür,
Allah’ın Yüceliğini hatırlamadır.
Kudretini, Kuvvetini, İlmini,
Servetini, Hikmetini, Güzelliğini…
Her yönüyle, her gün ve defalarca…

Namaz, Bir gösteriş değildir,
Namaz,”olduğun yeri” bilmektir.
Hiçbirşeyin bize ait olmadığını hatırlamadır.
Her öğün soframıza gelen yemek,
Soluduğumuz hava, Sağlık, sıhhat, afiyet için
Teşekkürdür. Her an ve Her Saniye…

Namaz, Fırtına Hızı ile yapılacak bir görev değildir.
Namaz, Sakinliktir, Huzurdur.
Kendinle  Hesaplaşma;
Yanlış yaptıkların ve yapmadıkların için,
Af dilemek, özürlerini sunmaktır Allah’a.

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

Seçim meydanlarında ve mecliste biribirilerini yiyenlerin
Kişisel çıkarlar söz konusu olduğunda nasıl acilen  uzlaştıklarının kanıtıdır…

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden ve mevcut siyasi yapıdan Hiç kimse ama hiç himse, Türk Ulusu için bir yarar beklemesin…
Allah ne güzel yapıyor da bu imansızlar, bir anda tuzağa düşüyorlar…
Darısı bunların tamamında kurtulmak…
EN KISA ZAMANDA…

ntvmsnbc Haberi

Güncelleme: 08:29 TSİ 09 Mayıs. 2013 Perşembe

2013-05-06_RencideOlduk

“Ehliyet ruhsat dedi, rencide olduk”

MHP Milletvekili Özcan Yeniçeri, trafik cezası kesilmemesi de dahil, milletvekillerine bir dizi yeni hak getiren 4 partinin ortak yasa teklifini savundu. Yeniçeri, “Hız yaptık polis durdurdu, ehliyet ruhsat dedi, rencide olduk” diye konuştu.

Milletvekili ve yakınlarına bir dizi yeni hak getirecek yasa teklifinin gerekçeleri netleşiyor.

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, neden vekillere trafik cezası verilmemesini istediğini açıkladı.

Milletvekillerinin farklı statüde olmaları dolayısıyla onlara bazı farklılıkların sağlanmasının doğal karşılanması gereken bir husus olduğunu anlatan Yeniçeri, bu görüşünü başından geçen bir olayla destekledi: “Kütahya’ya gidiyorduk, araç biraz hızlı gidiyordu, iki milletvekili vardı. Polis durdurdu ’radara yakalandınız’ dedi. Şoför ’araçta milletvekili var’ dedi. Polis, emir komuta içerisinde ’ruhsat, ehliyet’ dedi, biz de bu tavrından rencide olduk. Bize daha kibar davranabilirdi.”

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments

2013-05-04_Kuranın-Bir-kısmını-redsdetmek_1_1200x900

HEY ! “Dindarım” diyenler,
Bütün gün kameralarla gezenler,
Her camide boy gösterenler,
Örtünmeyi reklam edenler,
Yalanlarla beslenenler,

SİZLERE SESELENİYORUM…

Devamını Oku…

Yorumlar:

Yorum

Powered by Facebook Comments