Archives For Siyaset

AKIL

14.02.2020

Türk Milletinin aklı çalındı.
Yeni değil, yüzyıllar önce.
Dili Türkçe olan insanlara, Arapça bir “din” üretildi, diretildi;
Bir sürü mazeret sunularak…
“AKIL” arka plana alındı, “Cehalet” ön plana…

İnsanlar Kuran’ı Arapça olarak okudu, okudu.
Bir “Yusuf” hikayesini anlamadı,
Kölelikten, Firavunun baş yardımcılığına kadar uzanan uzun yolu…
Davut’u anlamadı,
Oğlu Süleyman’ı, onun güçlerini.
Melike Belkıs’ı, haberci Hüdhüd isimli kuşu
Bir Karıncanın “Aman dikkat! Süleyman’ın ordusu bilmeden sizi ezmesin” serzenişini;
Musa’yı anlamadı. Bir asa darbesi ile o kocaman denizin ortadan ikiye yarılışını.
İsa’yı, annesi olan o mükemmel insan Meryem’i,
Zekeriya ve Yahya’yı anlamadı
Muhammed’i anlamadı.
Cehaletin; inanca, ahlaka, dürüstlüğe ve güce dönüşümünü…
İblis’i ve onun çeşit çeşit tuzaklarını hiç anlamadı…

En önemlisi ise,
Rab’bin tüm alemlere olan seslenişini anlamadı.
Yaratılışı, yaşamı, ölümü, kelebek süreci kadar kısa olan hayatı.
Paylaşımı, sevgiyi, övgüyü, tehdidi, Cenneti, Cehennemi
Ve Yaratan’ın sınırsız güç ve kudretini anlamadı.

“Sonra buhar / duman halindeki göğe yöneldi de ona ve yerküreye şöyle seslendi: “İsteyerek veya istemeyerek gelin.” Onlar şöyle dediler: “İsteyerek geldik.”. Böylece onları, iki günde yedi gök halinde takdir edip her göğe kendi iş ve oluşunu vahyetti. Ve biz, arza en yakın göğü kandillerle ve bir korumayla donattık. İşte bunlar Aziz ve Alim olanın takdiridir.
– Fussulet S. 11-12

Okudu ve okumaya devam etti yüzyıllar boyu ve
Okuyup anlamamaya bir anlam katmaya çalıştı…

Beş vakit namaz kıldı,
Arapça sureleri okuyarak
Ama hiçbirinin anlamını bilemedi.
Bu arada okuduklarını doğru telaffuz edebildi mi?
Muhtemelen hayır
Çünkü Arap değil, bir Türk’tü

Sonra
Kıyamet borusu üflendi, iki kere peş peşe
Hesap vakti geldi, sorgulama başladı.
Gördü ki, doğru bildiği çok şey hatalı veya yanlış.
Geriye dönmekse artık mümkün değil.

SORGULAMA GÜNÜ:

Dedi: “Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir.” – Enfal S. 22
Dediler: “Neyi yanlış yaptık?”

Dedi: “Çoğu şeyi”
Dediler: “Biz bunların hep doğru olduğunu düşünmüştük.”

Dedi: “Neden?
Dediler: “Atalarımızı böyle bir yolda bulduk ve onlara uyduk”
Dediler: “Onlar sürekli ibadet ederlerdi, namazlarını oruçlarını hiç aksatmazlardı.”
Dediler: “Onların doğru yol üzerinde olduğunu düşünmüştük.”

“Bir iğrençlik yaptıklarında şöyle derler: “Atalarımızı bu hal üzere bulmuştuk. Yani Allah emretti bize bunu.” De ki: “Allah, edepsizliği / iğrençliği emretmez. Allah hakkında, bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?””- Araf S. 28
“Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun” dendiğinde: “Hayır! Biz, atalarımızı üzerinde bulunduğumuz şeye uyarız.” derler. Peki, ataları bir şeye akıl erdiremiyor, doğruya ve güzele ulaşamıyor idiyseler!..” – Bakara S. 170

Dedi:” Sizlere gönderilen Kitap’ı hiç okumadınız mı?”
Dediler: “Okuduk hatta çok okuduk ama anlamadık”

Dedi: “Neden”
Dediler: “Çünkü O Arapça bir kitaptı ve biz Arapça bilmiyorduk.”

Dedi: “Bu yüzden mi, “Yap” dediğim şeyi yapmadınız ve “Yapma” dediğim şeyleri pervasızca yaptınız”
Dedi: “Peki! Sizin lisanınıza aktarılmış olan Kitap yok muydu?”
Dedi: “Örneğin İbranice yazılmış İncil’i, dili farklı olan her millet kendi lisanı ile okurken siz neden bu yolu izlemediniz?”

Dediler: “Düşünemedik, aslında aldatıldık. Sanırız, Arapça dilinin, Kitap’ın kendisinden daha kutsal olduğunu ve bizleri Kitap hakkında bilgilendirenlerin doğruları söylediklerini varsaymıştık.”
Dediler: “Eğer söz dinleseydik yahut aklımızı çalıştırsaydık şu çılgın ateşin dostları arasında olmazdık.” – Mülk S. 10

Anlatılan bu öykü,
Hiç Fransızca bilmeyen birinin, Victor Hugo’nun Sefiller (Les Misérables) isimli romanının Fransızca olan orijinal versiyonunu okumasından ve anlamamasından daha farklı bir şey değildir…

Konu Allah’ın mesajları olunca, onları anlamadan okumak çok büyük bir bilgisizlik, akıl kayması, cahillik ama en önemlisi Allah’a yapılmış en büyük saygısızlıktır.

ÖNCE AKIL! ÖNCE DÜŞÜN !

Kim neden, kutsal kitabın anlayarak okunmasını istemiyor olabilir?
İnsanlarımız Allah’ın mesajlarını anlayarak okursa, neler daha farklı olabilir?

“…Ve Kuran’ı ağır ağır, düşüne düşüne oku…” – MÜZZEMMİL S. 4

Kuran böyle bir mesajı ayet olarak açıklarken,
bir insan, anlamadığı bir mesaj hakkında nasıl düşünebilir?

Tüm bunları ince ince düşünmek lazım değil mi?
Belki de yaşanılan tüm bu olayların temelindeki en büyük sorun budur.

Bakınız : “Kuran’daki Kuran”

“Allah’ın izni olmadıkça hiçbir benlik iman edemez. Allah, pisliği/uğursuzluğu/azabı, aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.” – Yunus S. 100

“Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir.” – Enfal S. 22

“Aklınızı işletmeniz ümidiyle Allah, ayetlerini size böyle açıklıyor.” – Bakara S. 242

“Andolsun ki, resullerin hikayelerinde, aklını ve gönlünü çalıştıranlar için bir ibret vardır. Bu Kur’an, uydurulacak bir hadis / bir söz değildir; aksine o, kendinden önceki vahyi tasdik eder, herşeyi ayrıntılarıyla gösterir. İnanan bir topluluk için de bir kılavuz ve rahmettir.” – Yusuf S. 111

“Biz, görevlendirdiğimiz her resulü ancak kendi toplumunun diliyle gönderdik ki, onlara açık-seçik beyanda bulunsun. Bunun ardından Allah dilediğini saptırır, dilediğini de iyiye ve güzele kılavuzlar. Aziz’dir, Hakim’dir O…” – İbrahim S. 4

“Biz onu sana, aklınızı çalıştırasınız diye, Arapça bir Kur’an olarak indirdik.” – Yusuf S. 2

“Biz onu akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an yaptık.” – Zühruf S. 3

“Biz o Kur’an’ı senin dilinle / senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alabilsinler.” – Dühan S. 58

AKIL VE AKLIN KULLANILMASININ GEREKLİLİĞİ İLE İLGİLİ DİĞER AYETLER

BAKARA SURESİ
“……….. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” – 44. ayet
“……….. Allah’a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.” – 66. ayet
“……….. Size ayetlerini gösteriyor ki, aklınızı işletebilesiniz.” – 73. ayet
“……….. Aklınızı işletmeyecek misiniz?” – 76. ayet
“……….. aklını işleten bir topluluk için sayısız izler-işaretler-ibretler vardır.” – 164. ayet
“……….. Peki, ataları bir şeye akıl erdiremiyor, doğruya ve güzele ulaşamıyor idiyseler!..” – 170. ayet
“……….. Bu yüzden akıllarını işletemez onlar.” – 171. ayet
“……….. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının.” – 197. ayet
“Aklınızı işletmeniz ümidiyle Allah, ayetlerini size böyle açıklıyor.” – 242. ayet
“……….. Eğer iman sahipleri iseniz, bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” – 248. ayet
“……….. Gönlünü ve aklını çalıştıranlardan başkası düşünüp anlayamaz.” – 269. ayet

ALİ İMRAN SURESİ
“……….. Gönül ve akıl sahiplerinden başkası gereğince düşünemez.” – 7. ayet
“……….. İşte bunda, gözleri olanlar için gerçek bir ibret vardır.” – 13. ayet
“……….. aklını ve gönlünü işletenler için çok ibretler vardır.” – 190. ayet
“Aklı ve gönlü işletenler o kişilerdir ki, ……….” – 191. ayet

NİSA SURESİ
“Kur’an’ı iyice okuyup düşünmüyorlar mı? ……….” – 82. ayet

MAİDE SURESİ
“……….. Çünkü onlar akıllarını işletmeyen bir topluluktur.” – 58. ayet
“……….. O halde, ey akıl ve gönül sahipleri! Allah’tan korkun ki kurtuluşa erebilesiniz.” – 100. ayet
“……….. ve çoğu da akıl erdiremiyor.” – 103. ayet

EN’AM SURESİ
“……….. Hala aklınızı işletmeyecek misiniz?” – 32. ayet
“……….. Hala düşünmüyor musunuz?” – 50. ayet
“……….. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır.” – 99. ayet
“… Allah size bunları önerdi ki, aklınızı işletebilesiniz.” – 151. ayet

A’RAF SURESİ
“Bir kitaptır bu; sana indirildi, onunla uyarıda bulunasın diye ve inananlar için bir öğüt ve düşündürme olarak ……….” – 2. ayet
“……….. Düşünüp ibret almanız umuluyor.” – 57. ayet
“………. Hala aklınızı işletmeyecek misiniz?” – 169. ayet

ENFAL SURESİ
“Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir.” – 22. ayet

YUNUS SURESİ
“………. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?” – 16. ayet
“………. Derin derin düşünen bir topluluk için ayetleri böyle detaylandırıyoruz biz.” – 24. ayet
“………. Hele bir de akıllarını kullanmıyorlarsa!” – 42. ayet
“………. Hele kalp gözleriyle de görmüyorlarsa!” – 43. ayet
“………. Hiç kuşkusuz bunda, dinleyecek bir topluluk için ibretler vardır.” – 67. ayet
“Allah’ın izni olmadıkça hiçbir benlik iman edemez. Allah, pisliği/uğursuzluğu/azabı, aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.” – 100. ayet

HUD SURESİ
“………. Hala düşünmüyor musunuz?” – 30. ayet
“………. Hala aklınızı çalıştırmayacak mısınız?” – 51. ayet
“………bunda elbette ki ibret vardır……….” – 103. ayet

YUSUF SURESİ
“Biz onu sana, aklınızı çalıştırasınız diye, Arapça bir Kur’an olarak indirdik.” – 2. ayet
“………. Hala akıllarınızı kullanmayacak mısınız?” – 109. ayet
“Andolsun ki, resullerin hikayelerinde, aklını ve gönlünü çalıştıranlar için bir ibret vardır. Bu Kur’an, uydurulacak bir hadis / bir söz değildir; aksine o, kendinden önceki vahyi tasdik eder, herşeyi ayrıntılarıyla gösterir. İnanan bir topluluk için de bir kılavuz ve rahmettir.” – 111. ayet

RA’D SURESİ
“………. Bütün bunlarda aklını çalıştıran bir topluluk için elbette ki ibretler vardır.” – 4. ayet
“………. Sadece aklı ve gönlü işleyenler düşünüp ibret alır.” – 19. ayet

İBRAHİM SURESİ
“Biz, görevlendirdiğimiz her resulü ancak kendi toplumunun diliyle gönderdik ki, onlara açık-seçik beyanda bulunsun. Bunun ardından Allah dilediğini saptırır, dilediğini de iyiye ve güzele kılavuzlar. Aziz’dir, Hakim’dir O…” – 4. ayet
“………. Allah insanlara böyle örnekler verir ki, düşünüp ibret alabilsinler.” – 25. ayet
“İşte bu, onunla uyarılsınlar, Allah’tan başka ilah olmadığını bilsinler, aklı ve gönlü işleyenler de ibret alsınlar diye, insanlara yöneltilmiş bir tebliğdir.” – 52. ayet

HİCR SURESİ
“Hiç kuşkusuz bunda, işaretlerden anlam çıkaranlar için ibretler vardır.” – 75. ayet
“İnananlar için bunda elbette bir ibret vardır.” – 77. ayet

NAHL SURESİ
“………. Hiç kuşkusuz, bunda, derin derin düşünen bir toplum için gerçek bir mucize vardır.” – 11. ayet
“………. Bütün bunlarda aklını çalıştıran bir topluluk için elbette ibretler vardır.” – 12. ayet
“………. Bütün bunlarda, düşünüp ibret alacak bir toplum için elbette bir mucize vardır.” – 13. ayet
“Yaratan, yaratmayana benzer mi? Hiç düşünmüyor musunuz?” – 17. ayet
“………. Sana da bu Zikir’i / Kur’an’ı vahyettik ki, kendilerine indirileni insanlara açık-seçik bildiresin de derin derin düşünebilsinler.” – 44. ayet
“………. İşte bunda, aklını işleten bir topluluk için kesin bir mucize vardır.” – 67. ayet
“Şu bir gerçek ki Allah; adaleti, iyi ve güzel davranmayı, akrabaya vermeyi emreder. Tüm pisliklerden / edepsizliklerden, kötülükten, azgınlık-doymazlık ve kıskançlıktan yasaklar. Düşünüp ibret alırsınız ümidiyle size öğüt veriyor.” – 90. ayet

İSRA SURESİ
“Biz, gerçeği, Kur’an’da türlü biçimlerde ifade ettik ki, düşünüp anlayabilsinler……….” – 41. ayet
TAHA SURESİ (20/45)
“………. Kuşkusuz bunda, aklı başında insanlar için ibretler vardır.” – 54. ayet
“………Akıl sahipleri için bunda elbette ibretler vardır.” -ğ 128. ayet

ENBİYA SURESİ
“………. Hala aklınızı çalıştırmayacak mısınız?” – 10. ayet
“……….Siz hala aklınızı kullanmayacak mısınız?” – 67. ayet

HAC SURESİ
“Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki olanları düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun. Gerçek şudur ki, gözler kör olmaz, fakat asıl göğüslerin içindeki kalpler kör olur.” – 46. ayet

MÜMİNUN SURESİ
“………. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?” – 80. ayet
“………. Hala düşünüp ibret almıyor musunuz?” – 85. ayet

NUR SURESİ
“………. Ve içinde açık-seçik ayetler indirdik ki, düşünüp ders alabilesiniz.” – 1. Ayet
“………. Gözleri olanlar için bunda elbette bir ibret vardır.” – 44. ayet
“………. Allah size ayetleri işte böyle ayan-beyan bildiriyor ki, aklınızı çalıştırabilesiniz.” – 61. ayet

ŞUARA SURESİ
“Bunda elbette bir ibret vardır ama onların çoğu inanmış kimseler değildi.” – 67. ayet

NEML SURESİ
“………. Hiç kuşkusuz bunda, ilmi kullanan bir topluluk için kesin bir ibret vardır.” – 52. ayet

KASAS SURESİ
“………. Hala aklınızı işletmeyecek misiniz?” – 60. ayet

ANKEBUT SURESİ
“Yemin olsun biz o kentten, aklını işleten bir topluluk için geriye apaçık bir işaret bıraktık.” – 35. ayet
“Bunlar bizim, insanlara verdiğimiz örneklerdir. Ancak ilim sahiplerinden başkasının aklı onlara ermez.” – 43. ayet
“………. Fakat onların çoğu aklını işletmiyor.” – 63. ayet

RUM SURESİ
“………. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” – 21. ayet
“………. Bunda, ilim sahipleri için elbette ibretler vardır.” – 22. ayet
“………. Bunda, işitebilen bir toplum için elbette ibretler vardır.” – 23. ayet
“………. Bunda, aklını işleten bir topluluk için elbette mucizeler vardır.” – 24. ayet
“………. İşte biz, aklını işletecek bir topluluk için ayetleri böyle açık açık sıralıyoruz.” – 28. ayet

SECDE SURESİ
“………. Hala düşünüp ibret almayacak mısınız?” – 4. ayet
“………. Kuşkusuz, bunda ibretler vardır. Hala işitmiyorlar mı?” – 26. ayet

FATIR SURESİ
“………. Kulları içinde, Allah’tan ancak bilginler ürperir……….” – 28. ayet

YASİN SURESİ
“………. Aklınızı hiç işletmiyor musunuz?” – 62. ayet
“………. Hala akıllarını işletmiyorlar mı?” – 68. ayet

SAFFAT SURESİ
“Düşünüp taşınmaya çağırıldıklarında düşünmüyorlar.” – 13. ayet

ZÜMER SURESİ
“………. işte bunlardır, akıl ve gönül sahipleri.” – 18. ayet
“………. İşte bunda, akıl ve gönül sahipleri için mutlak bir ibret var.” – 21. ayet
“Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlara her türden örnekler verdik ki düşünüp öğüt alabilsinler.” – 27. ayet
“………. Bunda, iyice düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” – 42. ayet
“Yoksa Allah’tan başka şefaatçılar mı edindiler? De ki: “Onlar hiçbir şeye sahip olmayan / hiçbir şeye gücü yetmeyen, aklını da işletmeyen varlıklar olsalar da mı?” – 43. ayet

MÜ’MİN SURESİ
“Akıl ve gönül sahipleri için bir yol gösterici, bir hatırlatıcıdır O.” – 54. ayet
“………. Tüm bunlar, belirlenen bir süreye ulaşasınız ve aklınızı işletesiniz diyedir.” – 67. ayet

ZÜHRUF SURESİ
“Biz onu akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an yaptık.” – 3. ayet

DÜHAN SURESİ
“Biz o Kur’an’ı senin dilinle / senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alabilsinler.” – 58. ayet

CASİYE SURESİ
“………. aklını çalıştıran bir topluluk için izler, işaretler vardır.” – 5. ayet
“………. Bunda, derin derin düşünen bir topluluk için elbette ibretler vardır.” – 13. ayet
“………. Hala düşünüp ibret almıyor musunuz?” – 23. ayet

MUHAMMED SURESİ
“Peki bunlar, Kur’an’ın anlamını inceden inceye düşünmüyorlar mı? ……….” – 24. ayet

ZARİYAT SURESİ
“Yeryüzünde ayetler vardır görürcesine bilenler için.” – 20. ayet
KAMER SURESİ (54/37)
“………. Yok mu araştırıp öğüt alacak?!” – 15. ayet
“………. Fakat düşünen mi var?!” – 17. ayet
“………. Fakat düşünen mi var?!” – 22. ayet
“………. Fakat düşünen mi var?!” – 32. ayet
“………. Fakat düşünen mi var?!” – 40. ayet
“………. Fakat düşünen mi var?” – 51. ayet

VAKIA SURESİ
“………. Peki düşünüp ibret alsanız olmaz mı?” – 62. ayet

HADİD SURESİ
“………. Ayetleri size açık-seçik bildiriyoruz ki, aklınızı işletebilesiniz.” – 17. ayet

HAŞR SURESİ
“………. Artık ibret alın, ey gözleri olanlar!” – 2. ayet
“………. çünkü onlar akıllarını işletmeyen bir topluluktur.” – 14. ayet

MÜLK SURESİ
“Ve derler ki: “Eğer söz dinleseydik yahut aklımızı çalıştırsaydık şu çılgın ateşin dostları arasında olmazdık.” – 10. ayet

BU KADAR AYETTEN SONRA, BATIL GELENEK GÖRENEK İNANÇ VE ADETLERDEN KURTULUP, HAK YOLUNDA İLERLEMEK İÇİN AKIL YOLUNA DAVETLİSİNİZ…

16 yıldır ülkenin neredeyse tamamını sıfırlamış,
Satılmadık hiçbir şey bırakmamış,
Satılan birçok yer, onları satın alan yandaşlar tarafından işletmek için alınmayıp,
mal varlıkları için satın alındığı için, işletilmemiş kapatılmış,
Devletin satıştan kazandığı paralarla başka işletmeler açılmamış,
en ufak bir yatırım yapılmamış ve kara düzenin emirleri gereği
Faiz üzerine faiz bindirilmiş olan borçların kapatılması için kullanılmış,
Rant almış yürümüş,
3 tane olan dolar milyarderi sayısı 50’ye çıkmış,
Makamcılar, zenginliklerini katlamış,
Adalet yok edilmiş,
Her yer talan edilmiş,
Yeni doğan çocuklar;
“dünya galiba böyle” diyerek ergenlik dönemini atlatırken
Ülke;
İş kazalarında dünya birincisi,
Kadına şiddette dünya birincisi,
Çocuk istismarında dünya birincisi,

Eğitimde dünya sonuncusu,
Adalette dünya sonuncusu
İnsan haklarında dünya sonuncusu,

Yani,
nerede “iyi olunması” gereken birşey varsa SONUNCU,
Nerede “kötü olunmaması” gereken birşey varsa BİRİNCİ konumuna getirilmiş;

Ehliyetsiz insanlara yönetimler verilmiş,
Din yozlaştırılmış,
“Namaz, Allah, Kuran” lakırdıları ile,
Her türlü soysuzluk , adaletsizlik, yolsuzluk, şeytanlık
Allah yolu gibi gösterilmiş.
Ahlaksızlık tavan yapmış,
Seçimlerde hileler göz önünde yapılır hale gelmiş,
Parası olmayanın adaleti sıfırlanmış,
Sağlığı sıfırlanmış,
Ekmeyi, soğanı, patatesi sıfırlanmış,
Köylü, efendilikten köleliğe indirilmiş,
Tarım bitirilmiş,
Hayvancılık bitirilmiş,
Üretim bitirilmiş,
Ama en kötüsü, İnsanlık bitirilmiş

Her şey ithal eder hale getirilmiş,
Yalan, günlük “günaydın” gibi kullanılmaya başlanmış,
Devlet gücü ile karşı görüşü olan herkesin üzerine çökülmüş,

VE TÜM BU BAŞARISIZLIKLAR İSE BAŞARI GİBİ GÖSTERİLMİŞ.

Anayasa çiğnendikçe çiğnenmiş,
Liyakat çiğnendikçe çiğnenmiş,
Türklük, müslümanlık, empati, birlik, beraberlik, barış, kardeşlik
Sistemin en önemli yapı taşı olan SEÇİM SİSTEMİNDEKİ BAĞIMSIZLIK
Çiğnendikçe çiğnenmiş…

Ve adı “MUHALEFET” OLAN İSE,
BAKMIŞ, BAKMIŞ, BAKMIŞ,

Bu süreçte en az 10 kere yenilmesi, devrilmesi gereken bir iktidar
Halen ayakta kalabiliyorsa, bu kendi istediği için ayakta kalabildiği anlamına asla gelmez
Aslında isteseler de kalamazlar.
AYAKTA TUTULUYORLAR DEMEKTİR.

Kimler tarafından?

DESTEKÇİLERİ tarafından.
Biri doğrudan, diğeri gizli saklı,

Biz her gün, her saat, her dakika ve her saniye konuşurken:
“Bak, İktidar bu sefer nasıl devrilecek?” diye
Ülkenin içi, için için  boşalmaya devam ediyor.
Biten bilinenlerin dışında bilinmeyenler de devrediliyor,
Bitmeyecek diğer faiz borçlarını ödemek için…

İktidar, kendini iktidarda tutmak için her şeyi ama her şeyi yapmaya hazır:

Seçimlerde zamanında büyük ustalarının talimatı ile mezarlarından kalkanlar,
Bir odada 500 kişi yatanlar,
Parmak boyası olmadığı için her biri 500 yerde oy kullanmayı görev olarak görenler,
Gerçeği savunmaya kalksalar yönetimin gazabına uğramaktan korkan YSK kuklaları…

Adı “Muhalefet” olan  kısaca bakacak olursak:

Birincisi terörizmi açıkça destekliyor ama halen kendilerine milyonlarca TL seçim yardımı yapılıyor.

İkincisi kendini açıktan gösteriyor ve bu haksızlık ve adaletsizliğin devamı için destek vermeye devam ediyor. Birbirlerine neredeyse ana-avrat dümdüz gidecek kadar edep sınırlarını zorlayan bu fertler, kendilerinin tabiri ile  namussuz ve şerefsiz olmalarını hiçe sayarak uğursuzluklarını birleştiriyor.

Üçüncüsü ise, yapı taşı olan ATATÜRK ilkelerini tamamen terk etmiş, karma-karışık ve ne olduğu belli olmayan bir duruma bir hale getirilmiş, değil muhalefet yapmak, haksızlık ve yolsuzlukları araştırmaktan bütünüyle uzak.

Tüm bunlara rağmen,
BU İKTİDAR hala iktidarda kalabiliyorlarsa,
TEMELDE ZATEN ÇOK CİDDİ BİR SORUN VAR DEMEKTİR;
ÇOK BÜYÜK BİR SORUN, ÇOK BÜYÜK BİR OYUN…

Bana Allah Yeter…

28.11.2018

Ne güzel bir tanımdır bu.
Her dara düştüğünde,
Her zorluğa göğüs gerdiğinde,
Herhangi bir sorunla karşılaştığında,
Hasta olduğunda,
Borca düştüğünde,
Bütün kalelerin zaptedildiğinde,
Bütün tersanelerine girildiğinde,
Bütün orduların, dağıtıldığında,
Devleti yönetenler kendi kişisel çıkarlarını, senin çıkarlarına tercih ettiğinde,
Koskoca değerler,
Türk oğlu Türklerin, Şehit oğlu şehit kanları ile sulanmış
Bütün fabrikaların, toprakların, değerlerin,
Yalnızca o lanet alıcıların dişlerinin arasındaki artıkları kapışmak için
ucuz bir bedel karşılığında satıldığında,
Devletini yönetenlerin, tüm ihaleleri, kendi yandaşları ile paylaştığında,
Ülkendeki dolar milyarderi sayısı bu sayede ayyuka çıktığında,
Atalarının alın terleri üzerinde tepinildiğinde;
Allah adını anan hırsızlar çoğaldığında,
Her türlü pisliklerini “Başörtüsü” kılıfı altında sakladıklarında;

Hiç dara düşme ve Korkma!
Çünkü, kim ne yaparsa yapsın,
Bu şafaklarda yüzen al sancak asla sönmeyecektir.
Ve
Söyleyeceğin TEK ŞEY,
Korkusuzca…

“BANA ALLAH YETER”

” De ki: “Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah yeter. O, kullarından haberdardır, onları görmektedir.” ” – İsra S. 96

” Sizinle bizim aramızda tanık olarak Allah yeter. ” – Yunus S. 29

” …. De ki: “Bana Allah yeter! Tevekkül edenler O’na dayanıp güvenirler.”” – Zümer S. 38

” De ki: “Sizinle benim aramda tanık olarak Allah yeter.… ” – Ankebut S. 52

” …. Onlara karşı sana Allah yeter. En iyi işiten, en güzel bilendir O. ” – Bakara S. 137

” Allah’a dayanıp güven. Vekil olarak Allah yeter. ” – Ahzap S. 3

” … Hesap sorucu olarak Allah yeter. ” – Ahzab S. 39

” İnkarcılara, ikiyüzlülere itaat etme, onların ezalarına aldırma; Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.” – Ahzab S. 48

” ….  Hesap sorucu olarak Allah yeter. ” – Nisa s. 6

” Allah sizin düşmanlarınızı daha iyi bilir. Dost olarak, Allah yeter. Yardımcı olarak da Allah yeter. ” – Nisa S. 45

” Böylesi bir beraberlik Allah’ın lütfudur. Herşeyi bilici olarak Allah yeter. ” – Nisa S. 70

” …. Biz seni insanlara bir resul olarak gönderdik. Tanık olarak Allah yeter. ” – Nisa S. 79

” …. Onlardan yüz çevir, Allah’ı vekil et. Vekil olarak Allah yeter. ” – Nisa S. 81

” Hem göklerdekiler hem yerdekiler Allah içindir. Vekil olarak Allah yeter. ” – Nisa S. 132

” Şu da var ki, Allah sana indirdiğini, kendi ilmiyle indirdiğine tanıklık eder. Melekler de tanıklık ediyorlar. Zaten tanık olarak Allah yeter. ” – Nisa S. 166

” …. Allah Vahid’dir, tek ve biricik ilahtır. Kendisi için bir çocuk olmasından arınmıştır O. Yalnız O’nun dur göklerdekiler ve yerdekiler. Vekil olarak Allah yeter. ” – Nisa S. 171

” O, resulünü hidayet ve hak dinle gönderdi ki, o dini tüm dinlere üstün kılsın. Tanık olarak Allah yeter. ” – Fetih S 28

” O müminler ki, insanlar kendilerine, “halk size karşı bir araya gelmiş, korkun onlardan” dediklerinde, bu onların imanını artırdı da şöyle söylediler: “Allah bize yeter. Ne güzel Vekil’dir O.” “- Ali İmran S. 173

“Allah bize yeter. Ne güzel Vekil’dir O.” =  Hasbünellahü ve nı’mel vekıl

İslamiyeti ve dini, bütünü ile şekil üzerinde arayan ve anlatan bir millet haline getirildik.
Uzun zamandır…

Çocukluğumuzdan beri;
Annelerimizin – babalarımızın ve
onların annelerinin – babalarının çocukluğundan ve belki de,
Yüzyıllardan beri anlatılan bir islamiyet vardır…

“İslamın şartı beştir” veya “imanın şartı altıdır” denir ve bir nefeste sayılır.

Oysa;
Genel olarak, “İslamiyet nedir?” veya
“Din nedir?” konusunda, bir çırpıda sayacak bir öğretimiz ise maalesef yoktur.

Din nedir, Dindar olmak nedir, İslamiyet nedir?

İyi bir dindar olmak için asgari şartlar ne olmalıdır?
Neler yapılmalıdır veya nelerden uzak kalınmalıdır?
Kuran, bu konuda neder emreder veya önerir?
O eşsiz ve benzersiz yaratıcının gücü ve kudreti nasıl birşeydir?
Bizlere emanet olarak verilen bedenler?
Canlılar, kurtlar, kuşlar, bitkiler?
Bir tohum, toprak, su ve güneşle kendi kendine yetişen yiyecekler?
Yağmurlar, dereler, göller, denizler?
İçinde yaşanılan bu muhteşem dünya?
Ve tüm bunların kullanım hakları?

*******

İslamiyette dindar olmanın ilk şartı olarak “namaz kılmak” yanıtı verilirken,
neden namaz kılmanın islamın şartı olduğu, körü körüne bir ezber ile arka plana atılır.

“Allah nedir, kimdir?” sorusuna verilecek yanıt;
Belki, “bizleri yaratandır, doğmamış ve doğrulmamıştır.” şeklinde olabilir?
“Gerçekten Allah kimdir?” dendiğinde ise,
buna bir nebze de cevap verebilmek için yeterince ilim sahibi olunması gerekmektedir.
Allah’ın büyüklüğünü hissetmeden, O’na yeterince saygı duyulması olanağı gerçekten zordur.
Emirlerin/önerilerin, beklendiği gibi yerine getirilmesine;
Emirler/öneriler yerine, batıl adetler ve İslamla ilgisi olmayan yaklaşımları ayırt edilmesine;
Ve özellikle, Dindar gibi görünenlerin hilelerinden korunulmasına olanak yoktur.

Topluma yararlı, ailesine ve kendisine yararlı, yaşadığımız dünyaya, canlılara, doğaya saygılı
iyi bir insan olmaya ilave olarak iyi bir dindar olabilmek için temel şart ise İNANÇtır.
Yani, öncelikle, öldükten sonraki yaşama MUTLAK SURETTE inanmaktır.

“Sura üfürülmüştür. Bak işte kabirlerden, Rablerine doğru akın akın gidiyorlar. Şöyle diyecekler: “Vay başımıza gelene! Kim kaldırdı bizi mezarımızdan? Rahman’ın vaat ettiği işte bu. Peygamberler doğru söylemişler.”. Topu topu korkunç titreşimli bir tek ses. Ve bakmışsın hepsi birden huzurumuzda divan durmaktadır. O gün hiçbir canlıya, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. Sizler, sadece yapıp ettiklerinizin karşılığı olarak cezalandırılırsınız.” – Yasin Suresi 51, 52, 53, 54

“İnkar edenler, kesinlikle, öldükten sonra diriltilmeyeceklerini iddia ettiler. De ki: “Hiç de öyle değil, Rabbime andolsun, mutlaka diriltileceksiniz, sonra da yaptıklarınız size elbette haber verilecektir. Bu, Allah’a kolaydır.” – TEĞABÜN SURESİ 7

“Kendi yaratılışını unutmuş da bize örnek veriyor. Bir de şöyle diyor: “Şu çürümüş kemiklere kim hayat verecek?”. De ki: “Onlara hayat verecek olan, onları ilk kez yaratandır. O, bütün yaratılmışları / her türlü yaratmayı çok iyi bilmektedir.” – Yasin Suresi 78, 79

“Ve şöyle derlerdi: “Ölünce mi, toprak ve kemik haline gelince mi, sahi o zaman mı yeniden diriltileceğiz?”. “Önceki atalarımız da mı?”. De ki: “Öncekiler de sonrakiler de.” – VAKIA SURESİ 47-49

“Öldüğümüz, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman mı? Biz gerçekten diriltilecek miyiz?”. “Önceki atalarımız da mı?”. De ki: “Evet! Ve, siz de. Aşağılanmış, ezilmiş olarak.”. – SAFFAT SURESİ 16-18

“Görmediler mi ki; gökleri ve yeri yaratan, bunları yaratmakla yorgunluğa düşmeyen Allah, ölüleri diriltmeye de kadirdir. Evet, O herşeye kadirdir.” – AHKAF SURESİ 33

Devamını Oku…

Yıl 2003.

Koçlar, Sabancılar dahil, Türkiye’de dolar milyarderi yani,
en az 1 milyar doları olan kişi sayısı yalnızca 5

Yıl 2013, Türkiye…

Milyarder sayısı, toplam 43 yani,
en az bir milyar dolar serveti olan kişi sayısı toplam 43’e yükselmiş.

Ne olmuş da sayı astronomik bir şekilde patlamış olabilir?

Hiçbir şey yoktan var, vardan yok olamaz ise,
Bu rakamlar bir yerden kazanılmış olmalıdır.

Bu süreçte bu kazanımı sağlayacak ne olabilir diye düşünülürse,
yanıt ÖZELLEŞTİRMELER olacaktır.

Aslında özelleştirmeler, eldekini satıp başka ELDE oluşturma amaçlı olsa
problem yok. Bu şekilde yeni üretimler ve kazanımlar için zaman kazanmak
akıllıca olabilir ama

ÖZELLEŞTİRMELERİN altında yatan, birilerinin haksız kazanç sağlaması ise
bu şekilde milyarderlerin türemesi kaçınılmaz ve saklanamaz bir gerçektir.

Paylaşım o kadar anlamsız ve mantıksız hale getirildi ki,
satın alandan tahsil edilen para, kurumun o anki üretim makinalarının maliyetini bile
karşılamıyor.

Bakınız : “Emperyalizm Türkiye İçin Ne Harcar?”

Bakınız Örnekler (Alıntı) :

Şu anda yıl 2018 ve
Milyarder sayısı 43’den 36’ya gerilemiş.

Anlamı:
Eldeki milyar dolarlar kısmen duruyor ama satacak ve paylaşacak
başka bir şey kalmadı.

Yiyenlere kar kalacak mı?
ASLA…

Hesap verecekler mi?
MUTLAKA…

Kaçabilecekler mi?
MÜMKÜN DEĞİL…

 

Bakınız : Türkiye’nin Dolar Milyarderleri…
Bakınız : “AK PARTİ : Yaparken de, Satarken de Kazanan Parti”
Bakınız : “Hangi Hükümet Hangi Kurumlarımızı Sattı?”

 

 

50 MİLYAR DOLARIM OLSA DA, YENİ BAŞKAN BEN OLSAM…

Diyelim 50 milyon seçmen var. Her birine biner dolar versem ve desem ki,
“seçimlerde bana veya dediğime oy verirseniz bu paralar sizin.”…
Bu iş için de yaklaşık 50 Milyar dolar tutarında bir harcama yaparım.

Bir ailede yaklaşık olarak 4 seçmen olsa, eder aile başına 4000 dolar.
Çarp 1 dolar eşittir 5 TL, bu da eder 20 bin TL yani, aile başına 20 bin Türk Lirası.
İster ödemesinde bin bir zorluk çektiğin evinin kalan borcunu öde, ister oğluna düğün yap.
Yani bu para iş görür. İster o başkan olmuş ister bu; Ne fark eder?
Sen kendi cebine bak…

Benim cebimde 50 milyar dolar yok ama olanlar var.
ABD’nin Irak savaşı maliyeti yaklaşık 4 trilyon dolar.
Elinde kalan ise neredeyse sıfır.
İsrail’in uşağı olarak, Amerikan halkını ve parasını harcıyor.
Tam 4 trilyon Amerikan Doları.

Bir zamanlar bir banka, mevduatlarının ulaştığı 1 trilyon Türk Lirasını anlatmak için şöyle bir hesap yapmıştı. Her biri metal 1 lira olan 1 trilyon lirayı bütün Türkiye sınırlarına yan yana dizerek bir sınır oluşturduğumuzda ve 2. tur, 3. tur, 4. turları ve devamını üst üst üste dizerek para bitene kadar devam edildiğinde, bütün sınırlarımız boyunca ülkemizi çepeçevre saran ve  arada boşluk kalmayan 3000 tur liraları üst üste koyarak   tam 6 metre yüksekliğinde bir duvar oluşturuyor.

Devamını Oku…

YANILMAK :

Biri, yanılmaktan bıkmıyor…

“Allahım beni affetsin.
Milletim beni affetsin.
Beni kandırmışlar, aldatmışlar.”

Barzani’nin aldanması,
Obama aldanması,
İsrail aldanması,
Avrupa aldanması,
Fethullah Gülen aldanması,
PKK aldanması,
Ergenekon aldanması,
……

Yanılma SAYISI :
1, 2, 3,…5,……10,……………….?

Bir kişi kaç defa kandırılır, aldatılır?
Üstelik bir devletin başı…
Maalesef, emperyalizmin bütün ödüllerini toplamış bir baş…
Saflık aldanması mı?
Zaruri aldanma mı?

Peki bu son mu?
Muhtemelen HAYIR!

Devamını Oku…

Temel sorun, anayasa mı?

Ülkemizde yaşanan sorunlar,

ANAYASA KAYNAKLI MI?
UYGULAMA KAYNAKLI MI?

Aşağıdaki Soruları
Evet –  İNANIYORUM
Hayır – İNANMIYORUM

  1. Ülkemizin Türk Milleti tarafından yönetildiğine, siyasilerin başka devletler, kişiler ve çevrelerin baskısı altında kalmadan Millet adına ülkeyi yönettiğine (*6),
  2. İşçi (Ya da İşsiz) Erdoğan’ın oğlu ile, Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlunun ülkemizde aynı ayrıcalıklara ve haklara sahip olduğuna (*10),
  3. Devlet makamlarının her ikisine de aynı şekilde ve eşit davrandığına (*10),
  4. Devletin, bütün vatan sathındaki insanlarımızı, vurguncu, tefeci, rantçı, üçkağıtçı ve eşkıyaya karşı yeterince koruduğuna (*19),
  5. İnsanlarımızın özel görüşmelerinin başkaları tarafından dinlenmediğine (*22),
  6. “Dindar Değilim” diyen bir vatandaşımızın, devlet veya hükumet yanlısı belediyede ihalesinde “Dindarım” diyen bir vatandaş kadar eşit şansa sahip olduğuna (*24),
  7. İnsanlarımızın düşüncelerini, ceza yemeden, mahkemeye düşmeden, Balyoz, Ergenekon gibi nedenlerle tutuklanmadan özgürce açıklayıp paylaşabildiğine (*25-26),
  8. Basının hür olarak ve sansür edilmeden çalışabildiğine, yazarlara baskı yapılmadığına (*28),
  9. Alın teri ile çalışan insanlarımızın, devletle iş birliği yapan TOBB, Ticaret Odaları kurumlarca/örgütlerce, devlet eli ile haraca bağlanmadığına (*33),
  10. İnsanlarımızın, önceden izin almadan ve devlet tarafından tartaklanmadan, su sıkılmadan, gaz püskürtülmeden, dövülmeden, yerlerde süründürülmeden fikir ve düşüncelerini açıklama hakkına sahip olduğuna (34),
  11. Suçluluğunuz kanıtlanmadan, aylarca veya yıllarca hapishanelerde tutulmayacağınıza (*38),
  12. Vatandaşların, özgürce ve dilediği kadar eğitim ve öğrenim hakkı olduğuna ve bunu özgürce kullanabildiğine (*42),
  13. Devletin, tarih, kültür ve tabiat varlıklarını koruduğuna ve korumak için tedbirler aldığına, (*63),
  14. Devletin, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı koruduğuna, desteklediğine ve sanat sevgisinin yayılması için gerekli tedbirleri aldığına (*64),
  15. Siyasilerin, ideolojilerini yaymak ve güç sağlamak için, gizli kaynaklardan para almadığına (*69),
  16. Vatan Hizmetinin her Türk’ün hakkı ve görevi olması için herkese eşit davranıldığına (*72 – *10),
  17. İnsanlarımızın vergilerini kendi mali gücüne göre ödediklerine (*73),
  18. Genel seçimlerde, yargı organlarının seçimlerini adil bir şekilde yönettiğine ve denetlediğine (*79),
  19. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, milletvekilleri ile onların yandaşları değil de bütünü ile Türk Milletini temsil ettiğine (*80),
  20. Hakimlerin ve savcıların tamamen bağımsız olduklarına (*138),
  21. Hakim ve savcıların görevlerini adaletle yerine getirmelerini engellemek için görevlerinden alınamadığına/alınmayacağına (*139),
  22. Cumhurbaşkanı’nın devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışması ile Anayasa’nın yazıldığı gibi uygulanmasını titizlikle gözettiğine (*104),
  23. Kanunların Anayasa’ya aykırı olamadığına/olmayacağına (*11),
  24. Diyanet İşleri Başkanlığının, Laiklik ilkesi doğrultusunda ve siyasi görüş ve düşüncelerden etkilenmeden, asıl görevi olan İnsanlarımızı KURANDAKİ İslam konusunda aydınlattığına (*5)

Devamını Oku…

Bir kimse başka bir kimseye neden teşekkür eder?
Kendisine sunduğu ve hoşnut olduğu kibar bir davranış için.

Bir kimse, başka bir kimseye neden ödül verir?
Kendisinin hoşuna giden ve olmasında büyük yararlar gördüğü  işlere büyük katkılar sağladığı için.

Bir devlet bir kişiye neden ödül verir?
Bu devletin yararına olan ÇOK BÜYÜK işlere ÇOK BÜYÜK katkılar sağladığı için…

Ödül veren Devlet,  iyi bir geçmişe sahipse, yapılan işlerin insanlık için de POZİTİF bir katkısı,
Emperyalist bir yapıya sahipse yapılan işlerin bu devlet açısından mutlaka POZİTİF ama
muhtemelen insanlık için ÇOK BÜYÜK bir NEGATİF katkısı vardır.

ÖDÜLLER :

2005 – TAYYİP ERDOĞAN – YAHUDİ CESARET ÖDÜLÜ

10 Haziran 2005 günü New York’taki ADL genel merkezinde gerçekleştirilen törende gerçekleşmişti.Başbakan Erdoğan: Yahudilerden “Üstün cesaret madalyası” (Amerikan Yahudi Kongresi – ‘Profiles in Courage’) aldı. Yahudi lobisi 104 yılda sadece 10 kişiye bu ödülü verdi.

Devamını Oku…

İçinde yaşadığımız topluma katkı sağlamak için ihtiyacımız, “İyi ahlaklı” (*1) olmaktır ve
Dünyadaki bütün dinlerin ortak bir yönü, toplumun iyi bir ahlaka sahip olmasıdır.

İyi veya kötü insan  kavramı insanların mesleklerinden, hobilerinden, çevrelerinden,
eğitim seviyelerinden, zenginliklerinden, siyasi görüşlerinden bağımsız bir kavramdır.

Aslında, dinlerin içeriğinin belki Yüzde doksanı, Empati (*2) demektir.
Bunlar da genel olarak, dostluk, sevgi, paylaşım, barış, israftan kaçınma,
başkalarıyla paylaşım, tüm canlıları, doğayı sevme ve koruma
yani,
“kendin için istediğini başkası için de yap veya istemediğini yapma” şeklindedir.

Geride kalan yüzde onu ise,
Yaratıcı bilgisi, yaratılış sebepleri,
bugün ve yarın hakkında bilgiler, dünyanın fani oluşu, Yaratıcıyı anma, şükretme
görülen ve görülmeyen hakkında bilgilendirme,
o toplumun örf, adet ve sosyal yapısında düzenlerdir.

Kısaca,;
Empati yüklü bir ruh,
her dininin emirlerinin/beklentilerinin  yüzde doksanını sağlamaktadır.

Barış,
Paylaşım,
Çevreyi koruma,
Doğa ve canlıları sevme,
Alçak gönüllülük,
Yardımseverlik,
vs.

Devamını Oku…

Türk Milleti ne Bekliyor?

 

Referandum değerlendirmesi:

AK Parti nasıl çalıştı? :
Sınırsız Para kaynağı, (Örtülü ödenekler ve nereden geldiği belli olmayan para)
Sınırsız Yandaş Gücü (Devletle iş yapan şirketler ve yandaş şirketler)
Sınırsız Devlet Yetkisi, (Devletin bütün kurumları, Kanun hükmünde kararnameler vs)
Sınırsız Belediye Kaynakları
Sınırsız Medya Kaynakları (parasız 1-2 televizyon ve gazete dışında bütün medya)
Sınırsız Yandaş veya Kiralanmış eleman ve
Sınırsız Kumanya ve erzak dağıtımı ile
DÖRT BAŞI MAMUR BİR ÇALIŞMA YAPTILAR.

Türk Milleti nasıl çalıştı?
Tamamen kendi ceplerinden harcama yaparak,
referandumun riskini Türk Milletine anlatmak için seferber oldu.

Sonuç:
Görünürde Yüzde 50- yüzde 50.
Ama gelişmelerden anlaşılıyor ki, REFERANDUMUN SONUCU,
çeşitli hileler ve yalnızca %1 farkla İktidar partisi lehinde çıkartıldı.

  

 

Hileli seçim:

Referandumun, hileli bir seçim olduğu gün gibi ortada.
Bu işin içerisinde bir taşla iki kuş vurmayı hedefleyen büyük bir tuzak var.

Birincisi;
AK Partiye referandumu kazandırmak ve yapılabilirse planlanan hedefe yani ülkeyi bölmeye doğru yola devam etmek.

İkincisi ise,
12 Eylül 1980 öncesi de gördüğümüz gibi, insanları sokaklara dökerek iç savaşa sebep olabilecek ortamlar yaratabilmek. Bilindiği gibi o dönemde, sonraki döneme geçişi kolaylaştırmak yani,12 Eylül darbesini hızlandırmak için yaratılmış bir sağ-sol çatışması, o da yetmezmiş gibi aynı grupların bir gece sağcıların kahvesini, ertesi gün de solcuların kahvesini kurşunlamaları gibi büyük çalışmalar yaptıkları bile görmüştük.

 

Bir zamanlar oldukça YÜKSEKLERDE olduğu için kimseniz erişemediği ve bu nedenle
bütünüyle BAĞIMSIZ olarak çalışan bu kurum özellikle son 15 yıldır AK Parti ve FETÖ
çalışmaları ile yükseklerden indirilerek alçaltılmış ve bağımsızlığını tamamen kaybetmiştir.
Yapılmış olan referandum sonrasında açıkça görülmektedir ki,
Yüksek Seçim Kurulunun adı da artık, aşağıdaki gibi değiştirilebilir.
GÜÇLÜ OLANIN RAHATÇA MÜDAHALE EDEBİLDİĞİ BİR KURUM…

Devamını Oku…

Hiçbir şey yoktan var, vardan yok olamaz.

Kazanım için üretim ve alın teri dökülmeyen bir ortamda,
Birileri çok kazanıyorsa, Birileri mutlaka kaybediyordur.
Bu durum zamanında bir gecede iki katına çıkarılan Dolar’da
Kaybedenler ve kazananlara çok benzer bir durumdur.
Hükumetten tüyoyu alıp, bütün paralarını o gece dolara çeviren hırsızlar ile
Belki o gün bir nedenle Dolar bozduran gariban kaybedenler gibi…

Şimdi Başkanlık yarışı var

Devletin başı çıkmış haykırıyor…
Bizim gibi icraatlar yapan bir hükumet var mı?
Bu soru bu kadar kısa zamanda yanıtlanacak bir soru değil?
Gördüğün, göründüğü gibi olmayabilir.
İnsanlarımız gün geçtikçe daha da cahilleştiriliyor.

Hükumet her kurum üzerinde baskı üzerine baskı yaratmış durumda.
Devletin denetleme mekanizmaları ve devlet kaynakları özel’e tahsis edilmiş.
Devletin gelirleri sınırsızca parti desteği için harcanıyor.
Devletin yayın kuruluşu dahil yüzlerce medya kuruluşu Hükumete çalışıyor.
Yargı devre dışı bırakılmış, adaletten haber yok

Biri bana söylesin şimdi.
Devletin herhangi üst düzey bürokratı:
Erdoğan ve ailesi ve yakınları ve kodamanlarından herhangi biri ile
çok değerli bir arsa probleminiz olduğunu ve
Yüzde yüz haklı olduğunuzu varsayın…
Adalet sizin adınıza çalışır mı?

AK Partili biri, üstelik okumuş olanı çıkmış:

Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Arı,
okuma oranı arttıkça kendisine afakanlar bastığını, cahil,okumamış
halka daha çok güvendiğini belirtiyor ayrıca
,
daha çok cahil ve okumamış tahsilsiz kesimin ferasetine
(anlayış-sezgi) güveniyorum bu ülkede
” 
diyor.

Bu şekilde düşünen birinin ülkeden bile kovulması gerekirken atanıyor. Nereye?
YÖK Yüksek Öğretim Kurulu’na…
Hangi Görevle?
Denetleme üyeliği…

Yani bu bizlere açıklamış olduğu engin bilgisi ve tecrübesiyle,
Bir de denetleyecek…
Kimi?

ALLAH KORUSUN…

Devamını Oku…

Recep Tayyip Erdoğan : “Yalan Söyleyenden Başbakan olmaz.”
(Mart 2013)

Kendisiyle çelişen;
Bir tarafı doğru söylerken,
Diğer tarafı doğru söyleyemeyen / söylettirilmeyen bir siyasetçi…

Düşünün babanızın oğlu olsa,
bu kadar çelişkili,
doğru ve yanlışı bir arada kullanan,
Yüz seksen derece gelgitleri olan bir kişiye; Kendisini çok sevseniz,
Çok oturaklı görseniz bile nasıl güvenebilirsiniz?

Bu iş küçük bir mahalle bakkalının ticareti değil,
Bu büyük bir Milletin geleceğidir.

Dikkatle İzleyin / İzletin…

Her zaman biri doğruyu, biri yanlışı söyleyen 

İKİ BAŞBAKAN…

PROBLEM : AYNI BEDENDE OLMASI…

Devamını Oku…

2017-03-21_Hayırdiyenteröristtir

AK Parti’de kazanmak için her şey yapılır.
Sebepleri tartışılabilecek büyük bir hırs var.
Olayları saptırmak, saldırmak, kavga, öfke
Hatta açık yalan var.
Sanki şu anda düşman belledikleri ile
sarmak dolaş gezdikleri günleri
bir anda unutmak, unutturmak var.
Tüm bunları yaparken, adaleti, hakkı, hukuku
kolayca gözardı etmek;
Hatta tüm bunları yaparken,
Allah’an bile korkmamak var…
————————————
Bu bir seçimdir.
Hak ile batıl,
demokrasi ile oligarşi arasında.
Şimdi Türk Milletinin büyük bir kesimini
kendilerinin kanka oldukları hiçbir dönemde
onlarla ASLA dost olmamış, her fırsatta hükumetlere
olayın ciddiyetini anlatmış,
Onlarla bilfiil savaşmış insanları
PKK ve FETÖ ile aynı kefeye koymaya çalışmak;
büyük bir sorumsuzluk, insafsızlık, haksızlık ve
Allah’sızlıktır.

Tüm bunların özeti şudur:
Tamamı ile onların fikrinden bile olsan, yarın yine ve her an
düşman ilan edileceksin. “Ne istediler de yapmadık” dedikleri
ve her konuda onları destekleyerek devletin her kurumuna soktukları kişilerle düşman oldukları gibi…

Demokrasi bizlere Allah’ın bir lütfudur.
Toplum bireylerinin kanunlarla korunması,
Mala, paraya bakılmaksızın kanun önünde herkesin eşit olması demektir.
Kendinden olmayan bireyleri kolaylıkla karalayan bir yönetim kuşkusuz, FETÖ operasyonları ile,
yalnızca kendilerine karşı olduğu için bir çok masum insanın canını yakmaktan da asla çekinmeyecektir. 2 x 2 = 4
Unutmayalım ki, canı yanan masumlar yarın sen veya ben olacağız.
Bu nedenle;

Bu zihniyetlere AÇIKÇA HAYIR!

Diyanetim Benim…

17.03.2017

Diyanet İşleri Başkanlığını tanıyalım…
Ama
“Kaç tane cami var?

Kaç tane personel var?
Bütçe ne kadar?
Kaç tane Bakanlığın bütçesine denk bir bütçe?
Ve paralar nerelere harcanıyor?”
gibi sorularının ötesinde,

Olayın özüne bakmaya çalışalım Çünkü,
Bu iş, hem Türkiye hem de
bütün Müslüman alemi için son derece kritik bir konudur.
Gerçekten Allah’ın izinde mi yoksa
Hükumetlerin peşlerine takılmış ve
Sallabaş olmuş bir kurum haline mi gelmiştir?

Diyanet İşleri Başkanlığı KİMDİR?

Kuruluş tarihi :
3 Mart 1924 tarihinde, Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle

429 sayılı kanunla Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı’na bağlı bir teşkilat olarak kurulmuştur.

Amacı : Cami mescit açılışı izinleri vermek, namaz vakitleri, usulüne uygun hac, tesis kurmak.
araştırmalar yapmak vs gibi şekilsel işler dışında
yalnızca 1 temel amacı vardır. O da 

Din konusunda toplumu aydınlatmaktır.

Hangi din konusunda?

Kuşkusuz İslam Dini, yani Kuran’da ne yazıyorsa o…

Nasıl bir aydınlatma?
İslam Dininin Kuran’da yazıldığı gibi uygulanması,
Hurafelerden, yanlış örf ve adetlerden temizlenmesi veya
bunları engellenmesi…

İşte bu…

——————————————————-

Kritik sorular şunlardır:

Tüm bu konularda Diyanet ne yapıyor?
Halkı toplumu nasıl aydınlatıyor veya aydınlatacak?
Aydınlatmada rol oynayacak kişiler, yeteri kadar aydın mıdır?

Şu an dünyamız büyük bir sınavın eşiğinde.
Orta Doğu ve dünyanın büyük bir bölümü kan içerisinde;
Üstelik bu ülkelerin neredeyse tamamı Müslüman…
Bu konularda toplumun aydınlatılması için
Diyanet İşleri Başkanlığı ne işler yapıyor?

Devamını Oku…

DEMOKRATİK BİR ALTYAPI SAĞLANMADAN,
DEMOKRATİK BİR SEÇİMDEN SÖZ EDİLEMEZ…


Bir vatandaşımız diyor ki :
“Üniversitede öğrenciydim. Yıl 1977…
Üniversiteler çok sıcak ve endişeli günler yaşamakta. Sağ sol çaltışmaları ve bunun ötesinde sol içerisinde kendisi ile çatışmakta olan onlarca farklı grup / farklı ideolojiler var.

Ders yapmakta iken çoğu zaman dersanenin kapısı tıklanmadan açılır, birileri içeri dalar ve öğrencileri kendi istekleri dışında adeta sürerek miting yapmaya götürür. Öğrencilerin tamamı çember altındadır ve gruptan ayrılmalarına hatta tuvalete gitmelerine bile izin verilmez.

Sağ veya sol olmasına bakılmaksızın bu gençlerin çoğunda belki cüzdan yoktur ama ceket altında sizlere gösterdikleri bir silah mutlaka vardır. Mesaj ise oldukça açık : “Ya dediğimi yaparsın ya da dediğimi yaparsın.“… Ne özgürlük ama…

Yer ise Ankara, BAŞKENT…
Genelkurmay ve Meclisten yalnızca 5 kilometre uzakta bir üniversite.
İstemediğin
kadar asker, polis, vekil, nistepen eğitimli bir halk…
Sizin ise, yürüyüşlere katılmamak, başkası
tarafından belirlenen iş bitmeden, jandarmaya veya polis taşlamadan, son perdeden slogan atmadan gruptan ayrılma şansınız yok…”

Şimdi basit bir analoji ile karşılaştıralım :
Ya Doğu Anadolu, Güney Doğu Anadolu?
Ortalarda otomatik silahlarla dolaşan militanlar;
Hükümet desteği ile bir devlet kurmaya çalışanlar;
Emperyalizm tarafında yıllarca beslenmiş ve halen de beslenen çeteler;
İnsanların çocuklarını zoraki dağa kaldırıp, devlet ile savaştıranlar…
Tek amaçları ise burada kendileri lehine görünür sonuçlar almaya çalışmak…
Ve Devlet? HİÇ YOK !

Burada yapılacak seçimlerin yeterince demokratik olduğuna inanmak mümkün mü? Hayır !
“Silahlı” ne dilerse, oylar o şekilde çıkacak…

ADI “Demokrasi” olan sistem, gerçekten bir demokrasi mi?

DEMOKRASİ :
Demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını
şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir.

OLİGARŞİ :
Oligarşi, sadece belirli bir grubun bir ülkeyi yönetmesiyle ortaya çıkan bir
yönetim biçimidir.

Devamını Oku…

Kime oy verelim?

06.03.2014

Kime oy verelim?

2014-03-05_KaranlıkGüçBaşbakan’ının bile hırsızlığı ayyuka çıkmış bir partiden kurtulmayı mı hedeflemeliyiz yoksa, Muhalefet partilerinden birini iktidara / başarıya taşıyınca tüm işlerin düzeleceğini mi ümit etmeliyiz? Veya ilk olarak mahalli seçimlerde AKP kaybedecek olursa caddelere çıkıp, bayram yapıp göbek mi atmalıyız?

Şimdi yıllarca AK Parti’den desteklerini esirgemeyen yazar ve zengin birdenbire
neredeyse VATANSEVER oluverdiler ve başka hesaplar yapılmaya başlandı.
“Şu bölgede oyunuzu MHP’ye verin, Şu şehirde CHP’yi destekleyin. Oylarınızı bölmeyin. Yeter ki AK Parti kazanmasın.”… Oysa büyük belediyelerin çoğu AK Parti’den çok önce; neredeyse Selamet Partisi zamanından beri aynı adamlar ve aynı zihniyet tarafından yönetilmekte.

Soru şu :

CHP veya MHP kazandığında, sorunlar çözülecek mi, rantlar azalacak mı?
Bu iki meclisteki parti, TÜRK HALKI’nın sokaklarda olduğu o önemli zamanlarda
BU Halkın ne kadar arkasında oldular? Ülke açık açık bölünürken, anayasal haklar
açıkça gasp edilirken ne kadar sokağa inebilme cesaretine sahip oldular. Bu partiler
Bu Millete ne kadar yakışıyor?

Muhalefet partilerimizi tanıyalım (Makaleler için Tıklayınız) :
“Diyelim AKP Gitti…”

“Sonar Anket Yapmış(MIŞ)…”

“Muhalefet Olmayı Hatırlamak…”

“Türk Ulusu’na gereken, öncelikle “karakterli” bir MUHALEFET…”

Devamını Oku…

Forbes Türkiye’nin en zenginlerini açıkladı Forbes’ın “En zengin 100 Türk”sıralamasına göre, Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk 3 milyar 400 milyon dolarlık servetiyle ilk sırada yer aldı.

Ekonomik büyüme 2012’de ivme kaybetmesine rağmen milyarder sayımız artmaya devam ediyor. Son bir yılda Türkiye’de ilk 100’e giren zenginlerin toplam servetinde önemli artış yaşanırken dolar milyarderi sayısı ilk kez 44’e çıktı.

FORBES Türkiye dergisinin bu yıl sekizincisini hazırladığı “En Zengin 100 Türk” listesine göre, listeye giren zenginlerin toplam serveti 117,85 milyar dolara yükselirken milyarder sayısı 44 oldu. Geçen yıl açıklanan ilk 100’de 34 milyarder yer alıyordu, toplam servet de 95 milyar dolardı.

2013-12-26_DolarMilyarderleri

Oysa,
AKP İktidarı ile yalnızca belli çevrelerin zenginliğine zenginlik kattığı bu ÜLKE,
Her kötü uygulamadai Avrupa ve dünyada liderliği kimseye kaptırmıyor.

2013-12-31_DolarMilyarderleri_7sırada

Devamını Oku…

Diyelim ki yarın İktidar Partisi gitti,
Toz oldu veya birden bire buharlaştı.
Bir sonraki gün Ne olacak?

“B” veya “C” planın  hazır mı?
Yerine kim gelecek?
Sorun, Gelecek kişilerin kim olduklarında mı?
Yani, İktidar yaşlanmış ve iktidarını kaybetmişse,
Yerine aport için bekleyen,
Mevcut Muhalefet partilerinden birini mi seçmeli?
Veya Başka bir parti kurup onu mu desteklemeli?
Ya da Allah’tan bir mucize mi beklemeli?

2013-07-19_UğurMumcu_900x900

Devamını Oku…

Sonar Anket yapmış ve şu an seçim yapılsa seçim sonuçları
ne olurdu konusuna açıklık getirmiş.

Başlık şöyle : “AKP, Sonar anketinde de düşüşte!”

Sonar Araştırma Şirketi, Gezi olaylarından sonra
gerçekleştirdiği ilk seçim anketinin sonuçlarını açıkladı.
19.07.2013 20:57

Sonar’a göre, bugün seçim olsa AKP 6 puan kaybederek
yüzde 44.1 oranında oy alacak. Araştırma sonuçlarına göre
CHP yüzde 28.23, MHP yüzde 16.3 oy oranına sahip. BDP
yüzde 6.4 ile dördüncü sırada, Saadet Partisi ve İşçi Partisi
ise yüzde 2 bandında.

Kararsızlar ve görüş belirtmeyenler orantısal olarak dağıtılmadan
önce AKP yüzde 41.13, CHP yüzde 26.33 ve MHP yüzde 15.20
oranında gözüküyor. Sonar’ın son yıllarda yaptığı araştırmalardaki
karşılaştırmalara göre 2010 yılından sonra yüzde 52′lere ulaşan
AKP 6-7 puan kaybetmiş, CHP 2012 yılında bir miktar puan
kaybettikten sonra bu sene tekrar oylarını arttırmaya başlamış,
MHP ise 2010 yılından beri sürekli oylarını artırmış görünüyor.

BDP henüz yüzde 10 barajını aşamamış olsa da, yüzde 7 civarında
oylarını konsolide etmiş görünüyor.


Devamını Oku…