Archives For Din

AKIL

14.02.2020

Türk Milletinin aklı çalındı.
Yeni değil, yüzyıllar önce.
Dili Türkçe olan insanlara, Arapça bir “din” üretildi, diretildi;
Bir sürü mazeret sunularak…
“AKIL” arka plana alındı, “Cehalet” ön plana…

İnsanlar Kuran’ı Arapça olarak okudu, okudu.
Bir “Yusuf” hikayesini anlamadı,
Kölelikten, Firavunun baş yardımcılığına kadar uzanan uzun yolu…
Davut’u anlamadı,
Oğlu Süleyman’ı, onun güçlerini.
Melike Belkıs’ı, haberci Hüdhüd isimli kuşu
Bir Karıncanın “Aman dikkat! Süleyman’ın ordusu bilmeden sizi ezmesin” serzenişini;
Musa’yı anlamadı. Bir asa darbesi ile o kocaman denizin ortadan ikiye yarılışını.
İsa’yı, annesi olan o mükemmel insan Meryem’i,
Zekeriya ve Yahya’yı anlamadı
Muhammed’i anlamadı.
Cehaletin; inanca, ahlaka, dürüstlüğe ve güce dönüşümünü…
İblis’i ve onun çeşit çeşit tuzaklarını hiç anlamadı…

En önemlisi ise,
Rab’bin tüm alemlere olan seslenişini anlamadı.
Yaratılışı, yaşamı, ölümü, kelebek süreci kadar kısa olan hayatı.
Paylaşımı, sevgiyi, övgüyü, tehdidi, Cenneti, Cehennemi
Ve Yaratan’ın sınırsız güç ve kudretini anlamadı.

“Sonra buhar / duman halindeki göğe yöneldi de ona ve yerküreye şöyle seslendi: “İsteyerek veya istemeyerek gelin.” Onlar şöyle dediler: “İsteyerek geldik.”. Böylece onları, iki günde yedi gök halinde takdir edip her göğe kendi iş ve oluşunu vahyetti. Ve biz, arza en yakın göğü kandillerle ve bir korumayla donattık. İşte bunlar Aziz ve Alim olanın takdiridir.
– Fussulet S. 11-12

Okudu ve okumaya devam etti yüzyıllar boyu ve
Okuyup anlamamaya bir anlam katmaya çalıştı…

Beş vakit namaz kıldı,
Arapça sureleri okuyarak
Ama hiçbirinin anlamını bilemedi.
Bu arada okuduklarını doğru telaffuz edebildi mi?
Muhtemelen hayır
Çünkü Arap değil, bir Türk’tü

Sonra
Kıyamet borusu üflendi, iki kere peş peşe
Hesap vakti geldi, sorgulama başladı.
Gördü ki, doğru bildiği çok şey hatalı veya yanlış.
Geriye dönmekse artık mümkün değil.

SORGULAMA GÜNÜ:

Dedi: “Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir.” – Enfal S. 22
Dediler: “Neyi yanlış yaptık?”

Dedi: “Çoğu şeyi”
Dediler: “Biz bunların hep doğru olduğunu düşünmüştük.”

Dedi: “Neden?
Dediler: “Atalarımızı böyle bir yolda bulduk ve onlara uyduk”
Dediler: “Onlar sürekli ibadet ederlerdi, namazlarını oruçlarını hiç aksatmazlardı.”
Dediler: “Onların doğru yol üzerinde olduğunu düşünmüştük.”

“Bir iğrençlik yaptıklarında şöyle derler: “Atalarımızı bu hal üzere bulmuştuk. Yani Allah emretti bize bunu.” De ki: “Allah, edepsizliği / iğrençliği emretmez. Allah hakkında, bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?””- Araf S. 28
“Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun” dendiğinde: “Hayır! Biz, atalarımızı üzerinde bulunduğumuz şeye uyarız.” derler. Peki, ataları bir şeye akıl erdiremiyor, doğruya ve güzele ulaşamıyor idiyseler!..” – Bakara S. 170

Dedi:” Sizlere gönderilen Kitap’ı hiç okumadınız mı?”
Dediler: “Okuduk hatta çok okuduk ama anlamadık”

Dedi: “Neden”
Dediler: “Çünkü O Arapça bir kitaptı ve biz Arapça bilmiyorduk.”

Dedi: “Bu yüzden mi, “Yap” dediğim şeyi yapmadınız ve “Yapma” dediğim şeyleri pervasızca yaptınız”
Dedi: “Peki! Sizin lisanınıza aktarılmış olan Kitap yok muydu?”
Dedi: “Örneğin İbranice yazılmış İncil’i, dili farklı olan her millet kendi lisanı ile okurken siz neden bu yolu izlemediniz?”

Dediler: “Düşünemedik, aslında aldatıldık. Sanırız, Arapça dilinin, Kitap’ın kendisinden daha kutsal olduğunu ve bizleri Kitap hakkında bilgilendirenlerin doğruları söylediklerini varsaymıştık.”
Dediler: “Eğer söz dinleseydik yahut aklımızı çalıştırsaydık şu çılgın ateşin dostları arasında olmazdık.” – Mülk S. 10

Anlatılan bu öykü,
Hiç Fransızca bilmeyen birinin, Victor Hugo’nun Sefiller (Les Misérables) isimli romanının Fransızca olan orijinal versiyonunu okumasından ve anlamamasından daha farklı bir şey değildir…

Konu Allah’ın mesajları olunca, onları anlamadan okumak çok büyük bir bilgisizlik, akıl kayması, cahillik ama en önemlisi Allah’a yapılmış en büyük saygısızlıktır.

ÖNCE AKIL! ÖNCE DÜŞÜN !

Kim neden, kutsal kitabın anlayarak okunmasını istemiyor olabilir?
İnsanlarımız Allah’ın mesajlarını anlayarak okursa, neler daha farklı olabilir?

“…Ve Kuran’ı ağır ağır, düşüne düşüne oku…” – MÜZZEMMİL S. 4

Kuran böyle bir mesajı ayet olarak açıklarken,
bir insan, anlamadığı bir mesaj hakkında nasıl düşünebilir?

Tüm bunları ince ince düşünmek lazım değil mi?
Belki de yaşanılan tüm bu olayların temelindeki en büyük sorun budur.

Bakınız : “Kuran’daki Kuran”

“Allah’ın izni olmadıkça hiçbir benlik iman edemez. Allah, pisliği/uğursuzluğu/azabı, aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.” – Yunus S. 100

“Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir.” – Enfal S. 22

“Aklınızı işletmeniz ümidiyle Allah, ayetlerini size böyle açıklıyor.” – Bakara S. 242

“Andolsun ki, resullerin hikayelerinde, aklını ve gönlünü çalıştıranlar için bir ibret vardır. Bu Kur’an, uydurulacak bir hadis / bir söz değildir; aksine o, kendinden önceki vahyi tasdik eder, herşeyi ayrıntılarıyla gösterir. İnanan bir topluluk için de bir kılavuz ve rahmettir.” – Yusuf S. 111

“Biz, görevlendirdiğimiz her resulü ancak kendi toplumunun diliyle gönderdik ki, onlara açık-seçik beyanda bulunsun. Bunun ardından Allah dilediğini saptırır, dilediğini de iyiye ve güzele kılavuzlar. Aziz’dir, Hakim’dir O…” – İbrahim S. 4

“Biz onu sana, aklınızı çalıştırasınız diye, Arapça bir Kur’an olarak indirdik.” – Yusuf S. 2

“Biz onu akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an yaptık.” – Zühruf S. 3

“Biz o Kur’an’ı senin dilinle / senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alabilsinler.” – Dühan S. 58

AKIL VE AKLIN KULLANILMASININ GEREKLİLİĞİ İLE İLGİLİ DİĞER AYETLER

BAKARA SURESİ
“……….. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” – 44. ayet
“……….. Allah’a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.” – 66. ayet
“……….. Size ayetlerini gösteriyor ki, aklınızı işletebilesiniz.” – 73. ayet
“……….. Aklınızı işletmeyecek misiniz?” – 76. ayet
“……….. aklını işleten bir topluluk için sayısız izler-işaretler-ibretler vardır.” – 164. ayet
“……….. Peki, ataları bir şeye akıl erdiremiyor, doğruya ve güzele ulaşamıyor idiyseler!..” – 170. ayet
“……….. Bu yüzden akıllarını işletemez onlar.” – 171. ayet
“……….. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının.” – 197. ayet
“Aklınızı işletmeniz ümidiyle Allah, ayetlerini size böyle açıklıyor.” – 242. ayet
“……….. Eğer iman sahipleri iseniz, bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” – 248. ayet
“……….. Gönlünü ve aklını çalıştıranlardan başkası düşünüp anlayamaz.” – 269. ayet

ALİ İMRAN SURESİ
“……….. Gönül ve akıl sahiplerinden başkası gereğince düşünemez.” – 7. ayet
“……….. İşte bunda, gözleri olanlar için gerçek bir ibret vardır.” – 13. ayet
“……….. aklını ve gönlünü işletenler için çok ibretler vardır.” – 190. ayet
“Aklı ve gönlü işletenler o kişilerdir ki, ……….” – 191. ayet

NİSA SURESİ
“Kur’an’ı iyice okuyup düşünmüyorlar mı? ……….” – 82. ayet

MAİDE SURESİ
“……….. Çünkü onlar akıllarını işletmeyen bir topluluktur.” – 58. ayet
“……….. O halde, ey akıl ve gönül sahipleri! Allah’tan korkun ki kurtuluşa erebilesiniz.” – 100. ayet
“……….. ve çoğu da akıl erdiremiyor.” – 103. ayet

EN’AM SURESİ
“……….. Hala aklınızı işletmeyecek misiniz?” – 32. ayet
“……….. Hala düşünmüyor musunuz?” – 50. ayet
“……….. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır.” – 99. ayet
“… Allah size bunları önerdi ki, aklınızı işletebilesiniz.” – 151. ayet

A’RAF SURESİ
“Bir kitaptır bu; sana indirildi, onunla uyarıda bulunasın diye ve inananlar için bir öğüt ve düşündürme olarak ……….” – 2. ayet
“……….. Düşünüp ibret almanız umuluyor.” – 57. ayet
“………. Hala aklınızı işletmeyecek misiniz?” – 169. ayet

ENFAL SURESİ
“Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir.” – 22. ayet

YUNUS SURESİ
“………. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?” – 16. ayet
“………. Derin derin düşünen bir topluluk için ayetleri böyle detaylandırıyoruz biz.” – 24. ayet
“………. Hele bir de akıllarını kullanmıyorlarsa!” – 42. ayet
“………. Hele kalp gözleriyle de görmüyorlarsa!” – 43. ayet
“………. Hiç kuşkusuz bunda, dinleyecek bir topluluk için ibretler vardır.” – 67. ayet
“Allah’ın izni olmadıkça hiçbir benlik iman edemez. Allah, pisliği/uğursuzluğu/azabı, aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.” – 100. ayet

HUD SURESİ
“………. Hala düşünmüyor musunuz?” – 30. ayet
“………. Hala aklınızı çalıştırmayacak mısınız?” – 51. ayet
“………bunda elbette ki ibret vardır……….” – 103. ayet

YUSUF SURESİ
“Biz onu sana, aklınızı çalıştırasınız diye, Arapça bir Kur’an olarak indirdik.” – 2. ayet
“………. Hala akıllarınızı kullanmayacak mısınız?” – 109. ayet
“Andolsun ki, resullerin hikayelerinde, aklını ve gönlünü çalıştıranlar için bir ibret vardır. Bu Kur’an, uydurulacak bir hadis / bir söz değildir; aksine o, kendinden önceki vahyi tasdik eder, herşeyi ayrıntılarıyla gösterir. İnanan bir topluluk için de bir kılavuz ve rahmettir.” – 111. ayet

RA’D SURESİ
“………. Bütün bunlarda aklını çalıştıran bir topluluk için elbette ki ibretler vardır.” – 4. ayet
“………. Sadece aklı ve gönlü işleyenler düşünüp ibret alır.” – 19. ayet

İBRAHİM SURESİ
“Biz, görevlendirdiğimiz her resulü ancak kendi toplumunun diliyle gönderdik ki, onlara açık-seçik beyanda bulunsun. Bunun ardından Allah dilediğini saptırır, dilediğini de iyiye ve güzele kılavuzlar. Aziz’dir, Hakim’dir O…” – 4. ayet
“………. Allah insanlara böyle örnekler verir ki, düşünüp ibret alabilsinler.” – 25. ayet
“İşte bu, onunla uyarılsınlar, Allah’tan başka ilah olmadığını bilsinler, aklı ve gönlü işleyenler de ibret alsınlar diye, insanlara yöneltilmiş bir tebliğdir.” – 52. ayet

HİCR SURESİ
“Hiç kuşkusuz bunda, işaretlerden anlam çıkaranlar için ibretler vardır.” – 75. ayet
“İnananlar için bunda elbette bir ibret vardır.” – 77. ayet

NAHL SURESİ
“………. Hiç kuşkusuz, bunda, derin derin düşünen bir toplum için gerçek bir mucize vardır.” – 11. ayet
“………. Bütün bunlarda aklını çalıştıran bir topluluk için elbette ibretler vardır.” – 12. ayet
“………. Bütün bunlarda, düşünüp ibret alacak bir toplum için elbette bir mucize vardır.” – 13. ayet
“Yaratan, yaratmayana benzer mi? Hiç düşünmüyor musunuz?” – 17. ayet
“………. Sana da bu Zikir’i / Kur’an’ı vahyettik ki, kendilerine indirileni insanlara açık-seçik bildiresin de derin derin düşünebilsinler.” – 44. ayet
“………. İşte bunda, aklını işleten bir topluluk için kesin bir mucize vardır.” – 67. ayet
“Şu bir gerçek ki Allah; adaleti, iyi ve güzel davranmayı, akrabaya vermeyi emreder. Tüm pisliklerden / edepsizliklerden, kötülükten, azgınlık-doymazlık ve kıskançlıktan yasaklar. Düşünüp ibret alırsınız ümidiyle size öğüt veriyor.” – 90. ayet

İSRA SURESİ
“Biz, gerçeği, Kur’an’da türlü biçimlerde ifade ettik ki, düşünüp anlayabilsinler……….” – 41. ayet
TAHA SURESİ (20/45)
“………. Kuşkusuz bunda, aklı başında insanlar için ibretler vardır.” – 54. ayet
“………Akıl sahipleri için bunda elbette ibretler vardır.” -ğ 128. ayet

ENBİYA SURESİ
“………. Hala aklınızı çalıştırmayacak mısınız?” – 10. ayet
“……….Siz hala aklınızı kullanmayacak mısınız?” – 67. ayet

HAC SURESİ
“Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki olanları düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun. Gerçek şudur ki, gözler kör olmaz, fakat asıl göğüslerin içindeki kalpler kör olur.” – 46. ayet

MÜMİNUN SURESİ
“………. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?” – 80. ayet
“………. Hala düşünüp ibret almıyor musunuz?” – 85. ayet

NUR SURESİ
“………. Ve içinde açık-seçik ayetler indirdik ki, düşünüp ders alabilesiniz.” – 1. Ayet
“………. Gözleri olanlar için bunda elbette bir ibret vardır.” – 44. ayet
“………. Allah size ayetleri işte böyle ayan-beyan bildiriyor ki, aklınızı çalıştırabilesiniz.” – 61. ayet

ŞUARA SURESİ
“Bunda elbette bir ibret vardır ama onların çoğu inanmış kimseler değildi.” – 67. ayet

NEML SURESİ
“………. Hiç kuşkusuz bunda, ilmi kullanan bir topluluk için kesin bir ibret vardır.” – 52. ayet

KASAS SURESİ
“………. Hala aklınızı işletmeyecek misiniz?” – 60. ayet

ANKEBUT SURESİ
“Yemin olsun biz o kentten, aklını işleten bir topluluk için geriye apaçık bir işaret bıraktık.” – 35. ayet
“Bunlar bizim, insanlara verdiğimiz örneklerdir. Ancak ilim sahiplerinden başkasının aklı onlara ermez.” – 43. ayet
“………. Fakat onların çoğu aklını işletmiyor.” – 63. ayet

RUM SURESİ
“………. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” – 21. ayet
“………. Bunda, ilim sahipleri için elbette ibretler vardır.” – 22. ayet
“………. Bunda, işitebilen bir toplum için elbette ibretler vardır.” – 23. ayet
“………. Bunda, aklını işleten bir topluluk için elbette mucizeler vardır.” – 24. ayet
“………. İşte biz, aklını işletecek bir topluluk için ayetleri böyle açık açık sıralıyoruz.” – 28. ayet

SECDE SURESİ
“………. Hala düşünüp ibret almayacak mısınız?” – 4. ayet
“………. Kuşkusuz, bunda ibretler vardır. Hala işitmiyorlar mı?” – 26. ayet

FATIR SURESİ
“………. Kulları içinde, Allah’tan ancak bilginler ürperir……….” – 28. ayet

YASİN SURESİ
“………. Aklınızı hiç işletmiyor musunuz?” – 62. ayet
“………. Hala akıllarını işletmiyorlar mı?” – 68. ayet

SAFFAT SURESİ
“Düşünüp taşınmaya çağırıldıklarında düşünmüyorlar.” – 13. ayet

ZÜMER SURESİ
“………. işte bunlardır, akıl ve gönül sahipleri.” – 18. ayet
“………. İşte bunda, akıl ve gönül sahipleri için mutlak bir ibret var.” – 21. ayet
“Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlara her türden örnekler verdik ki düşünüp öğüt alabilsinler.” – 27. ayet
“………. Bunda, iyice düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” – 42. ayet
“Yoksa Allah’tan başka şefaatçılar mı edindiler? De ki: “Onlar hiçbir şeye sahip olmayan / hiçbir şeye gücü yetmeyen, aklını da işletmeyen varlıklar olsalar da mı?” – 43. ayet

MÜ’MİN SURESİ
“Akıl ve gönül sahipleri için bir yol gösterici, bir hatırlatıcıdır O.” – 54. ayet
“………. Tüm bunlar, belirlenen bir süreye ulaşasınız ve aklınızı işletesiniz diyedir.” – 67. ayet

ZÜHRUF SURESİ
“Biz onu akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an yaptık.” – 3. ayet

DÜHAN SURESİ
“Biz o Kur’an’ı senin dilinle / senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alabilsinler.” – 58. ayet

CASİYE SURESİ
“………. aklını çalıştıran bir topluluk için izler, işaretler vardır.” – 5. ayet
“………. Bunda, derin derin düşünen bir topluluk için elbette ibretler vardır.” – 13. ayet
“………. Hala düşünüp ibret almıyor musunuz?” – 23. ayet

MUHAMMED SURESİ
“Peki bunlar, Kur’an’ın anlamını inceden inceye düşünmüyorlar mı? ……….” – 24. ayet

ZARİYAT SURESİ
“Yeryüzünde ayetler vardır görürcesine bilenler için.” – 20. ayet
KAMER SURESİ (54/37)
“………. Yok mu araştırıp öğüt alacak?!” – 15. ayet
“………. Fakat düşünen mi var?!” – 17. ayet
“………. Fakat düşünen mi var?!” – 22. ayet
“………. Fakat düşünen mi var?!” – 32. ayet
“………. Fakat düşünen mi var?!” – 40. ayet
“………. Fakat düşünen mi var?” – 51. ayet

VAKIA SURESİ
“………. Peki düşünüp ibret alsanız olmaz mı?” – 62. ayet

HADİD SURESİ
“………. Ayetleri size açık-seçik bildiriyoruz ki, aklınızı işletebilesiniz.” – 17. ayet

HAŞR SURESİ
“………. Artık ibret alın, ey gözleri olanlar!” – 2. ayet
“………. çünkü onlar akıllarını işletmeyen bir topluluktur.” – 14. ayet

MÜLK SURESİ
“Ve derler ki: “Eğer söz dinleseydik yahut aklımızı çalıştırsaydık şu çılgın ateşin dostları arasında olmazdık.” – 10. ayet

BU KADAR AYETTEN SONRA, BATIL GELENEK GÖRENEK İNANÇ VE ADETLERDEN KURTULUP, HAK YOLUNDA İLERLEMEK İÇİN AKIL YOLUNA DAVETLİSİNİZ…

Bana Allah Yeter…

28.11.2018

Ne güzel bir tanımdır bu.
Her dara düştüğünde,
Her zorluğa göğüs gerdiğinde,
Herhangi bir sorunla karşılaştığında,
Hasta olduğunda,
Borca düştüğünde,
Bütün kalelerin zaptedildiğinde,
Bütün tersanelerine girildiğinde,
Bütün orduların, dağıtıldığında,
Devleti yönetenler kendi kişisel çıkarlarını, senin çıkarlarına tercih ettiğinde,
Koskoca değerler,
Türk oğlu Türklerin, Şehit oğlu şehit kanları ile sulanmış
Bütün fabrikaların, toprakların, değerlerin,
Yalnızca o lanet alıcıların dişlerinin arasındaki artıkları kapışmak için
ucuz bir bedel karşılığında satıldığında,
Devletini yönetenlerin, tüm ihaleleri, kendi yandaşları ile paylaştığında,
Ülkendeki dolar milyarderi sayısı bu sayede ayyuka çıktığında,
Atalarının alın terleri üzerinde tepinildiğinde;
Allah adını anan hırsızlar çoğaldığında,
Her türlü pisliklerini “Başörtüsü” kılıfı altında sakladıklarında;

Hiç dara düşme ve Korkma!
Çünkü, kim ne yaparsa yapsın,
Bu şafaklarda yüzen al sancak asla sönmeyecektir.
Ve
Söyleyeceğin TEK ŞEY,
Korkusuzca…

“BANA ALLAH YETER”

” De ki: “Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah yeter. O, kullarından haberdardır, onları görmektedir.” ” – İsra S. 96

” Sizinle bizim aramızda tanık olarak Allah yeter. ” – Yunus S. 29

” …. De ki: “Bana Allah yeter! Tevekkül edenler O’na dayanıp güvenirler.”” – Zümer S. 38

” De ki: “Sizinle benim aramda tanık olarak Allah yeter.… ” – Ankebut S. 52

” …. Onlara karşı sana Allah yeter. En iyi işiten, en güzel bilendir O. ” – Bakara S. 137

” Allah’a dayanıp güven. Vekil olarak Allah yeter. ” – Ahzap S. 3

” … Hesap sorucu olarak Allah yeter. ” – Ahzab S. 39

” İnkarcılara, ikiyüzlülere itaat etme, onların ezalarına aldırma; Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.” – Ahzab S. 48

” ….  Hesap sorucu olarak Allah yeter. ” – Nisa s. 6

” Allah sizin düşmanlarınızı daha iyi bilir. Dost olarak, Allah yeter. Yardımcı olarak da Allah yeter. ” – Nisa S. 45

” Böylesi bir beraberlik Allah’ın lütfudur. Herşeyi bilici olarak Allah yeter. ” – Nisa S. 70

” …. Biz seni insanlara bir resul olarak gönderdik. Tanık olarak Allah yeter. ” – Nisa S. 79

” …. Onlardan yüz çevir, Allah’ı vekil et. Vekil olarak Allah yeter. ” – Nisa S. 81

” Hem göklerdekiler hem yerdekiler Allah içindir. Vekil olarak Allah yeter. ” – Nisa S. 132

” Şu da var ki, Allah sana indirdiğini, kendi ilmiyle indirdiğine tanıklık eder. Melekler de tanıklık ediyorlar. Zaten tanık olarak Allah yeter. ” – Nisa S. 166

” …. Allah Vahid’dir, tek ve biricik ilahtır. Kendisi için bir çocuk olmasından arınmıştır O. Yalnız O’nun dur göklerdekiler ve yerdekiler. Vekil olarak Allah yeter. ” – Nisa S. 171

” O, resulünü hidayet ve hak dinle gönderdi ki, o dini tüm dinlere üstün kılsın. Tanık olarak Allah yeter. ” – Fetih S 28

” O müminler ki, insanlar kendilerine, “halk size karşı bir araya gelmiş, korkun onlardan” dediklerinde, bu onların imanını artırdı da şöyle söylediler: “Allah bize yeter. Ne güzel Vekil’dir O.” “- Ali İmran S. 173

“Allah bize yeter. Ne güzel Vekil’dir O.” =  Hasbünellahü ve nı’mel vekıl

İslamiyeti ve dini, bütünü ile şekil üzerinde arayan ve anlatan bir millet haline getirildik.
Uzun zamandır…

Çocukluğumuzdan beri;
Annelerimizin – babalarımızın ve
onların annelerinin – babalarının çocukluğundan ve belki de,
Yüzyıllardan beri anlatılan bir islamiyet vardır…

“İslamın şartı beştir” veya “imanın şartı altıdır” denir ve bir nefeste sayılır.

Oysa;
Genel olarak, “İslamiyet nedir?” veya
“Din nedir?” konusunda, bir çırpıda sayacak bir öğretimiz ise maalesef yoktur.

Din nedir, Dindar olmak nedir, İslamiyet nedir?

İyi bir dindar olmak için asgari şartlar ne olmalıdır?
Neler yapılmalıdır veya nelerden uzak kalınmalıdır?
Kuran, bu konuda neder emreder veya önerir?
O eşsiz ve benzersiz yaratıcının gücü ve kudreti nasıl birşeydir?
Bizlere emanet olarak verilen bedenler?
Canlılar, kurtlar, kuşlar, bitkiler?
Bir tohum, toprak, su ve güneşle kendi kendine yetişen yiyecekler?
Yağmurlar, dereler, göller, denizler?
İçinde yaşanılan bu muhteşem dünya?
Ve tüm bunların kullanım hakları?

*******

İslamiyette dindar olmanın ilk şartı olarak “namaz kılmak” yanıtı verilirken,
neden namaz kılmanın islamın şartı olduğu, körü körüne bir ezber ile arka plana atılır.

“Allah nedir, kimdir?” sorusuna verilecek yanıt;
Belki, “bizleri yaratandır, doğmamış ve doğrulmamıştır.” şeklinde olabilir?
“Gerçekten Allah kimdir?” dendiğinde ise,
buna bir nebze de cevap verebilmek için yeterince ilim sahibi olunması gerekmektedir.
Allah’ın büyüklüğünü hissetmeden, O’na yeterince saygı duyulması olanağı gerçekten zordur.
Emirlerin/önerilerin, beklendiği gibi yerine getirilmesine;
Emirler/öneriler yerine, batıl adetler ve İslamla ilgisi olmayan yaklaşımları ayırt edilmesine;
Ve özellikle, Dindar gibi görünenlerin hilelerinden korunulmasına olanak yoktur.

Topluma yararlı, ailesine ve kendisine yararlı, yaşadığımız dünyaya, canlılara, doğaya saygılı
iyi bir insan olmaya ilave olarak iyi bir dindar olabilmek için temel şart ise İNANÇtır.
Yani, öncelikle, öldükten sonraki yaşama MUTLAK SURETTE inanmaktır.

“Sura üfürülmüştür. Bak işte kabirlerden, Rablerine doğru akın akın gidiyorlar. Şöyle diyecekler: “Vay başımıza gelene! Kim kaldırdı bizi mezarımızdan? Rahman’ın vaat ettiği işte bu. Peygamberler doğru söylemişler.”. Topu topu korkunç titreşimli bir tek ses. Ve bakmışsın hepsi birden huzurumuzda divan durmaktadır. O gün hiçbir canlıya, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. Sizler, sadece yapıp ettiklerinizin karşılığı olarak cezalandırılırsınız.” – Yasin Suresi 51, 52, 53, 54

“İnkar edenler, kesinlikle, öldükten sonra diriltilmeyeceklerini iddia ettiler. De ki: “Hiç de öyle değil, Rabbime andolsun, mutlaka diriltileceksiniz, sonra da yaptıklarınız size elbette haber verilecektir. Bu, Allah’a kolaydır.” – TEĞABÜN SURESİ 7

“Kendi yaratılışını unutmuş da bize örnek veriyor. Bir de şöyle diyor: “Şu çürümüş kemiklere kim hayat verecek?”. De ki: “Onlara hayat verecek olan, onları ilk kez yaratandır. O, bütün yaratılmışları / her türlü yaratmayı çok iyi bilmektedir.” – Yasin Suresi 78, 79

“Ve şöyle derlerdi: “Ölünce mi, toprak ve kemik haline gelince mi, sahi o zaman mı yeniden diriltileceğiz?”. “Önceki atalarımız da mı?”. De ki: “Öncekiler de sonrakiler de.” – VAKIA SURESİ 47-49

“Öldüğümüz, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman mı? Biz gerçekten diriltilecek miyiz?”. “Önceki atalarımız da mı?”. De ki: “Evet! Ve, siz de. Aşağılanmış, ezilmiş olarak.”. – SAFFAT SURESİ 16-18

“Görmediler mi ki; gökleri ve yeri yaratan, bunları yaratmakla yorgunluğa düşmeyen Allah, ölüleri diriltmeye de kadirdir. Evet, O herşeye kadirdir.” – AHKAF SURESİ 33

Devamını Oku…

Diyanetim Benim…

17.03.2017

Diyanet İşleri Başkanlığını tanıyalım…
Ama
“Kaç tane cami var?

Kaç tane personel var?
Bütçe ne kadar?
Kaç tane Bakanlığın bütçesine denk bir bütçe?
Ve paralar nerelere harcanıyor?”
gibi sorularının ötesinde,

Olayın özüne bakmaya çalışalım Çünkü,
Bu iş, hem Türkiye hem de
bütün Müslüman alemi için son derece kritik bir konudur.
Gerçekten Allah’ın izinde mi yoksa
Hükumetlerin peşlerine takılmış ve
Sallabaş olmuş bir kurum haline mi gelmiştir?

Diyanet İşleri Başkanlığı KİMDİR?

Kuruluş tarihi :
3 Mart 1924 tarihinde, Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle

429 sayılı kanunla Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı’na bağlı bir teşkilat olarak kurulmuştur.

Amacı : Cami mescit açılışı izinleri vermek, namaz vakitleri, usulüne uygun hac, tesis kurmak.
araştırmalar yapmak vs gibi şekilsel işler dışında
yalnızca 1 temel amacı vardır. O da 

Din konusunda toplumu aydınlatmaktır.

Hangi din konusunda?

Kuşkusuz İslam Dini, yani Kuran’da ne yazıyorsa o…

Nasıl bir aydınlatma?
İslam Dininin Kuran’da yazıldığı gibi uygulanması,
Hurafelerden, yanlış örf ve adetlerden temizlenmesi veya
bunları engellenmesi…

İşte bu…

——————————————————-

Kritik sorular şunlardır:

Tüm bu konularda Diyanet ne yapıyor?
Halkı toplumu nasıl aydınlatıyor veya aydınlatacak?
Aydınlatmada rol oynayacak kişiler, yeteri kadar aydın mıdır?

Şu an dünyamız büyük bir sınavın eşiğinde.
Orta Doğu ve dünyanın büyük bir bölümü kan içerisinde;
Üstelik bu ülkelerin neredeyse tamamı Müslüman…
Bu konularda toplumun aydınlatılması için
Diyanet İşleri Başkanlığı ne işler yapıyor?

Devamını Oku…

Önceki Makale için Tıklayınız : “AK Parti’nin faydaları…”

“İşte sana o Kitap! Kuşku, çelişme, tutarsızlık yok onda. Bir kılavuzdur o, korunup
sakınanlar için”
(Bakara Suresi 2)

DİNDARLIK – “Kuran’ın, özüne uygunluktur.” ve Bunun için de, Kuran’ı Anlamaktır.

Kendilerini “Dindar” olarak tanımlayan insanlarımızın çoğunun
Okuduğu Kuran-ı Kerim’in Dili Arapça.

Dindar, aşağıdaki ayetleri okur/dinler,
Belki de duygulanır ve ağlar.
Döktüğü Gözyaşında,
Ayetlerin anlamının
herhangi bir bir KATKISI kesinlikle yoktur.
Ama Okunan Kuran’ın
Makamının ETKİSİ çoktur.

2013-06-31_NisaSuresi_136-138_1600x768

Devamını Oku…

“Dindarım” dediler,
Yıllarca mazlumu oynadılar.
Allah’ına tapan,
Dinine İnanan insanları temsilen; Güya…
Hep yakınırlardı zülümden…

Boyunları hep bükük gezerlerdi,
Söylemler öyleydi ki,
“İslam’ım” demek; Namaz kılmak,
Oruç tutmak, örtü bağlamak “sanki” suçtu ve
Hükümetler hep bunları ezerlerdi,

Sonra ne olduysa oldu;
Bu “Dindarım” diyenler,
Birden bire şahlanıverdiler,
Her nasıl oldu bilinmez ama,
İktidara geldiler.

Ama bir de gördük ki,
MAZLUM olarak düşünülenler,
ZALİM’lerin piri oluverdi aniden…
Sanki içlerinde büyük bir canavar vardı
Ve o canavar birdenbire uyandı.

Devamını Oku…

2013-05-30_İçki-ve-Atatürk2_900x900Demiştik ya daha önceleri;
Ne zaman ağzını açsa “Dindarım” diyen biri
Ve içkiyi konuşsa,
Sonu Mustafa Kemal’e dayanır.
Bir fotoğraf ve elinde bir kadeh içki…

Onlar, yalnızca Din’i eğip bükerler;
İslam Dinini…
Oysa bilmezler ki,
İçki hiçbirşeydir…

Belki de O,
Zemzem gibi saf ve kutsal kalır,

Bu İkiyüzlü Vatan ve Din Düşmanlarının
yaptıklarını yanında… 

Kuran’ın “İçki” Konusundaki ayetler nelerdir?
İçki ne kadar günahtır?
İçki neden ön plana çıkartılmaya çalışılıyor?
İçki içenin cenaze namazı bile kılınmaz mı?
İçki düşmanlığının arkasındaki asıl güç kim?
“Yasaklananmaya çalışılan İçki mi, Atatürk mü?”

Önceki Makale için Lütfen Tıklayınız :
“Yasaklananmaya çalışılan İçki mi, Atatürk mü?” 
http://diril.me/2013/05/24/yasaklananmaya-calisilan-icki-mi-ataturk-mu/

Şimdi bir de; Yine kendini “dindar” olarak tanımlayan bir başka
kesimin Atatürk’le ilgili bir başka görüşünü izleyelim…

Haydar Baş’ın Mustafa Kemal Görüşü

http://youtu.be/cQEr9jp_Fs4&w=560&h=360

Şimdi de, İçki içmenin neredeyse “en büyük günah” olduğunan inanan
Hatta, içki yasağını “İslam dini” ‘nin temeli olarak gören, İslam Dini’ne özdeşleyen
Veya İslam Dini’ni, yozlaştırmak için yoğun çaba harcayan, CASUS veya
Cahil kesim düşüncelerini bir de Kuran’ın ÖZ tarafından değerlendirelim…

Devamını Oku…

Gerçekten Yasaklanan İçki mi yoksa (Şekilde)
Yasaklanmaya çalışılan Atatürk mü? (Özde – Arka Planda)

Demiştik ya daha önceleri;
Ne zaman ağzını açsa “Dindarım” diyen biri
Ve içkiyi konuşsa,
Sonu Mustafa Kemal’e dayanır.
Bir fotoğraf ve elinde bir kadeh içki…

Onlar, yalnızca Din’i eğip bükerler;
İslam Dinini…
Oysa bilmezler ki,
İçki hiçbirşeydir…

Belki de O,
Zemzem gibi saf ve kutsal kalır,

Bu İkiyüzlü Vatan ve Din Düşmanlarının
yaptıklarını yanında… 

Kuran’ın “İçki” Konusundaki ayetler nelerdir?
İçki ne kadar günahtır?
İçki neden ön plana çıkartılmaya çalışılıyor?
İçki içenin cenaze namazı bile kılınmaz mı?
İçki düşmanlığının arkasındaki asıl güç kim?
“Yasaklananmaya çalışılan İçki mi, Atatürk mü?”

2013-05-30_İçki-ve-Atatürk_900x900

Bazı Kesimleri Atatürk’ten hoşlanmıyor.
Artık bunu açıkça dile getiriyorlar.
Hatta daha da ileri götürüp,
Hakaretlere bile başladılar…

Devamını Oku…

“Namaz, Allah’ın insanlar için sunduğu Altın bir Anahtardır; Yalnız,
hem Namaz kılıyor, hem de günah işlemeye devam ediyorsanız,
Ya “Namaz” olarak anladığınızda, Ya da sizde bir sorun var demektir…”

2013-05-22_Namaz1_900x900

NAMAZ NEDİR?

Namaz, Bir Şekil değildir,
Namaz “Öz”dür,
Allah’ın Yüceliğini hatırlamadır.
Kudretini, Kuvvetini, İlmini,
Servetini, Hikmetini, Güzelliğini…
Her yönüyle, her gün ve defalarca…

Namaz, Bir gösteriş değildir,
Namaz,”olduğun yeri” bilmektir.
Hiçbirşeyin bize ait olmadığını hatırlamadır.
Her öğün soframıza gelen yemek,
Soluduğumuz hava, Sağlık, sıhhat, afiyet için
Teşekkürdür. Her an ve Her Saniye…

Namaz, Fırtına Hızı ile yapılacak bir görev değildir.
Namaz, Sakinliktir, Huzurdur.
Kendinle  Hesaplaşma;
Yanlış yaptıkların ve yapmadıkların için,
Af dilemek, özürlerini sunmaktır Allah’a.

Devamını Oku…

2013-05-04_Kuranın-Bir-kısmını-redsdetmek_1_1200x900

HEY ! “Dindarım” diyenler,
Bütün gün kameralarla gezenler,
Her camide boy gösterenler,
Örtünmeyi reklam edenler,
Yalanlarla beslenenler,

SİZLERE SESELENİYORUM…

Devamını Oku…

Güç Bizleriz…

27.04.2013

Siyasette onu seçmek veya bunu seçmek zorunda değiliz…
Siyaset son derece yozlaşmış.

“Dindarım”, adı altında Dinin arkasından iş çevirenler;
“Atatürkçüyüm”, adı altında, Atatürk’e en büyük kötülüğü yapanlar…
Hepiniz aynısınız…

Hiçbiriniz ne Vatan, Ne Millet, Ne İnsanlık, Ne Din, Ne İlim, Ne Atatürk için çalışmıyorsunuz…

Herbiriniz yalnızca kendi çıkarlarınızın peşindesiniz
Ve bu nedenle birilerine boçlusunuz…
Özgürlüğünüzü, “küçük bir bedel” kaşılığında satanlardansınız
Ve Bizim için var olan; Vatan, Millet, İyi Ahlak kavramları ne yazık ki sizlerde mevcut değil…

Bizler ise hiçbirinizi tanımıyoruz ve istemiyoruz…
Sizleri o konumlara getirenler için çalışmayı asla kabul etmiyoruz…

Bizler savaşsız ve özgür bir dünya istiyenleriz…
Bizler, bütün canlıları ve doğayı sevenleriz…
Bizler, Alın terinin ve emeğin hakkına inananlarız…
Bizler, Bu topraklar için ölen bütün şehitlerimize saygı gösterenleriz…
Bizler, “ATA” larımızı el üstünde tutanlarız…
Bizler, “Yurtta Barış, Dünyada Barış” isteyenleriz…
Bizler, Alah’ın Kulu ve bu Vatan’ın evlatlarıyız…
Bizler, “Ya istiklal, Ya Ölüm” diyenler ve gerçekten ölebilenleriz…

Güç, bir avuç insan tarafından satın alınan ve yönetilenler değil,
GÜÇ, BİZLERİZ…

Facebook “As Bayrağını, Göster Kendini” Etkinliğine katılım için :
https://www.facebook.com/events/370703219705604/

Etkinlik Konusu :
http://diril.me/2013/04/22/simdi-butun-dunya-icin-bayrak-asma-zamanidir/

2013-04-27_BayrakAS_2

 

Bayrağını AS ve gel

Ne olursan ol, kim olursan ol,
Gel; Yalnızca gel…

Hangi Dinden,
Hangi Irktan,
Hangi Mezhepten
Hangi Milletten
Hangi Ülkeden;
Hiç önemli değil…
Bayrağını AS ve gel,

Bütün sömürülere karşıysan gel…
Alın terinin gerçek hakkını almak istiyorsan,
Eşit haklar, kardeşlik ve sevgi,
Ve savaşsız bir dünya…

Açlık ve kıtlıktan kurtulmak,
Gözyaşı ve kandan uzak durmak,
Sofrandaki ekmeğine bile göz dikenlerden
Kurtulmak istiyorsan;
Gel; Yalnızca gel…
Bayrağını AS ve gel…

Bu “Küresel Dünya”,
Onların düşledikleri gibi olmayacak…
Tefecilerin,
Yalancıların,
Savaş tüccarlarının,
Sınırsızca Zenginlerin,

Ve Sınırsızca tüketenlerin…

Milyonlarca insan ölürken gülebilenlerin,
Yokluğa aldırış etmeyenlerin,
Doğayı katledenlerin,
Dünyayı mahvedenlerin,

Ve Emeği sömürenlerin,

Kölelik arzulayan efendilerin,
Yalanlarla ülkeleri yönetenlerin,
Medyayı kontrol edenlerin,
Bilgiye hükmedenlerin…

Ve yalnızca kendilerini düşünenlerin…

Ne olursan ol, kim olursan ol,
Gel; Yalnızca gel…
Hangi Dinden,
Hangi Irktan,
Hangi Mezhepten
Hangi Milletten
Hangi Ülkeden;
Hiç önemli değil…
Bayrağını AS,
Kendini göster ve gel…

Göreceksin;
Bu dünya,
Bir elin parmakları kadar olanların değil.
Bu dünya Senin,
Yalnızca Senin…

Bunu hatırla ve gel…

Facebook Etkinliğine Katılmak İçin Tıklayınız :
https://www.facebook.com/events/370703219705604/

 

 

 

8 Nisan 2013 tarihi Nedir?

Bu tarih,
Türk’lerin Ulusal direnişinin başlangıç günüdür;
Emperyalizm ve onların işbirlikçilerine karşı,

2013-04-08_Silivri

 

Sivas’ta masum insanlarımızı yakan neslin
temsilcilerine karşı…

Bakınız :
Sivas Katliamını Unutmadık… Mazlumlar

Sivas katliamını Unutmadık… Zalimler

Irakta, Libya’da, Suriye’de, Mısır’da, Afganistan’da
Milyonlarca insan hunharca katledilirken
Hiçbir şey yapmayan, kıllarını bile kıpırdatmayanlara karşı,

httpwww.imgupload.netout.phpi1617_44.JPG 2003_3_20

Hatta, onları açıkça destekleyen,
Müminleri bırakıp da;
kafirleri dost edinen İKİYÜZLÜLER’e karşı….

İkiyüzlülere şunu muştula: Kendileri için korkunç bir azap öngörülmüştür.
Öyle kişiler ki onlar, müminleri bırakıp da küfre sapanları dostlar ediniyorlar.
Onların yanında onur ve yücelik mi arıyorlar? Onur ve yüceliğin tümü Allah’ındır.”
(Nisa Suresi 138 -139. Ayetler)

“Ey iman sahipleri! Müminleri bırakıp da küfre sapanları dostlar edinmeyin.
Kendi aleyhinize Allah’a açık bir kanıt mı vermek istiyorsunuz?
Şu da bir gerçek ki ikiyüzlüler, ateşin en alt katındadırlar.
Onlar için bir yardımcı asla bulamayacaksın.”
(Nisa Suresi 144-145. Ayetler)

“Ey Peygamber! Küfre sapanlarla, ikiyüzlülerle cihat et. Onlara sert davran.
Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü dönüş yeridir o! ”.
(Tevbe Suresi 73. Ayet)

Kanka4-2 2012-06-23_Dans_Büyük Kanka1

 

Atatürk büstlerine karşı durup,
Yeşil banknotlar üzerinde yer alan
Amerika Başkanlarına, İngiliz Kraliçelerine tapanlara karşı…

Kafir zulmünde inim inim inleyen insanlara,
Tecavüz edilen binlerce kadına, kıza
bir “gık” bile çıkar-A-mayanlara karşı…

Devamını Oku…

Şunu açıkça bilin ki

2012-12-21

Savaşlar yalnızca;
Top, Tüfek ve Kılıçla Olmaz…

Savaşlar yalnızca;
Savaş meydanlarında olmaz…

Savaşlar her an;
Ve her yerde olur…

Üstelik düşman EMPERYALİST;

Korkak,
Kaypak,
Hilekar,
Aşağı,
Bayağı,
Adi,
İkiyüzlü…

Aydınlıktan çok karanlıkta;
Meydanlar yerine,
Yeşil Banknotlar üzerinde;
Siyasetçilerinin ceplerinde, jiplerinde, evlerinde;
Türkiye Büyük Millet Meclisinin taa içinde…
Kalem tutan parmaklarda,
Dolma Kalemlerin mürekkebinde,
Ve A4 kağıtların TAM üzerindedir…

Sakın ha Sakın !
Düşmanı, “
Belki birgün karşıma çıkar” diye,
Bekleme cesaretle…

Korkak,
Kaypak,
Hilekar,
Aşağı,
Bayağı,
Adi,
İkiyüzlü  düşman;

karşına Çıkmaz, Çıkamaz, Çıkmayacak;
defalarca tekrarlandığı gibi tarihte…

Bu nedenle,
Sen sen ol;
Önce arkanı kolla.
Sonra Ya Allah Besmele…
Senin bir tek İMANIN yeter Onların CÜMLESİNE…

Devamını Oku…

Bedeviler: “İman ettik.” dediler.
De ki: Siz iman etmediniz.
Ancak “Müslüman olduk” deyin.
İman sizin kalplerinize girmemiştir.
Eğer Allah’a ve resulüne itaat ederseniz Allah, yapıp ettiklerinizden hiçbir şey eksiltmez.
Çünkü Çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir..”
HUCURAT SURESİ 14. Ayet

Hucurat Suresi 14. Ayetle açıklanan gerçek, İnsanların “İman ettik”, “İnandık” demelerinin,
onların gerçek anlamda inanmış olmayabileceğini açık bir şekilde ifade etmektedir.

2013-01-10_SatılanTopraklar

Devamını Oku…

Türk Dil Kurumu sözlüğünde sabır şu şekilde ifade edilmektedir:

1. Acı, yoksulluk, haksızlık vb. üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi, dayanç
2. Olacak veya gelecek bir şeyi telaş göstermeden bekleme

İnsanlar için bu kısacık yaşamda,
İyi günler olduğu kadar,
Zor günler de mutlaka vardır.

İyi günler çoğu zaman çok bencilce harcanır,
Zor günler ise yanlızlıkla ve,
Karşılaştıkları zorluklara sabrettiklerini söyleyerek….

2013-01-05_leo-tolstoy-tilqi-j

Devamını Oku…

TÜM Partilerin, yüreğinde biraz “KÖZ” kalmış Milletvekillerine;

Ülkemizde yapılan her türlü adaletsizlik,
Ülke kaynaklarının talan edilerek, ana gelirlerin emperyalizme,
Kırıntılarının ise belli başlı kişilerin ceplerine girmesi;
Irakta ölen milyonlarca insan, tecavüz edilen yüzbinlerce kadın,
Yuvaları dağılan milyonlarca aile konularında  bir “GIK” bile çıkartmayan;

2012-12-30_DolarMilyarderleriAksine,
Bazı kişilerin HALEN  avaz avaz bağırarak,
Hem NATO’yu hem Milleti çağırarak,
Milyonlarca masum insanın öleceği “Savaş Naralarına”
Şimdiye kadar SESSİZ KALAN Milletvekillerine sesleniyoruz…

Devamını Oku…

TÜRK KİMDİR ?

1. Türkler dünya tarihine Medeniyeti getiren ve bilinen en eski uygarlıktır.

2012-12-21_04Son araştırmalara göre, tarihimizin başlangıcı, Sümer tarihine kadar gitmektedir. Sümercenin aslı konusu çok yazılmış, çok işlenmiştir. Hemen her ulustan dilciler, Sümerce ile kendi dillerini karşılaştırmışlar, çıkar yol aramışlar, bulamamışlardır. Temeldeki gerçekler, Türkçe dışında, bütün dillere ters düşmüştür. İsa’dan önce 3300 (üç bin üç yüz) yıllarında başlayan, 3200 (üç bin iki yüz) yıllarında da yazının bulunmasıyla perçinleşen böyle bir uygarlığa,hiç kuşkusuz, her ulus sahip çıkmak istemiştir. Sümercenin Türkçe olduğunu ilk kez yirminci yüzyılın başlarında Prof. Fritz Hommel açıklamıştı.

Türkler, İkinci Adem olarak kabul edilen NUH Peygamberin üç oğlundan biri olan Yafes’in Neslidir.
Bakınız bu konuda Gazi Mustafa Kemal ne diyor?

“Efendiler, bu insanlık dünyasında en az yüz milyonu aşkın nüfustan oluşan büyük bir Türk milleti vardır ve bu milletin yeryüzündeki genişliği oranında tarih alanında da bir derinliği vardır. Türk milletinin kökünün dayandığı Türk adındaki insan, insanlığın ikinci babası Nuh’un oğlu Yasef’in oğlu olan kişidir.” –  Mustafa Kemal Atatürk

Devamını Oku…

“Ey iman edenler!
Öz benliğiniz, anne-babanız, yakınlarınız aleyhine de olsa,
zengin veya fakir de olsalar
,
adaleti dimdik ayakta tutarak Allah için tanıklık edenler olun.
Allah, ikisine de sizden daha yakındır.
O halde nefsinizin arzusuna uyarak adaletten sapmayın.
Eğer dilinizi eğip büker yahut çekimser kalırsanız,
Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.”

(NİSA SURESİ 135. Ayet)

adalet

Adalet, Türk Dil Kurumu Sözlüğünde şöyle tanımlanıyor…

1. Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe
2. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme . “Hiçbir kuvvet beni adaletin tecellisi için çalışmaktan menedemeyecektir.” – N. Hikmet
3. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. “Suçlular adaletin pençesinden kurtulamazlar.”
4. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk : “Germiyan’da Süleyman Şahımız adaletle hüküm sürer.” – F. F. Tülbentçi

Kendimize sormamız gereken soru şu;

Yozlaşmış Türk siyaseti ile gelen adalete inanıyor musunuz?
AKP İktidarı ile getirilen adalete inanıyor musunuz?
Bu İktidara ve Adalete canınızı, malınızı namusunuzu emanet edebilir misiniz?

Aşağıda İşçi Partisi genel Başkanı Doğu Perinçek’in savunması yer almaktadır.
Video’nın toplam Süresi yaklaşık bir buçuk saattir.
Yargılamanın temelinin ne kadar gerçek dışı,
Gerçek delillere dayanmadan,
Üstün körü,
Direktifle dosyalara konulmuş ve
Dava başlamadan önce kararlar, cezalar düşünülmüş bir yargılama olduğunu göreceksiniz.

Tam anlamı ile Traji-KOMEDİ…İzleyiniz.

Devamını Oku…

 “KÜRESEL DÜNYA” TİYATROSU İFTİHARLA TAKDİM EDER…

“El Üstünde Kimin Eli Var” …

Eskiden çocukların kendi aralarında oynadıkları bir oyundu bu…
“Kimin üstünde kimin eli var?”.

Şimdi ise dünya hakimiyetini bir avuç insana kazandırmak üzere oynanan bir oyun.
Süleyman İmparatorluğu… “KAN” üstüne kurulmaya çalışılan bir avuç “efendi” ile köleleri…

Oysa ki Süleyman, Allah’ına bağlı biriydi.
İsyankar değildi, Adaletliydi.

Üstteki kuklacının kim olduğunu sanırım herkes anlamiştır.
Alttaki kuklacıların içerisinde Bayrağı olmayan bir Orta Doğu Ülkesi.
Avaz avaz İran’ın nükleer tesislerini eleştirirken, kendi ellerinde kaç tane atom bombası olduğu bile belli değil.

Aynen Aziz Nesin’in “Deliler Boşandı” hikayesi gibi.
Çağımızda Doktorlar deli, deliler doktor olmuş durumda.

 

2012-12-11KuklaYeniCalismaTek---3_IplerKaldırıldı

Mustafa Kemal Atatürk’ün vermiş olduğu o muhteşem emir,

“ORDULAR ! İlk Hedefiniz Akdenizdir İleri !” (*1)

Devamını Oku…